URARTU
BIANIA

XALDÎ
Kürd Uygarlığı

Home †|††DestpÍk††|††Ana Sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

Dînê wan ÊZDANÎ

Xwedanê Mezin ê Ûrartûyan: Xaldî

 

''Kürdlere Urartu’nun kavmi de deniyordu, ki önceleri değişik aşiretlere bölünen, ancak daha sonra, Van Krallığı döneminde bir araya gelen kürdler, çok gözükara ve savaçılıklarından dolayı, Asur Kralı Salmanasaar’ın gazabına uğramışlardı.''

A.Pierre Cholet, 1890 - Bitlis

Ama kürdler M.Ö 612 yılında nihayet birleşip, bütün Ortadoğu'yu köleleştirmiş olan köleci asurluları kelimenin tam anlamıyla tarih sahnesine bir daha ASLA dönmemek üzere haritdadan sildiler.

"The Kurds were also called the people of Urartu, who were divided into different tribes at first, but then came together during the Van Kingdom, and they faced the wrath of the Assyrian King Salmanasaar because of their very reckless and warlike quality."

A.Pierre Cholet, 1890 - Bitlis

But the Kurds finally united in 612 BC and literally wiped the slave-owning Assyrians off the map, never to return to the stage of history again.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Portrait of Urartian king Argishti-II date:714-680BC

(Göz anatomisi de tam kürd gözüne benziuor, ermenilerinkine değil ..
Ermeniler kürdlerin devletsiz-iktidarsız olmalarını fırsat bilerek, kürdlerin tarihini, dilini ve demografik yapısını değiştirip,
Kürdistan'da kendi göçek tarihlerinin boş olan altını doldurma hevesine kapıldılar.
Düşenin dostu olmaz derler ve yere düşeni herkes tekmeler, her insan olmayan tabi..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Çivi yazısı ile oyulmuş bazalt ve aslanların üzerinde duran kanatlı tanrı Xaldi (Haldi)
Van Tuşpa Krallığı (Urartu).
Tzvkan Kalesi'nde (Kef Kalesi) bulunan bu parça MÖ 7. yy'a tarihlenmektedir.
İşgalci türk ırk devleti yerinden alıp 'Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Ankara' denilen yere götürmüş..

 

 

 

 

 

 

Bitlis Adilcevaz'a bağlı Kef Kalesinde bulunan Urartulara ait rölyef.

Kef Kalesi Van Gölü'ne tepeden bakan stratejik bir konumdadır. Urartulara ait diğer kaleler gibi yüksek bir tepeye inşa edilmiştir.

Tarihçi ve seyyahlar kürdler için "Urartu milleti" demekteler.

 

 

 

 

 

 

 

 

''Kürdlere Urartu’nun milleti de deniyordu, ki önceleri değişik aşiretlere bölünen, ancak daha sonra,
Van krallığı döneminde bir araya getirilen k ürdler, çok gözükara ve savaçılıklarından dolayı, Asur Kralı Salmanasaar’ın gazabına uğramışlardı.''

A.Pierre Cholet, 1890 - Bitlis

 

 

 

HISTORIC URARTU LANGUAGE COMPARED WITH THE MODERN URARTU LANGUAGE (KURDISH)


