ZAZE MAHABADÎ

Dîıroknas

Home †|††DestpÍk††|††Ana Sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kürd arkeolog Zaze Mahabadi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Akropolî, Atîna

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kashi art: Kuduro

Animals and deities playing musical instruments
“Unfinished” Kudurru, Kassite period


( Middle Babylonian Period), attributed to the reign of Melishipak, 1186–1172 B.C., found in Susa, where it had been taken as war booty in the 12th century B.C. (Louvre)

Kashi sanatı: Kuduro
Kodoro: Orta Babil döneminde (Cardonia Krallığı) Kassitler ile ünlü olan toprakların sahiplenildiğini kanıtlayan taş heykellerdir.
Kuduro'nun üst kısmında Mezopotamya tanrıları sembolik biçimde gösterilmiştir.
İkinci bölümde: Tanrılar müzik aletlerini çalarak sürüyü sunağa götürürken gösterilir.
Bu eksik kodoro'nun tarihi, Kashi kralı Mele Shepak'ın M.Ö. 1186-1172 dönemine kadar uzanıyor ve Ecemistan'ın Sousse şehrinde bulundu.
(Louvre müzesi)


The Kodoro: They are stone sculptures proving the appropriation of lands, which were most famous for the Kassites in the Middle Babylonian period (the Kingdom of Cardonia)
In the upper part of the kuduro, the Mesopotamian gods are shown in symbolic form
In the second section: The gods are shown playing the musical instruments and leading the flock to the altar
The history of this incomplete kodoro dates back to the reign of the Kashi king Mele Shepak 1186-1172 BC and was found in Sousse, Îlam (Partia)
(The Louvre Museum)


MÖ 1186-1172 orta Babylon döneminde Mezopomya'nın yöneticileri KASSİT'LER

O döneme ait ve kassit medeniyetine has kültürel bir öge olan kudduru'lar üzerine işlenmiş bir tören sahnesi .
Törende önlerinde kurban edilecek hayvanlar olan, sırtkarında sadaklar ve ellerinde bağlamalar taşıyan kişiler.
Kuvvetle muhtemel dini tören tanrılara adak
Ancak bu saz çalanlar sadece adak taşıyanlar mı görevliler mi yoksa rahipler mi?
Diğer önemli ayrıntı ise bağlama benzeri müzik aletinin çalınması, bu aletin kassitler döneminde Mezopotamya döneminde görülmeye başlanması onlar tarafından getirildiğini desteklemektedir.
Ok sadakları ise savaşçı ve asker olan toplumun statü göstergesi olarak görünmektedir.
İnsan betiminde en önemli ve dikkat çekici diğer ayrıntı ise başlarındaki başlık ve saç stilleri, bu saç stilli 20 yy başına kadar ezidi kürd toplumunun müzik yapan erkeklerinde görülür. Kassit halkının zagros dağlarından geldiği önerilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Kürderde 3500 yıllık bir gelenek
HUDANA VE HUDALERAYA YAKARIŞI...

 

 

Ya Xudayê heq!
Tu neheqan bike beq
Bavêje derekî req
Bila bike weqe-weq



Kürder yukardaki her iki isime de yabancı değiller. Kürdler ne zamanki tanrıdan herhangi bir dilekte bulunduklarında “ellerini havaya kaldırarak “Xwedana, Xwedalera …!” diye dua etmeye başlarlar. Herkes bu terimin “Xweda” yanî “Allah” için söylendiğini düşünür. Elbette dua edenin, derin bir hüzünle yakaran birisinin düşüncesinde yakarılanın “Allah” olduğu kesindir. Peki gerçekten bu her iki isim yani “Xwedana” ve “Xwedalera” nereden gelmedir? Bunu bilmek yakarıştaki amacı değiştirmez, ama en azından kimlerden kaldığını ve gerçek anlamlarını bilmede yararı olacaktır.

Bu her iki isimlerin orjinali “Ḫutena ” ve “Ḫutellura” olarak çivi yazılı tabletlere işlenmiştir. Bunlar Hurrilerin iyilik ve kader tanrıçalarının isimleridir. Yani aslında iki ayrı tanrıçaya aynı zamanda yakarılışı ifade etmektedir. Bunlar günümüz kürdçesinin alfabesine uyarlanması ise “Xwedana” ve “Xwedalera” biçimindedir.

