MÎR ÇILGAMÊŞ
ÇIL = ZIL / ZAL / GIL

Mîr Ç/Gilgamêş, nîvxweda ye û xwedî hêzeke ser bi mirovan e.
Loma jê re hatiye gotin: Çilgamêş
(Gilgamêş)

Home  |  Destpêk  |  Ana Sayfa

 

Mîr Çilgamêş, Şêr û Mar.. Hêza Çil Gamêşa pê re hebû.

The Word of Gilgamesh is KURDISH - No doupt!

The word of "gilgamesh" consists of two words: gil + gamesh. "Gil " / "Zil" / "Zal" means "big" or 40 in Kurdish and gamesh means "ox" or water buffalo. These words are still used in Kurdish language. It is strange that nobody looks for the meaning of it elsewhere… 'Ga' is in Swedish "ko", in English "cow", 'gil' in Kurdish is 'gir' which means like in German "gross", or English great. A man who is extra strong is called in Kurdish "the man who has 40 oxen power".

 

 

 

Sümerce ''ga''
Kürdçe ''ga''
= boğa

Gilgamêş ismindeki hem GIL (çil, zil, zal) ve hemde GA ve MÊŞ (gamêş) MORFEMLERİNİN HEPSİ de KÜRDÇE'dir.

O zaman bu GILGAMÊŞ NEDEN kürd ve GILGAMÊŞ EFSANESİ ve DESTANI NEDEN kürd efsanesi ve destanı olmasın?

Şöyle ki:
Gilgamêş isnmindeki 'GIL' hem çil yani 40 demektir hemde zil yani zal demektir. Yakın kürd tarihindeki Rustemê Zal efsanevi şahsiyetin ismindeki gibi.. Zal kürdçe'de DEV, DEVASA, KUDRETLİ, GÜÇLÜ demektir. O zaman yarı tanrı olan efsanevi Gilgamêş'e de GÜÇLÜ anlamında olan ZIL (gil) GAMÊŞ denmiştir. Aslında bu isim iki isimden oluşuyor ama günümüzün dilbilgisi kurrallarına göre YANLIŞ bir şekilde tek, birleşik bir isim olarak telafüz ediliyor: Yani doğrusu ZIL GAMÊŞ'tir.

Gilgamêş mpodern kürdçe'de ga (boğa) anlamındadır. Boğa'nın bir benzeri olan camus'a da kürdçe'de zaten hala GAMÊŞ deniliyor.

Peki o zaman GILGAMÊŞ'in ismi NEDEN ve NASIL kürdçe bir isim olmasın?

 

 

 

 

 

Li çanda somerî gamêş dagera (sembola) hêzê ye.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


DESTANA DÎROKÎ YA KURDÎ:

MÎR ÇILGAMÊŞ



Destana Mîr Çilgamêşî, destaneke kevnar a Kurdistana mêjûyî (mesopotamiayî) ye ku bûye wêjeya kevnar a cîhanî. Ev destan, ku li ser kermeyên herî û bi tîpên şîlî (bizmarî) hatine nivîsîn, bi çîroka Mîr Çil Gamêş a bajarê Ûrûkê vedibêje. Bermayên herî li tam û têkuz ên vê çîrokê ku li ser panzdeh tabloyên kerme hatine nivîsînê, li nav kavilên pirtûkxaneya Asûrbanipal'î hat dîtin. Ew lêweya nivîsînê ya hatîiye dîtin, ji hêla hozanvanê kurd Sîn Lekke Unînnî ve li dor 1800 BZ hatiye nivîsîn.

Ev destan dîrokek vedibêjîne ku ji bo demeke dirêj derbasî warên çandî yên cihêreng ên herêma kevnare ya Mezopotamyayê bûye û di domana dîrokê de gelek hatiye guhertin.

Çîroka Mîr Çil Gameş Mîrê bajarê Ûrûkê li serdema someriyan li dor 2100 - 2000 BZ hatibû nivîsîn.

Di malpereke bi zimanê îngîlîzî de, ku li ser maneyên navan dixebite, https://www.names.org/n/gilgamesh/about) li ser navê Gilgamesh, li wir pir gelek kes dibêjin ku bi zimanê me ye, Wek erebî, ibranî, grekî û gelekên din. Lê haya kesî jê nîn e (yan jî lêkolînerên rojavayî xwe li nezaniyê datînin yan jî bi rastî nizanin...) ku peyva gilgamêl xwerû kurdî ye. Qet nebe di zimanê kurdî de peyvên gil yan jî gir û gamêş îro ev gher du peyv jî zindî ne. Kurd ziman û çanda xwe rind nadin naskirin û zanîn.

 

Gılgameş Destanı bize Kürd bir şair tarafından yazılmıştır.