The modern Urartus (Kurds) still speak this language



Part -I-


Saela-Sal (year)
Harî-Rê, (road) cihê lê diherin
Paba-Bav (father)
Mamû-Dê/Mama (mother)
Pit-Pitik (infant)
Kirt-Piçkek, kirtikek (little bit)
Ewr-Ewr (cloud)
Ewrî-Hêja, pîroz, bilind, key, qral (highness, majestic)
Pûle-Lûle,/Borî (pipe)
Xu-Xu/Xwe (self)
Xuraxt-Şervan, (warrior) kesê ku xwe bi rext/çek kiriye, kesê xwe rextiye
Ar-Ar, agir (fire)
Ebanî-Banî, (roof) wargeh, serê xaniyan
Mîn-Min (mine)
Û mîn-A min (to me)
Ûmînî-Welat, (motherland - "my place") cihê ku ya min e
Tîûîn/Tînî-Tişta (thirsty) tê, gotin
Tar sû a nî-Mirovê nêr (masculine) (tar-jiyandar, sû-însan/kes, a-a, nî-nêr)
Tar sû a mî-Mirovê mê (feminine)
Sa-Seg, kûç (dog)
Aspû-Hesp (horse)
Go-Ga (ox)
Kir-Ker (did)
Şidîûştin-Şidandin (to tie) girêdan
Kardû-Kirin (to do)
Ba Dûsî-Bi dûzî, (with order) bi rindî
Dû-Dû, dûxan/dûman (smoke)
Sûpî-Spî (white)
Pîr-Pêşeng (avantgard)
Kar-Kerre/Kevir (stone)
Karbî-Kevirî, kendal (cliff)
Nînî-Tûne, nîne (there isn't)
Xûr-Şûr (sword)
Orv-Rovî (fox)
Sar-Ser/Jor (up)
Kil-Kil, (make-up) bo mînak kildan, xwe kilkirin
Ştî-Tişt (thing)
Ştîye-Çi tişt e, (what is it)
Er-Wer, wisa (so)
Erştiye-Hûn çawa ne, (what is up) "we re çi tişt e", di wateya "merheba" de
Şîra-Şêr (lion)
Mar-Mar (snake)
Dvî-Dêv (giant)
Şaşşa-şeş (six)
Apta-Heft (seven)
Aptadvî-Dêva heftserî (seven headed giant)
Za-Zayîn (birth)
Ûşk-Ajalek Kîjan (which)

Arşîva Dara Gimgimî 

Urartu: Xaldi ustabi maşine şure
Kurdî: Xaldi bi çekan meşiya şerî

(Xaldi sikahlarıyla sefere çıktı)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Urartu coğrafyası

Urartu (Xaldiler) kürdlerin atalarıdır.

''Kürdlere Urartu’nun milleti de deniyordu, ki önceleri değişik aşiretlere bölünen, ancak daha sonra, Van krallığı döneminde bir araya getirilen Kürdler, çok gözükara ve savaçılıklarından dolayı,
Asur Kralı Salmanasaar’ın gazabına uğramışlardı.''

A.Pierre Cholet, 1890

 

 

 

 

 

 

 

 

"Yahudi literatüründe Ararat ismi Urartu Devletinin adı anlamına geliyor. Bu geniş ve dağlık bölge Aramice metinlerde 'Kardu' olarak geçiyor.
Yunanlılar 'Gordien' Ermeniler 'Karduk' demişlerdir. Nuh'un gemisinin Karduk'ta bulunan Cudi dağında karaya oturduğu bilinir."

Prof. William M. Brinner (Noah, Encyclopaedia of the Quran)

 

 

 

 

 

 

 

Tarihi Kürdistan, Mezopotamya, Anatolya, Mısır ve Avrupa’da ana tanrıça isimleri ..

Huba-Arubani

 

URARTULAR....

(MÖ 900 - MÖ 600)