Hurri tanrıçalarının kraliçesine Ḫebat denilirdi ve ona bağlı bir de tanrıçalar çemberi vardı, işte bu Ḫutena ” ve “Ḫutellura da o yapısalın içerisindeydiler ve bir çok yakarış ve dua onlara yönelik yapılırdı. Hittitlerde bile Teşşub ile Ḫebat’a atfen düzenlenen festivallerde onlardan bahsedilirdi. Bu tanrıçalar Kasitlerin Gulšeš DINGIR.MAHMEŠ adlı sağlık tanrıçası ile özdeşleştirilirdi. Ugaritte de Ḫutellurî’nin ismi ktrt (Kotharāt) diye telafuz edilmiştir.

Kısacası, Hurri-Mitanî, Hitit ve Ugarit çivi yazılı belgelerde bu her iki tanrıçadan hayli bahsedilmiştir. Öyle anlaşılıyorki “Ḫutena ” ve “Ḫutellura’ya” yakarış 3500 yıldan beri kürder tarafından dillendirlmektedir.

______________
Emil Laroche, Teššub, Ḫebat et leur cour, JCS (Journal of Cuneiform Studies, Cambridge, MA) 2, 1948, 113–136

Emil Laroche, Documents en langue hourrite provenant de Ras Shamra; Textes de Ras Shamra en languehittite, in: J. Nougayrol – E. Laroche – Ch. Virolleaud – C. F. A. Schaeffer (eds.), Ugaritica V. Nou-veaux textes accadiens, hourrites et ugaritiques des archives et bibliothèques privées d’Ugarit; com-mentaires des textes historiques (première partie) (Paris 1968) 447–544. 769–784Laroche 1974E. Laroche, Les dénominations des dieux ‘antiques’ dans les textes hittites, in: K. Bittel – P. H. J.Houwink ten Cate – E. Reiner (eds.), Anatolian Studies Presented to Hans Gustav Güterbock on theOccasion of his 65th Birthday (Istanbul 1974) 175–18

Yoshida, Ein hethitischs Ritual gegen Behexung (KUB XXIV 12) und der Gott Zilipuri/Zalipura, Bulletin of the Middle Eastern Culture Center in Japan 4, 1991, 43–61

Salvini, Die hurritischen Überlieferungen des Gilgameš-Epos und der Kešši-Erzählung, in: V. Haas(ed.), Hurriter und Hurritisch, Xenia 21 (Konstanz 1988) 157–172

Salvini – I. Wegner, Die mythologischen Texte, Corpus der hurritischen Sprachdenkmäler I/9(Roma 2004)


 

 

 

 

 

 

 

KÜRD MEDENİYETİ'NİN TARİHİ KALINTILARINDAN

HAKKARİ STELLERİ

 

 

Hakkari stelleri


Hakkari Stelleri tarihleme olarak MÖ 2000 denilmekte yaklaşık olarak buda orta tunç çağına denk gelmektedir yani yaklaşık olarak 4000 yıl önce.

Mallesef Türkiye'de bilim Etiği oluşmadığından hatta bilim gerçek manada ilkel benlik fikriyatına ayrılmadığından, mevcut bulunduğu kültür ve medeniyet konusunda netlik kazanmamış bulunan veriler de halının altına süpürülmüştür.

Ancak stelleri betimlemek gerekirse şöyle açıklanabilir. Kuvvetle muhtemel mezar stelleri savaşçı, kahramanlar için adanmış. Yada ölen bir kral için koruyucu olarak bırakılmış.

Stelller üzerinde özelikle dağ keçisi ve geyik resmî ve av sahnesi, ölenin iyi bir avcı olduğunu belirtmek için kullanılmış.

Aynı stellin üstünde düşmanına galip gelmiş düşmanını yere sermiş figürler betimlenmiş.
Mızrak, balta ve hançer mevcut.

Ayrıca buğday başağı olması bunların göçebe bir medeniyet olmadığı yerleşik hayatta geçildiği gösteriyor en azından yarı yerleşik yani yazın yaylada kışın ovada.

Bire bir stil kritiği için en kısa sürede Van müzesine gideceğim bu arada.