Yine aynı bin yıllarda, Gılgameş sonrası yazılmış başka bir Kürd Destanı, ENUMA ELİŞ, Marduk krallığı bahsi, yukarı Mezopotamya, tarihi Kürd sınırlarının Güney bölgeleri.

 

 

 

 

 

MÎR ÇILGAMÊŞ - YEKEM LEHENGÊ EJFERHAKUJER

Mîr Çilgamêş yekem kesê destanî ya dîrokê yê ejderhakujer e.
Hemî lehengên ejderhekujer ên piştî wî ne.

 

 

 

 

 

 

 

 

Destana " Gil"gameş, BZ 3500, efsaneyek e ku li welatê Somerî (Sumer) qewimiye. Ev kêl, kêla yekem destana naskirî ya wêjeyî ye.
Kêla xewnê.. Li Muzexaneya Biblica ya Washington'ê ye.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Çilgamêş û Enkîdû

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gılgamış Zigguratı
Warka'nın zigguratı restore edilseydi böyle görünecekti.
Muthanna vilayetindeki Uruk zigguratının dünya ve tarihte bilinen en eski ziggurat olduğu belirtilmektedir.
Orijinal piramidal yapının M.Ö. MÖ 3500 civarında ziggurat.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Gılgamış Destanına ait, Kürdistan’ın Süleymaniye şehrinde bulunan tablet.

“Gılgamış Destanı, tarihin en eski yazılı destanının adı olup, 56 kil tablete Akad çivi yazısı ile kaydedilmiştir.

Kişiler; Enkidu, Utnapiştim, Humbaba, Şamhat, Gugalanna, İştar, Şamaş, Dumuzi...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

THE KURDISH ANALYSIS OF GILGAMESH

by Vehbi Tunc

 

 

 

 

 

 

 

 

Sümerce ''ga''
Kürdçe ''ga''
= boğa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

`

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Destan, ‘her şeyi görmüş olan’ diye başlar. 12 bölümden oluşsa da son bölümün, destanın ritmine uymadığı ve sonradan eklendiği yönünde değerlendirmeler var ancak aynı dönemde geçtiği ortak yorumdur. Bu özelliğinden dolayı araştırmacılar bu bölümü ilk yazıtlarda yayınlamamışlar, destana bütünlük kattığı için son zamanlardaki kitaplara almışlardır. Burada geçen ruh, ölümden sonra dirilme ve cezalandırmalar tartışılmaktadır. Gılgamış yeraltı tanrısı ile bunları konuşur ve Enkidu dirilir.

Batılı araştırmacılar destanı ilk çözdüklerinde büyük bir şaşkınlığa uğradılar. Çünkü Kitab-ı Mukkades’te anlatılan tufan hikayesi, Nuh’un Gemisi, seçilen canlılar neredeyse birebir aynısı idi. Oysa inanışlarında bunun öncesi olmadığı yazılıydı.

“Gemimiz hızla saplanmıştı Nemrut Dağı’nın yanına,
Daha sonraki kuşları, dört bir yana saldım dünyanın”

Gılgamış Destanı (M.Ö.1250), Kürt şair Sin Leqe Uninni tarafından Kürtlerin ilk atalarından Kassit dilinde yazılmıştır. Destanda bahsedilen geniş sedir ormanları, Zagros Dağları’na denk düşmektedir. Destanın üzerine kurulduğu Enkidu, ormanda yaşarken Gılgamış tarafından şehre indiriliyor. Bu orman Zagros Dağları’ndadır. Enkidu’nun da destanın da Kürt oluşunu buradan görebiliriz.

Bilindiği gibi destanda, savaşılan karakterler de sık ormanlarda yaşıyor. O dönem tek ormanlık bölge Uruk’a yakın olan Zagroslar’dır. Zagroslar tarihten günümüze Kürt yurdudur. Kimi kaynaklar bunun M.Ö 2000 yılları olduğunu yazar.

Kürtlerin ataları ilk kullananlar olması dışında; Asur, Babil, Sümerler ve Akad’ların kullandığı çivi yazısı İbranice ve Arapça’nın tersine, Latin alfabesi gibi soldan sağa okunur. Kürtlerin mitolojik atalarından olan Gutiler, Kassitler’den önce tarihte var olmuşlardır. Gutiler, Sümerler’den önce çivi yazısını kullanmışlardır. Bu tarih M.Ö 3000 yıllarına denk gelir. Gutiler’den, Kassitlere onlardan Mittani, Hurri ve Medlere gelinceye kadar Kürt toplumu arasında hiçbir kesinti olmamış, sadece yönetimler ve buradan hareketle isimler değişmiştir.