Hitit İmparatorluğu'nun güçlü bir biçimde varolduğu ve bugünkü Xarpêt (Elazığ) yöresinde Hurri kökenli İşuwa Krallığını egemenliği altında bulundurduğu yıllarda daha doğuda da (Van gölü yöresinde) birtakım kabileler yaşamaktaydı. Bu bölge asurlular tarafından Uruatri (dağlık bölge) olarak adlandırılmaktaydı. M.Ö. 9. yüzyılın ortalarında, göçebe durumdaki bu kabileler birleşerek Urartu Devletini kurdular. Kendileri için Biaini terimini kullanan Urartuların başkenti Van Gölü kıyısında bir kayalığın üzerine kurulmuş bulunan Tuşpa idi. Ülkenin en geniş sınırları kuzeydoğuda Sovyet Ermenistanı'na, güneydoğuda Urmiye Gölüne, kuzeybatıda Erzincan’a, güneybatıda ise Malatya yöresi ve Toros dağlarına değin uzanıyordu. Buralarda askeri ve ekonomik amaçlı pek çok kent kurulmuştu (batıda Palu, kuzeyde Armavir Blur, Van bölgesinde Çavuştepe ve Fırat kıyısında Habibuşağı gibi). M.Ö. 8. yüzyılın ortalarında Urartu’nun etki alanı Suriye’ye doğru genişlemeye başlamıştı. Kral II. Sardur bazı Geç Hitit beylikleriyle bir koalisyon kurup asur egemenliğine karşı harekete geçti. Ancak asurlular M.Ö. 743 tarihinde Adıyaman-Gölbaşı yöresinde Urartu-Geç Hitit koalisyonunu yenerek Tuşpa’yı kuşatınca Urartu egemenliğine büyük bir darbe vuruldu. Aynı dönemde de kuzeyden göçebe Kimmerlerin saldırıları başlamıştı. Bu nedenlerle Urartular M.Ö. 8. yüzyıl sonlarında Van gölü yöresine çekilmek zorunda kaldılar. Daha sonra II. Argişti ve II. Rusa dönemlerinde yeniden bazı merkezler kuruldu (Toprakkale, Adilcevaz, Ecemistan'da (İran) Bastam, Aras ırmağının kuzeyinde Karmir Blur gibi). Buna karşın Urartu devletinin gerilemesi durdurulamadı ve M.Ö. 612 yılında Asur İmparatorluğunun yıkılışını izleyen on yıl içinde Urartu devletine Medler ve İskitler tarafından son verildi.

HUKUK VE EKONOMİ

Urartuların en önemli çalışmaları bayındırlık alanında olmuştur. Bunun nedeni de bölgenin sarp kayalık yapısı nedeniyle son derece ölçülü biçimde inşa edilmesi gereken kaleler ve şehirlerin gerekli olmasıdır. Urartular tarafından inşa edilen kale, kent, baraj, su kanalı, tapınak ve kaya anıtları bu bayındırlık çalışmalarının en canlı tanıklarıdır. Ayrıca Tuşpa’da kayalara oyulmuş olan Urartu kral mezarları türünün dünyadaki ilk temsilcileridir. Urartu sarayları genellikle iki katlıydı. Alt kat mutfak, banyo, tuvalet gibi hizmet birimlerine ayrılmıştı. Üst katta ise büyük bir kabul salonu ile yatak odaları bulunmaktaydı (Çavuştepe ve Adilcevaz Urartu sarayları gibi). Urartu devletinde her türlü alt yapı hizmeti devlet tarafından planlanmıştı. Bunlar arasında sulamaya özel bir önem verilmişti. Kral Menua’nın yaptırttığı 56 km uzunluğundaki su kanalı (Şamram Kanalı) 2800 yıl önce yapılmış olmasına rağmen bugün hala Van’da hizmet vermektedir. Aynı şekilde Toprakkale için inşa edilmiş olan Keşişgöl Barajı bazı onarımlarla günümüzde de kullanılmaktadır. Ayrıca Urartu şehirleri arasındaki ulaşımı sağlayabilmek için bir karayolu şebekesi kurmuşlardı. Dünyanın en eski ulaşım sistemlerinden olan Urartu karayollarının en etkileyici kalıntıları Bingöl dağları üzerindedir. Van’dan Palu, Harput ve Malatya’ya uzanan bu karayolu ortalama 5.40 m. genişliğinde olup, her 25-30 km. de bir konaklama istasyonu bulunuyordu.

DİNİ YAPISI

Urartular dini çok tanrılıydı. En önemli tanrıları Haldi (Savaş Tanrısı), Teişeba (Fırtına Tanrısı-Hititlerde Teşup) ve Şivini (Güneş Tanrısı) idi. Urartular bu tanrılara açıkhava kutsal alanları yanında kendilerine özgü büyük bir kompleks oluşturan tapınaklarda da törenler düzenlerlerdi. Bu tapınakların en ilginç özelliği tanrı heykelinin durduğu kare planlı yüksek kuledir. Dış yüzlerine tanrılara adak olarak sunulmuş tunç kalkanların asılı olduğu bu yapıların iç duvarları mavi ve kırmızının egemen olduğu duvar resimleriyle bezeliydi. Bu tür tapınaklara örnek olarak Ağrı’nın Patnos ilçesindeki Aznavurtepe kalesindeki tapınak ile Toprakkale’deki tapınak verilebilir.