Kim ne derse desin bu medeniyet hala orda yaşayan halkın ataları hiç bir yerden gelmediler.
Ez cümle; bu tür stelleri veya heykellerin gözleri çukur ise göz oyuklarında mutlaka değerli yada yarı değerli taşlar mevcut olduğunu gösterir bizim uyanık bınkesri aile gözlerindeki mücevherleri çıkarmışlar.

Zaze Mahabadi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Aşk ❤️
Aşk her daim çok dikkat çekicidir.
Spinoza;
Aşkın girişi temel ilkel güdüler üstüne kurulmuş olsa dahi çıkış noktası olanın içinde emek sabır fedakarlık olduğunu söyler.
Spinoza’nın dediği gibi aşk kendi içinde bir metamorfoz geçirir, ilkellikten derinliğe doğru.
Tabi bu aşk için geçerli bir tanım ortalıkta aşkımsı fake duyguları kast etmiyorum.
Bu kadar aşk üstüne kelamdan sonra
Sümerce aşk kelamını yazıyorum
Hepinizin sevgililer gününü kutluyorum.. ZM

 

MÖ 776'dan kalma, Ağrı Krallığı (Urartu)

Urartu kralı I. Argişti'nin Argiştikhinli şehrinin inşasından bahsettiği iki çivi yazılı tablet

kralı I. Argişti'nin Argiştikhinli şehrinin inşasından bahsettiği iki çivi yazılı tablet.
1- Tablet #1 diyor ki: "Arghishti ben Minwa konuşuyor. Görkemli bir kale inşa ettim ve ona adımı Argishtikhinli verdim. Arazi vahşiydi. İçinde hiçbir şey inşa edilmedi. Nehirlerden dört kanal inşa edildi. Bağları ve meyve bahçelerini böldüm. Orada kahramanlıklar yaptım... Argishti, Ben Minoa, güçlü kral, güçlü kral, Bianelli kralı, Toshba hükümdarı."
2- Tablet #2: "Tanrı Haldi'nin büyüklüğüne yemin ederim ki, bu kanalı Minoa oğlu Argişti inşa etti. Arazi ıssızdı ve burada kimse yoktu. Haldi'nin lütfuyla bu kanalı Argişti yaptı. Minoa oğlu Argişti , güçlü kral, büyük kral, Toshba'nın hükümdarı Bianelli'nin kralı ".

Açıklamalar:
-Bianlı: Ağrı Krallığı'nın bilindiği isimlerden biridir.
Toshba: Eski Ararat krallığının başkenti. Şehir daha sonra Viani, Van olarak anılmıştır.
-Tarihi Argishtikhinli şehri bugün, kurulduğu kalenin kalıntıları olan modern Ermenistanın Aramavir şehrinin yakınında yer almaktadır.

 

Yedi 7 sayısının kutsanması sümerler, babilliler için mühimdir en önemlisi de ve kutsanmasıdır

 



Babilliler arasında yedi zigguratın 7 (yedi tanrının 7 tapınağı) inşa edildiği yedi tanrı 7 kompleksinden gelir.
MÖ 2. binyılda tanrı (Anu) tarafından yönetilen ve MÖ 1. binyılın ortalarında tanrıya (Al / El / El / En Yüksek) bulunan geç Babil metinlerinde daha sonra gelişen asurlular , ve Babil ve Asur'daki tapınakların rahipleri, her gezegenin tanrısına ibadet etmek için haftanın özel günlerini belirlediler ve bu bir ibadetti.


1. Pazar: Güneş ve adalet tanrısına (Şamaş) tapınma günüdür ve günümüze kadar tüm Hıristiyan kiliselerinde güneş tanrısı olan İsa'ya tapınma ve kutsallaştırmaya adanan gündür ve İngilizce olarak anılır. Güneş Günü veya Pazar, güneşin günü anlamına gelir.


2. Pazartesi: Ay tanrısı tanrıya (Günah veya Günah / Evet, El / El / El / El Babil'e dönüşen Sümer), tanrı Tanrı, Tanrımız ve şimdiki idolümüz ve onun İngilizce adı Pazartesi / Ay Günü Ay ve ibadeti bugün tüm arap ve islam ülkelerinde olduğu gibi cuma günü yapılmadı.