Ali Şeriati, “Orta Doğu kültürünün temellerini Pers kültürü, Pers kültürünün temellerini de Kürt kültürü oluşturur” diyor.
Metin üçüncü ağzından anlatılır. Bu yıllarda tarihsel ve efsanevi kişi yazınının yerini hayali otobiyografi yazarları alsa da destanın yazarı ve derleyicisi konusunda fazla şüphe yoktur. Destan, Güney Mezopotamya’nın Uruk şehri ve onun hükümdarı olan Gılgamış’ın, Enkidu ile arkadaşlığı ve Gılgamış’ın ölümsüzlük bitkisini aramasını hikaye ediyor.

Yaratılış, ilk günah ve cennetten kovulma benzerlikleri yeni dinlerde oldukça tartışma yaratmış, şüpheler uyandırmıştır. Böylece bu ‘semavi dinlerin’ kaynak, öykü ve referanslarının, neredeyse ayrıntılar dışında, Zerdüştiliğin, Avesta kitabında ve Gılgamış destanından alındığı görülmektedir. Bunun dışında mitolojik kahramanlar ve doğaüstü güçler ile tanımları bakımından ise; İlyada’ya kaynaklık ettiği yorumları genel kabul görüyor.

Tanrı, tanrıçalar ve görevleri ayrı ayrı tanımlanmıştır. Ninsun anatanrıça, Gılgamış’ın annesi, babası ise Lugabanda. Shambat oldukça tartışmalı bir karakter. Enkidu’yu vahşi ortamdan eğitimle ve cazibesi ile alıyor ve yerleşik kent yaşamına katılmasını sağlıyor. Shamash; güneş tanrısı, Sin; ay tanrısı ve ormanın, kötülük koruyucusu Humbaba ile savaşları önemli yer tutuyor.

Şiirsel bir yanı da var:
“İnsanı yarattığında tanrılar,
Ölümü verdiler ona,
Sonsuz yaşamıysa kendilerine ayırdılar.”

Siduri öğütleri ile Gılgamış’ı tanrısallık ve ölümsüzlük umutlarından vazgeçirip, insani varoluşu kabullenmeyi öğretiyor. Gılgamış ölümsüzlüğü kabullenmiyor ve ölümsüzlük bitkisini aramaya gidiyor, bulduğunda ise yılana kaptırıyor. Sonuçta mutluluğu tanrılarda değil, halkla birlikte yaşamda buluyor. Bu keşif yolculuğunun son zamanına denk geliyor. Destanın bileşeni annesi, Gılgamış’ın rüyasını yorumlaması ve sonuçta kavgalı bir tarzda Enkidu’yu bularak, arkadaş-kardeş olması ve Enkidu’nun ölümü etrafında şekilleniyor. Enkidu ile kutsal sedir ormanı koruyucusu Humbaba’yı, sonra cennet boğasını alt ederler.

Bütün bu belalar kendisini ret eden zevk düşkünü İştar’ı Gılgamış’ın reddetmesi ve İştar’ın, gök tanrısı ve babası, Anuyu bunların üzerine göndermesi üzerine oluşur: “Cennet boğasını bırak bunları ezsin” diyor. Fakat Enkidu ile Gılgameş boğayı yeniyor.

“Gidip yıkadılar kanlı ellerini
Bağışlayıcı bir nehirde,
Derinlerinde sonsuz Fırat duruyordu, hiç değişmeden.”

Bu savaşların sonunda düşmanlar cezalandırılır, fakat Enkidu aldığı yaralar sonucu ölür. Bu ölüm Gılgamış’ı tarifsiz üzer ve ölümsüzlüğü arama fikri buradan gelişir. Bunun için karısı ile büyük tufandan kurtulan tek kişi olan Utnapişhtimi arar. Utnapişthtimi’nin kayıkçısı, cennetin yolunu bilen, Urshaabi’den yardım ister.

Kayıkçı Gılgamış’ı Utnapishtim’e götürür. Tanrı tufanı anlatır. Ölümsüzlük otunun yerini söyler. Sonsuz yaşamın sırrını biliyor çünkü büyük tufandan tek kalan O’dur. Bu yolculuk ve tasvirler başlı başına bir destandır. Cennet tarifi ve ruhlar anlatımı sanki yeni dini kitaplardaki gibidir. Dönüşte uykuya daldığında yılan ölümsüzlük otunu çalar ve yılan ölümsüzleşir. Adem ile Havva’da da yılan onları kandırır. Ölümsüzlüğünü kaybeder ama Gılgamış yeni, halka yakın bir kişilikle döner.

Tarihte, Enkidu’yu şehre çeken Shambat ile Enkidu, Gılgamış ilişkisi çeşitli boyutlarda tartışılmış ve benzerlikler kurulmaya çalışılmıştır. Shambat için kutsal tapınak, Zigurat rahibesi veya Eros, aşk tanrıçası benzetmeleri yapılmıştır.