DİL YAPISI

Dilleri Hurrice ile akraba olan Urartular, çivi ve hiyeroglif yazısı kullanıyorlardı. Urartu ülkesi ve çevresi gümüş, bakır ve demir kaynakları açısından zengin olduğundan maden işlemeciliği oldukça gelişmişti. Kuyumculuk, kabartmalarla süslü tunç kemerler, tunçtan heykeller, kazanlar, at koşum takımları ve silahlar ile demirden şamdanlar dikkat çekicidir.

 

 

 

MÖ 850 ila 700 yılları arası URARTU DÖNEMİ BRONZ MİĞFER
Enteresan olan bu miğferin üzerinde sümer tanrı'ları Enli ve Anu'nun şeklinin bulunması
Bir çok neden tez ortaya atılabilir ancak şimdilik hepsi muamma ...

 

 

 

ÜRETMEYENLER ÜRETEN VE MEDENİYET KURAN KÜRDLERİN ATALARINA SALDIRMA NEDENİ ÜRÜN YAĞMALAMAK
Ve bu talancıların o dönemki en önde gelenleri ÜRETMEYEN avcı, yağmacı köleci asurlular idi

Hayvanlar, Neolitik dönemden beri urartu yaylalarında evcilleştirildi ve bu görev, Nyiri kabilesinin büyük bir işgaliydi.
Urartu krallığının ortaya çıkmasından önce - böylece asurluların Neyiri istilasının asıl amacı MÖ 2. binyılda yerleşim yeri sığır çalmaktı. Ağrı döneminde hayvancılık tarımdan sonra ikinci plana atılsa da, ekonominin önemli bir dalı olarak kaldı ve Ağrı'da egemen dinde düzenli bir adak olarak da kullanıldı.
O dönemde urartu yaylalarında yetiştirilen hayvanlar arasında: öküz, manda, koyun, keçi, domuz, geyik ve sığır. Arkeolojik buluntular, urartu Ağrı Krallığı'nda sütün işlendiğini ve peynir yapıldığını göstermektedir.
Sığırların aksine, atlar stratejik bir askeri öneme sahipti ve askeri savaş arabalarını çekmek için kullanıldı. At yetiştiriciliği, Ağrı krallığında önemli bir uğraştı ve mükemmel çayırların (alpin doğası) bolluğu nedeniyle, komşu ülkelere göre daha iyi gelişmişti. Ağrı atları çok değerliydi. Örneğin Asur kralı II. Sargon tarafından değerlendi. Ağrı atları, Asur askeri seferleri sırasında önemli bir ganimet hedefiydi.
Urartularda Yaylaları uzun zamandır hayvancılık ve at yetiştiriciliğinin beşiği olarak ünlüdür. Atın evcilleştirilmesinin ve arabanın evriminin en eski izlerinden bazıları, sonraki yayınlarımızda üzerinde duracağımız, urartu Dağlık Bölgesi'nde bulundu.

-- Resim No. 1: Şalmaneser III'ün MÖ 858'de yaptığı başarılı askeri seferden sonra Ararat'tan atların çalınmasını gösteren bir Asur yazıtının parçası (Salmaneser III döneminden).
-- Resim No. 2: Kral II. Ararat Sarduri'nin ordusunun askeri savaş arabasını betimleyen kılıfının bir parçası (MÖ 764-735)

 

 

 

 

 

 

 

 


KARARTILMIŞ VE ÇALINMIŞ
KÜRD TARİHİ ÜZERİNE

 

Kürd kültürü yağmalanmış ve kürd tarihi çalınmıştır.

Kürd tarihiyle ilgili verilen bilgilerin ÇOĞU türklerin DAYATMASI ve satılık yada cahil kalemler eliyle türklerin yönlendirmesi yüzünden kökten YALAN yazılmış olan çarpık bilgilerdir. Kürd tarihini karartabildikleri kadar karartıyorlar ama karartamadıklarını da kendilerine mal etmeye çalışıyorlar ki kürdlerin vatanı üzerinde bir hak iddia edebilsinler.