3. Salı: Kan tanrısı ve cehennemin hükümdarı (Nergel) Mars gezegeninin kan gibi kırmızı renkli (yunanlılar ve romalılara göre savaş tanrısı Mars) tanrısı için tapınma günüdür. Sümer tanrıçası (Erishkigal) ve ana tapınağı, daha sonra hasat ve ölüm tanrısı Ninurta ile birleştirilen Tel İbrahim'deki Kothi'deydi ve onlara tek bir tanrı olarak ibadet edildi.


4. Çarşamba: Bilge veya erdemli adamın adının geldiği Merkür gezegeninin tanrısı olan bilgelik ve bilgi tanrısına (Nabu) tapınma günü: (peygamber).


5. Perşembe: Daha sonra Babil ve Roma tanrılarının (Romalılar arasında tanrı Jüpiter) şefi olan Jüpiter'in tanrısı olan tanrıya (Kişar) tapınma günü.


6. Cuma: Aşk ve güzellik tanrıçası İnanna / İştar (aynı zamanda tanrıça veya tanrıça Anat / Anat / Kenanlı Astarte) / Venüs tanrıçası (sabah ve akşam yıldızı) / Zahra'nın ibadet günü. İlk müslümanların Babil'deki ibadetine adanan Pazartesi günü yerine, babası Tanrı'ya (Güneş veya Sin / Ali / El / El / Ay tanrısı) ibadet etmeye başladıkları gün, garip bir paradoks ve çelişki içinde, bunun nedeni bizim için karanlık değil!


7. Şabat (Yedinci gün, Rab'bin Şabat'ı, yaratılış sürecinden Tanrı'nın dinlenme günü): Uğurlu savaş tanrıçası ve tanrıça Şövalye'nin (Zababa) / daha sonra Tanrı'ya dönüşen Sümer tanrısı Ninurta'nın ibadet günü. tanrı Ninib veya Babil Ninab, bir gezegen Satürn'ün (romalılara göre tanrı Satürn) tanrısı ve ondan indi veya Yahudiler tanrılarını, savaş tanrısını (Yawi veya Yehova), orduların Rabbini türettiler ve onlar Şabat günü ona tapın ve onu kutsayın ve İngilizce adı Satürn Günü veya Cumartesi, yani Satürn'ün bugüne kadarki günü anlamına gelir.

People of Mesopotamia were playing music during the funeral to tell the gods about the arrival of the decease because they believed that music is the language of communication with the goddess.

Mezopotamya sakinleri cenaze sırasında müzik çalıyorlardı ve bunun tanrılara merhumun gelişini anlatmak için olduğunu v böylece müziğin tanrılar ile iletişim dili için olduğuna inanıyorlardı.

 

Li Xirabreşkê ('Gobeklitepe')

 

Arkeolog Zaze Muhabadi: Kürt kadını, Medea’dan bu yana kendini küllerinden yarattı…

 

 