Tufan anlatımı, Enlil bu tufanın yaratıcısı tanrının adı ve ayrıntıları 11. tablette betimlenmiştir. Bu dönüşüm acaba 11. tez düşüncesini oluşturmuş mudur? Bütün dinleri ve kültürleri etkileyen bu destanın, 11. tez düşüncesinin sahibini etkilememesi için hiçbir neden yok. Sidari, öğütcü, bir dengbej gibi anlatıyor. Aruru yaratışın büyük tanrıçası. Enkidu’nun yaratılışı da bir benzerlik çağrıştırıyor. Anu’nu, tanrıların babası, Uruk’un koruyucusu isteği üzerine, Aruru, Enkidu’yu, Gılgamış’a arkadaş olsun diye kayadan şekillendirir ve onu ormanın bekçisi yapar.

Ninurta, savaş tanrısı. Enlil, büyük tufanı yaratan tanrı. Yunan tanrıları, İlyada ve Odessa destanı nerden geliyor? Gılgamış, Shambat’ı ormana gönderiyor, Enkidu’yu ikna edip, vahşi yaşamdan şehir yaşamına çeksin diye. Öyle de oluyor. Destansı bir anlatımla Shambat, Enkidu’yu ikna edip Uruk’a getiriyor. Geldiğinde, Gılgamış ile uzun bir kavgaya giriyor, yeneni yok, dost-kardeş oluyorlar.
Enkidu rüyasında: Anu, Enlil’e, Enkidu ölmeli diyor. Gılgamış da rüyasında, Enkidu ile dostluğu görmüştü. Enkidu hastalanıp ölüyor. Gılgamış tarifsiz üzülüyor.

“Kuşdilindeki sözleriyle etti Gılgamış:
Bir anıtla onurlandıracağım ölü bedenini.”

35 tanrı ve işlevleri tanımlanıyor. Nerdeyse İlyada’da bu kadar isim var. Ea, su ve bilgelik tanrısı, insanların koruyucusu. Ennugi en ilginç olanı; ikincil tanrılar, yani iblisler, İblis ikinci tanrı yani denetleyici. İştar; aşk tanrıçası. Shamash, güneş ve adalet tanrısı.

Süleyman’ın kuşdili bildiği söylenir yeni efsanede de. Kaynağı ne acaba? Anunnaki; yeraltına gidenlerin yani ölülerin tanrısı, ölüleri yargılıyor, kaderlerini belirliyor. Shamash büyük tanrı. Baş infazcıyı, yani yeraltı tanrısını, Nergal diye adlandırıyor. 12. bölümde bunlar işleniyor. Gılgamış Nergal’i sorguluyor. Ölüler, ruh ve yeniden dirilme. Yeni dinlerin üzerine kurulduğu felsefe bu değil mi? Ölümden sonra yaşamı tartışıyor, Nergal ile Gılgamış. Enkidu’nun yeniden dirilmesi ve destana bitişte katılması var. Ölümden sonra dirilişten söz ediliyor. Dinlerden nerdeyse 3000 yıl öncesinden bahsediyoruz.

Genel kabulu tartışmalı gibi görünse de destanın geçtiği bölge, derleyicisi veya yazarı, isimler ve destanda geçen yer adlarına bakılınca bunun bir mitolojik Kürt destanı olduğu söylenebilir. Bu tartışma yeni baskıların önsözlerinde daha çok geçiyor. Genel kanı bu yönde yoğunlaşıyor.

 

________

Kaynaklar:
- Danny P. Jackson, Gılgamış Destanı.
- Faik Bulut, Kürt Dilinin Tarihçesi.
- Alexander Heidel, The Gilgamesh Epic and Old Testament Parallels.
- W. G. Lambert ve A. R. Millard, Atra-Hasis: The Babylonian Story of the Flood.

Not: Batıda sekiz çeviri, yorum var, bizde Kürt ve Ortadoğu dillerinde unutulması, unutturulması için her şey yapılmış. Türkçe de bir iki kitap dışındakiler, bu çevirilerden ibaret. Yazıt-tabletlerin büyük bir bölümü Londra, British Museum’da.

 

 

İsmet Yüce | 26.09.2016 | Rudaw.Net

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Beni görüyor musunuz?
Ha iyi, ben kim miyim?
Pazuzu Pazuzu

Mezopotamya 'nın şeytanlar kralı ve Humbaba'nın kardeşi, Gılgamış ve Enkidu tarafından öldürülen canavar.
Pazuzu o kadar korkardı ki, diğer şeytanlar bile ona yakın, bu yüzden insanlar onu bu aşağılık iblislere karşı korumak için kullandı.

Bu Bronz Heykel ' in en güzel kısmı hala çocukları korkutmak için kullanılan el jesti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SOMER - SUMER

 

 

 


Foundation For Kurdish Library & Museum