Ama kimin tarihi kendisine mal ettiğine değil, tarihin KİMİ tasfir ettiğine, kimi tanımladığına bakın.

Kürdlerin komşuları KÜRD TARİHİ HIRSIZLARI'dır. Ama kürd tarihine asla sahip olamazlar çünkü gerçek er veya geç mutlaka ortaya çıkıyor, tıpkı bugün olduğu gibi..

İlk önce kürdlerin eski komşuları, ermeniler, asurlar, araplar, farslar ve bölgede çok sonradan zuhur etmiş türkler, kürd tarihi ve kültürü talancılarıdır.

Çalıntı mal sahibine iade ediliyor, hak yerini buluyor.

Asur, ermeni, arap ve farsların mirasçılarının çaldıkları kürd tarihi, kendilerini değil kürdleri tanımlıyor. Ama minareyi çalan hırsız, minareye bir kılıfta uydurmaya çalışmış çalışmasına ama kılıf koca minareye uymuyor bir türlü. Minare kılıftan çok daha büyük..

Türkler bütün bir kürd medeniyetini bir çırpıda türk yapma marifeti sahibidirler. Araplar ve farslarsa, kürd medeniyetinin kültürel ve toplumsal zenginliklerini araplaştırma ve farslaştırma marifeti sahibidirler. Ermeniler kürd dilini ermenileştirme marifeti göstermeye çalışıyorlar. Bunu öyle kaba bir şekilde yaptılar ki, kürd tarihinin bütün temel gövdesini çalarak, kürdlerin altını tam deşip, kürdleri HİÇBİR tarihi dayanağa dayanmayan, nereden geldikleri bile belli olmayan, sanki gökten zembille yeryüzüne indirilmiş HİÇBİR tarihi kökleri olamayan bir halk olarak gösterdiler. Tarihi, kültürü, dili bu kaba şekilde yağmalanmış kürdleri kendi aralaraında bölüşüp paylaştılar ve koskoca tarih, kültür, dil ve ülke sahibi kürdlerin yok olmasını umdular. Bunu becerebilmek için ellerinden gelen herşeyi yaptılar. Ama nafile. Güneş balçıkla sıvanmıyordu.

Kürd tarihi, kültürü dili yok edilmeyecek kadar büyük bir gerçeklikti. Çünkü medeniyetlerin en ilkiydi..

 

 

 

Kürd XALDİ (Urartu) Uygarlığı ''KÖLECİ ASUR'LULAR'' tarafından saldırıya uğrarken ..
- Urartu Tapınağı'nın asurlular tarafından yağmalanması temsili resmi
- KÜRDLER'in pastoral medeniyet çağında TARIM & HAYVANCILIK ÜRETİMİ ile kurduğu medeniyetler sürekli yağma ve talan saldırılarına maruz kalmıştır.

Eski ve antik çağlarda bu saldırıların başını ''köleci ve gaddar asur imparatolrluğu'' ve 'kandökücü' akadlılar çekmekteydi. Ta ki kürdler MÖ 612'de bütün boylarını birleştirerek Asur'a saldırp yerle bir edene kadar. O günden bu güne 'köleci asur imparatorluğu' yer yüzünden silinmiştir.

Kürd tarihi BARBARLIKLA KIYASIYA BİR MÜCADELE OLAN GÖZ KAMAŞTIRAN İHTİŞAMLI BİR MÜCADELE tarihidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

HISTORICAL KURDISH CASTLE AYANIS,
BUILD BY THE URARTUS - ANCIENT KURDS

(KÜRDLERİN ATALARI URARTULARA AİT TARİHİ KÜRD KALESİ AYANİS)