Yunanlı büyük şair Euripides, Media Tragedyası’nın kaynağının bir efsaneye dayandığını yazar. Efsaneler birçok uygarlığın ortaklaşan sözsel sanat eserleridir. Kürtlerin atalarının kurduğu Med İmparatorluğu’nda kadınların güç olduğu ve büyük efsanelerin baş kahramanı olduklarını tarihçiler ve edebiyatçılar yad eder.
Euripides’in Media Tragedyası’ndan yola çıkarak Kürt Arkeolog Zaze Muhabadi ile doğalında gelişen kadın mitolojisi üzerinden, bilinenin dışında efsanevi Med ülkesinin kurucusu Medea üzerine muhabbet ettik.
Bu söyleşi spontane olarak, samimi sıcak laf lafı açan sohbet arasında gelişti. Yapılan sohbet o kadar derinleşti ki bilinen efsanevi bir karakterin farklı bir bakış açısından değerlendirmesi oldu. Bilinenin aksine Medea’yı konuşuyoruz.
İlk olarak şunu sormak isterim. Feminist edebiyatın ve kadın hak arayıcılarının önemsediğive mücadelesinden ilham aldığı Medea kimdir?
Kanımca öncelikle şunu konuşmak lazım; Medea tarihsel kayıt olarak nerde ortaya çıkmıştır? İlk ve tek kayıt Antik Yunan Tragedya yazarı Euripides’in Medea Tragedyası’nda ortaya çıkmış tarihi bir karakter olarak bilinir ki, Euripides MÖ 500’lü yıllarda Yunanistan’da yaşamış bir yazardır.
Ancak bahse konu karakterimiz Medea’nın çağdaşı asla değildir. Çünkü Med isminin ilk tarihe geçmesi Asur kralı III. Salmaneser'in dönemindeki (MÖ 858-824) yazılarda "Mada" adı ile kaydedilmişlerdir. Bu tragedyadan yola çıkarak. Medea’nın Med İmparatorluğu’nun kurucu annesi olarak varsayarsak, yaklaşık olarak 400 yıl öncesine denk gelmektedir. Bu tarihsel kaymalar tarihin babası sayılan Homeros’ta da görülmektedir. Yani kısaca Medea karakteri ve tragedyası varoluşundan çok sonraları yazılmıştır.
Yunanlı Tragedya yazarı Euripides’in konu edindiği Medea nasıl bir kadın karakteridir?
Güçlü kadın karakterleri her daim gücü elinde tutandır. Gerektiğinde sevdiği erkek için bütün dünyayı karşısına alan, gerektiğinde onu yerle yeksan edecek bir karakter. Medea efsanesi her daim öyle olagelmiştir. Ancak unutulmaması gereken bir nokta vardır ki oda o dönemdeki Yunan toplumunda kadının toplumdaki yeri, Antik Yunanda kadın, eğitim hakkı olmayan dışarıya hizmetçisi ve kölesi olmadan dışarı çıkamayan sadece evdeki işlerle meşgul olan sadece annelik vasıflarıyla var olan ki çocuk doğurmak çok önemli çünkü Polis’ e (Yunan site devletlerine şehir vatandaşı üretiyor) her şeye rağmen yönetimler tarafından ve vatandaş dahi kabul edilmemektedir. Spartalı kadınlar hariç. Erkek egemen toplumda güçlü kadın karakterler her zaman tehlikeli görülmüştür. Bundan dolayı ki bu güçlü karakterleri kötü göstermek için Yunan toplumu o dönemlerde onları cadı, kötü kadın olarak değerlendirmiştir.
Ataerkil toplum düzenine sahip Yunanlılar-Yunan yazarlar Medea gibi toplumda ve yönetimde bu derece söz sahibi olan kadınları istemediklerinden Medea ve halası Kolhisli Kirke örneklerini olabildiğince manipüle edip kötü göstermeye çalışmışlardır. Hatta Yunanların Medea trajedisinin yazarı Euripides’e 15 gümüş para rüşvet vererek çocuklarını Yunanların değil de Medea'nın kendisinin öldürdüğünü yazmasını sağlamaları antik dünyanın bilinen gerçeklerindendir. Burada ki amaç ise gerçekte sevdikleri için pek çok şeye katlanan Medea’nın ve kadınların gerçek hikayelerinin egemen güçler tarafından değiştirilmesidir.
Medea’nın güçlü bir karakter olmasının ana nedeni nedir?