Wan Gölü yakınlarındaki Ayanis Kalesi - Kuzey Kürdistan


Ayanis Kalesi, Wan Gölü'nün doğu kıyısındadır. Adı işgalci türkler tarafından ''Ağartı'' olarak değiştirilen bu köy yakınlarında kayalık bir tepe üzerine kurulmuştur.
Urartu Krallığı'nı MÖ 685-653/650 yılları arasında yöneten Argişti'nin oğlu II. Rusa tarafından yaptırılmıştır.
Kale, anıtsal kapı ve tapınak cephesinde bulunan yazıtlara ve ayrıca dendrokronoloji sonuçlarına göre MÖ 673-72 yıllarından sonra yapılmış olmalıdır.
Deniz seviyesinden yüksekliği 1866 m olan kale, 100x400 m ölçülerinde ve ana kaya üzerine inşa edilmiştir.
Ayanis Kalesi'nin en önemli alanı Haldi Tapınağı'nın bulunduğu tapınak alanıdır. Tapınak baş tanrı ve savaş tanrısı Haldi'ye ithaf edilmiştir, bu bölgeden ok uçları, kalkanlar ve sadaklar gibi birçok askeri buluntu elde edilmiştir.
Tapınağın ön cephesinde ve giriş koridorunun iki yanında 88 satırdan oluşan Urartu tarihi için en uzun yazıtı (16m) olan 8 bazalt blok bulunmaktadır.
Tapınak duvarları, dünyada eşsiz bir tapınak özelliği olan kaymaktaşı oymalarından yapılmış oyma olarak tanımlanan süslemelerle süslenmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dilbilimci Nicholas Yakovlevich Marr “Kürdler, tarihin üvey evlatlarıdır.”

Marr, Kürdlerin Hint-Avrupa kökenli olduklarını savunurken Ön-İrani olmadıklarını açıkça savunan bilim insanlarından biri olmuştur. Bu tezler Sovyetler Birliği tarafından kabul görmüştür.

Marr'ın savunduğu görüşlerden biri, Kürdlerin yaşadıkları coğrafyada 'asil yerli' olduklarıdır. Bir çok kazı çalışması yürütmüştür.

Marr'ın Kürdlerle ilgili bilimsel tezleri henüz tamamıyla türkçe veya kürdçe'ye çevrilmemiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

Urartular'da din, devlet ve yönetimi için büyük önem taşımaktaydı. Urartular'ın en önemli tanrısı Haldi'nin, savaşa çıkan kralı kutsayan tanrı olduğuna inanılırdı.
Rölyef Ermenistan'da Erivan müzesi'nde

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Urartu dönenimine ait (M. Ö 810) ait gümüş bakraç (Kürdçe: Satıl)
Bakraç ilk olarak Mezopotamya'da kullanıldı. Günümüzde Kürtler tarafından hala kullanılmaktadır.
Yoğurt yapımı veya süt sağımında kullanılır.
İsviçre Müzesi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KÜRDLERİN ERÎVAN'I KURDUĞUNA DAİR TARİHİ BİLGİLER SABİT OLDUĞU GÖRÜLÜNCE
ERMENİ MİLLİYETÇİLERİ PANİĞE KAPILARAK KÜRDLERİN TARİHİNİ VE KÜLTÜRÜNÜ ÇALMAYA BAŞLAYARAK
KÜRDLERÊ DÜŞMANLIK YAPMAYA BAŞLADILAR

Ermenistan'ın başkenti (eki kürdçe ismi: Erebuni. Yeni kürdçe ismi: Rewan) Erivan'ın
Antik ismi (eski adı Erebuni) "kuruluş Belgesi", niteliğinde taş bir levha.

Urartu Kralı tarafından Erebuni Kalesi'ne MÖ 782'de kentin kuruluşu hakkında bazalt taş levha üzerine bırakılan çivi yazılı bir yazıtta şöyle yazılmıştır;
Menua'nın oğlu Argishti Tanrı Xhaldi izniyle.

"Bu ulaşılmaz kaleyi inşa ettim ve Biaina ülkesinin gücü ve düşman ülkelerin dehşeti için Erebuni adını verdim. Toprak ıssızdı, inşa edilen hiçbir şey yoktu.
Burada güçlü işler yaptım, Khale ve Tsupane (Tuşpa) şimdiki Van, ülkelerinden 6600 asker benim tarafımdan buraya yerleştirildi.