Ana neden Zekâ ve aşka olan inancıdır. Öyle ki aşkı babasına ihanet etmesine kadar varacak derinliktedir. O sıradan bir kadın, hatta sıradan bir insan değildir. Düşünün; antik çağda her şeyin beden gücüyle yönetildiği bir dönemde, zekâsını, bilgeliğini ve bilimini ki bu şifacılığını, ilaç yapımında mahir olduğu aynı zamanda birçok zehir yapımında da kullandı elbette.
Aşkı için bütün sahip olduğu değerleri ki bunlar, “Kral babasının sahip olduğu krallık ve bu krallığın sahip olduğu altın post ki bu altın post, (sahip olan kişinin, iktidarı parayı ve gücü ihsan eden bir post) yerle yeksan edecek güçlü bir kadın karakterinden söz ediyoruz. Ancak diğer taraftan aşkına ihanet karşısında intikamı acı olan bir kadın. Kendini küllerinden yaratacak güce sahip bir kadın gücünden söz ediyoruz. Bunca kötü kaderi arkasında bırakarak yeniden kendini inşa etmesi ve bundan büyük güçlü savaşçı karakteri yaratması.
Medea bu kadar fedakârlık yaptığı aşkın sonucunda neler yaşıyor? Onu nasıl bir talih bekliyor?
Medea büyük güçlü Med Devleti’nin temellini inşa ediyor, ancak bunun öncesinde kısaca başından geçenleri Antik Yunan Tragedya yazarı Euripides’in Medea Tragedyası’nda belirttiği gibi özetlersek “Medea burada eşi İason'un hakkı olan şehre kendi yaptığı bir planla tek başına girer, İolkos Kralını öldürür ve şehri ele geçirir. İolkos Kralı kocası olan İason’un, ölümlü bir yolculukla altın post almaya göndermesinin asıl amacı krallığına konmak istemesidir. Fakat İolkos Meclisi onları sürgüne gönderir, bunun üzerine Korinthos'a giderler. Medea burada Korinthos Kralını zehirler, İason da bu sayede Korinthos tahtına oturur. Burada 7 kız 7 de erkek çocukları olur. Aradan 10 yıl geçer İason çeşitli bahaneler öne sürerek Medea'ya Kral Kreon'un genç kızı Prenses Glauke ile evlenmek istediğini söyler.
“Medea, İason'un kendisine tanrılar önünde yeminler ettiği günü hatırlatır”
İason o yeminlerin zor durumda edilmiş yeminler olduğunu söyler. Bu sözler üzerine Medea da onların hepsine bir tuzak hazırlar, düğün günü bu tuzakla hepsini öldürür sadece İason kaçarak canını zar zor kurtarır.” Ancak burada anti parantez içinde belirtmek lazım ki bilinenin aksine asla çocuklarını öldürmemiş, öncesinde de bahsettiğimiz gibi Yunanların Medea trajedisinin yazarı Euripides’e 15 gümüş para rüşvet vererek çocuklarını Yunanların değil de Medea'nın kendisinin öldürdüğünü yazdırmışlardır.
Güçlü kadın karakteri olan Medea, Med İmparatorluğu’nun kurucusu mudur?
Bu tragedyadan ziyade mevcut efsaneden yola çıkarak evet diyoruz. Neden efsane diyorum, çünkü bütün antik dönem Yunan tragedyaları efsanelere dayandırılmaktadır. Yani tarihsel kökeni mevcuttur. Medea Kolhis yani baba ocağına oğlu Medus’u alarak döner salgınla kuraklıkla mücadele eden bir krallıkla karşılaşır. Medea ile Medus'un döndüğünü öğrenen Perses (Medea’nın amcası) onların gazabına uğramaktan çekindiği için Medus'u yakalatarak zindana attırır. Bunun sonucunda daha da öfkelenen Medea rahibe kılığında yaklaştığı Perses'ten, Medus'u kendisine vermesini böylece bir erkeği tanrılara kurban ederek Kolhis'in üzerindeki belaları kaldırabileceğini söyler. Böylece Medus'u aldıktan sonra da ana-oğul Perses'i tanrılara kurban edip, ataları Aietes'i tekrar başa geçirirler.
Kendileri de buradan güneye inerek Med İmparatorluğu'nu kurarlar. Güneyden kasıt, Med İmparatorluğu’nun Kolhis’in (Karadeniz bölgesi) güneyi kastedilmektedir.
Med İmparatorluğu’nun kuruluşuna vesile olmuş Medea’nın kendi toplumuna ve Kürt kadınlarına etkisi nedir?
Bir halk düşünün, yüzyıllardır bağımsız vatanları yok. Ve hep başka halkların hükümranlığı altında yaşamaktadır. Her şeye rağmen kendi kültürünü, dilini, ananesini, dilini ve bunların bütünü olan Kürt kimliğini korumuş bu da ancak ailede kadının çabasıyla mümkün olabilir.
Kürt Kadın mononesit dinlerinde etkisiyle zaman içinde gücü arka plana itilmiş olsa dahi hep etkindir. Bu etkisi yaş aldıkça da artmaktadır. Kürt kadının kendi toplumunda ikinci sınıf vatandaş olarak görüldüğü hep başka mecralarca yansıtılmaktadır. Oysa hiçbir dönemde öyle olmamış, bilhassa hep yaptırım gücü yüksek yönetici ve karar verici aynı zamanda kararları bağlayıcı olmuştur.
“Doğu Kürdistan’da en yakın örneklerinden biri Zara’dır”
Kürtlerin coğrafi olarak ayrıldığı dört parçadaki Kürt toplumu üzerinden Kürt kadının toplum kimliğine etkisini ele alırsak, İran coğrafyasında kalan Kürt halkının kadınları cengâver, güçlü devrimci kişilikleriyle hemen hemen her alanda kimliğinin savaşını vererek zamana direniyorlar. En yakın örneklerinden biri Zara’dır. Çocuklara kendi kimliklerinin taşıyıcı kodu olan Kürtçeyi öğrettiği için İran devleti tarafından cezalandırılmıştır. Buradan sevgili Zara’ya da binlerce teşekkür ediyoruz.
“Barzan Bölgesi ve isimlerini sayamadığımız diğer bütün aşiretlerin karalar giyen dul kadınlarının yasları tazedir”
Irak’ta Kürt kadınlar, çok ağır bedeller ödemişlerdir. On yıllarca muhacir yaşamış, dağlarda, mağaralarda kalmış, evlatlarını kaybetmiş ve kendileri zulme maruz kalmışlardır. Hala canlı canlı kocaları ve çocukları Saddam tarafından çöllere gömülen, karalar giyen Barzani ve ismini bilmediğim diğer bütün aşiretlerin dullarının yasları tazedir. Ancak asla vazgeçmemişlerdir. Bir çocuğu öldüğünde diğerine kimlik bilinci aşılamıştır. Bunları hep kadınlar yapmıştır çünkü erkekler hep bir şekilde savaş içindedirler.
“Rojava’daki Kürt kadınları post modern amazonlarıdır”
Rojava’da yaşayan Kürt kadınları post modern amazonlarıdır. Bütün modern dünyanın silahları ile bahşedemediği bir yığın caniyle, IŞİD ile canla başla savaşmışlardır ve başarmışlardır. Yüzyıllar sonra bile masallar ve efsaneler bu kızları kadınları konuşacaktır, zalime boyun eğmemiş cesur kadınların şiirleri, şarkıları söylenecektir.
“Kuzey’de asimilasyona rağmen Kürt kimliğini kutsal değerlerini korumuşlardır”
Türkiye’de Kürt kadınları; öncesinde asimilasyona ve ağır kültür erozyonuna maruz kalmışlardır. Ancak ona rağmen kimliklerini, kutsal değerlerinin önceliklerini korumuşlardır. Zaman zaman direnişlere geçmiş ve toplumsal yapının en önemli oluşumlarından olan aile içindeki kimliği korumaya çalışmışlardır. Kırsal kesimdeki Kürt kadınlarında kültürel hafıza taşıyıcılığı daha yoğunken, şehirli kesimde kaygan zemindedir.
Her ne olursa olsun Kürt kadını Medea’dan bu yana kendisini, ailesini ve buna bağlı kimlik değerlerini küllerinden var etmiştir.
Ez cümle; ne zaman ki analarımız Kürtçe konuşmaktan vazgeçerlerse o zaman kimliğimizde ölür.
Resim: Wikipedia (Eser, kocası Jason'ın Glauce ile ikinci evliliğini kıskanan, Jason'dan intikam almak için rakibini ve kendi çocuklarını öldürmeye karar veren ve cesetleriyle birlikte Helios'un arabasında Hera'nın kutsal ormanına, Atina'ya kaçan Medea'yı temsil ediyor)
NOT: Medea Yunan mitolojisinin bir kadın figürüdür. Medea efsanesi antik çağlardan beri dünya edebiyatının en bilinen konularından biri olmuştur. Aynı zamanda görsel sanatlar ve müzik üzerinde güçlü bir etkisi oldu. Geniş bilgi edinmek isteyenler Wikipedia’da / İnternet’te okuyabilirler…

 

BasNews –
Röportaj: Ruken Hatun Turhallı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Zaze Mahabadî, Mêjûnas

 

 

 

 

 

KURDISH AUTHORS

 

 

 


Foundation For Kurdish Library & Museum