İlk kavim olduğundan dolayı kürdler bütün Yakındoğu (Ortadoğu) ve Kafkasya ve Karadeniz'in Kuzeyi'ni KÜRD KAVİMLERİ doldurduğundan
dolayı Moskova şehrini de kürdlerin kurduğu söylenmektedir.

 

 

"Yerebuni Kalesi"nde bulunan ve Urartu Kürd Kralı I. Argişti'nin Yeribuni kalesini inşasından bahsettiği, MÖ 782'ye tarihlenen çivi yazılı bir tablet.

Kral Arghishti tablette diyor ki:
"Tanrı Haldi'nin kutsaması ile, Argishti Ben Minoa bu büyük kaleyi inşa etti ve Bianelli'nin görkemi olmak ve kralın düşmanlarının kalplerine korku salmak için ona Yriboni adını verdi."
Ayrıca şunu da ekliyor: "Bu büyük iş, Toshba hükümdarı Bayanelli kralı, büyük kral Minoa'nın oğlu Argishti Tanrı Haldi'nin kutsamasıyla gerçekleştirilmeden önce toprak bir çöldü."
Toshba: Van'ın şu anki şehridir. "Van Krallığı" olarak da bilinen Ağrı Krallığı'nın (Urartu) başkentiydi.
▪️Bianelli: Tuşpa Krallığı halkının ülkesine verdiği isimdir. Kendilerine Vanai halkı diyorlardı.
Çivi yazısında V harfinin olmaması yerini P harfine bırakmıştır. Bu nedenle Bianelli'nin adı krallığının kurulduğu Van'a göre Vanilli'dir.
▪️ "Urartu": Asurluların Ararat krallığına (Tuşpa Krallığı) verdiği isimdir.
▪️ "Yerebuni" için "Yerevoni/Yerevan" ile aynıdır.

ÖNEMLİ NOT: Urartu Kürd Krallığı'nın merkezi kürd şehri Van'dır Ama krallık günümüz Ermenistan'ın da içinde bulunduğu Kafkasya'nın bir bölümünü de içermekteydi. Bu nedenden dolayı ermeniler Urartu'ya sanki ermenilerin tarihi mirasıymuış gibi büyük bir inkarcılık örneğiyle ve şövence sahip çıkmaya çalışıyorlar. Ermeniler kürdlerin topraklarına göz diktikleri için, kürdlere yönelik düşmanca davranmaktadırlar. Örneğin ermeniler hıristiyan oldukları için hıristiyan Avrupa'dan destek görmeye başlamışlardır. Ama Kürdistan'ın Serhad eyaleti başta olmak üzere Kürdistan'ın önemli bir coğrafi bölümünü ermenilerin yapmak için, kürdleri bir yandan Avrupa ve dünya nezdinde kötülemeye çalışmışlardır ve bir diğer yandan da kürdlerin tarihi ve kültürünü tıpkı işgalci türkler gibi aşırmaya, yağmalamaya çalışmışlardır. Hatta kürdleri parçalayarak zayıf düşürebilmek için 'zazalar ve ezidiler kürd değil' yönünde tarih ve dil yazıları yayınlamış ve kürdlere yönelik bu tür inkar ve tahrif çalışmaları da yürütmüşlerdir. Örneğin geçen yüzyılın başlarında işgalci türkler ermenilere saldırınca, ermeniler o dönemin hıristiyan dini yobazı Avrupa gazetelerinde bu saldırıların kürdlerden geldiği iftiralarına dizen makaleler yayınlatmışlladır. Bu makalelerden ''vahşi kürdler ermeni kızı diri diri ateşe vererek yaktı' adındaki çok bilinen birçok gazete haberi de vardır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİANİLERİN BAŞKENTİ TUŞPA
Özel Vatandaşları...

Urartu ( Biania)


Tuşpa Van halkı tıpkı antik dünyasındaki Atina halkı gibi öncekilere sahipti.

TUŞPA'lı Vanlı olmak ayrıcalıklıydı çünkü asiller orda yaşardı.
Gyevelek ve Savajq urartistik protokollerin metinlerinde Tushpa vatandaşlarından bahsediliyor.

Bunlardan ''TUDUDUMU-gör URUšpaini'' olarak bahsedilmektedir.

Büyük ihtimalle, başkent sakinlerinin bazı ayrıcalıkları vardı. Bunlar gerek mal varlığı gerek asaleten ve yönetici sınıf olmasından kaynaklı ayrıcalık tanınıyordu.
Görünen o ki bu işleyiş Van-Tushpa'nın sakinleri ve ataları hakkında en eski bilgidir.

 

 

 

 

 

 

 Kelaşîn Yazıtı'nın Tarihi ve Hikayesi

 



Kürdistan Bölgesi Başkanı Necirvan Barzani @IKRPresident iki dilde (Urartu ve Asurca) yazılan “Kelaşin Stedeli”nin önünde. Anıt üzerinde çatışmanın izlerini görmek mümkündür. Stel Urartu Kralı İşpuni ve Minua tarafından yazılmıştır. Zagros Dağı, Kelaşin geçidi. Kurdistan

 

04-02-2021 Rudaw

 

Hewlêr (Rûdaw) - Başkan Necirvan Barzani’nin iki dilde (Urartu ve Asurca) yazılan “Kelaşin Stedeli”nin önünde çektiği fotoğraf sosyal medyada paylaşıldı. Zagros dağlarındaki bu 2 bin 850 yıllık yazıt Urartu kralları tarafından inşa edildi.  

Arkaik Bilgiler adlı sosyal medya hesabı üzerinden Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani’nin 1980’li yıllarda peşmergeliği döneminde çektiği bir foğtoğrafı paylaşıldı.

Açıklama notunda ise, “Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani iki dilde (Urartu ve Asurca) yazılan “Kelaşin Stedeli”nin önünde. Anıt üzerinde çatışmanın izlerini görmek mümkündür. Stel Urartu Kralı İşpuni ve Minua tarafından yazılmıştır. Anıt üzerinde çatışmanın izlerini görmek mümkündür. Stel Urartu Kralı İşpuni ve Minua tarafından yazılmıştır” diye yazıldı.

Zagros Dağı’ndaki Kelaşin Geçidinde bulunan stedenl hakkında ayrıca şu bilgilere yer verildi:

“İşpuini ve İşpuini’nun oğlu Minua Ardini’ye Tanrı Haldi’nin huzuruna geldiklerinde, Tanrı Haldi için bir tapınak yaptılar ve Haldi’ye bir stel diktiler.

Efendi Tanrı Haldi’ye Saduri oğlu İşpuini ve oğlu Minua bu stedeli diktirdiler. Tanrı Haldi kendi mızrağıyla sefere çıktı. Mesta kentini ele geçirdi ve Pursua kentini ele geçirdi.

Saduri oğlu İşpuini ve oğlu Minua, Mesta, Qua, Saritu, Nigbi şehirlerini ve Pursua ülkesini ele geçirdi.”

Yazıt 2 bin 850 yıllık

Arkeolog Ahmet Kınay, çift dilli (Urartu ve Asurca) Kelaşin Stedeli’nin M.Ö 830 yılında Urartu kralları İşpuini ve oğlu Minua’nın ortak krallığı döneminde inşa edildiğini söyledi.

Bu iki kralın buraya dini ve kültürel ziyarette de bulunduklarını belirten Kınay, anıtın bir özelliğinin de Pers/Fars isminden bahsetmesi olduğuna dikkat çekti.

 

Tapınağın tepesinde Urartu’nun baş tanrısı Haldi’nin mızrağı, girişte sağ ve solda törensel kap ve üste de boğa bulunuyor. Tapınağın önünde ili de bekçi var.

Urartu döneminde Ardini (Musaşir) Antik Kenti’nin bulunduğu yerde olduğu tahmin edilen bu kent MÖ 714 yılında, Asur Kralı II. Sargon döneminde Asurlular tarafından yağmalanır.
Mizrak demirin Kürdistan coğrafyasında bulunması neticesinde ilk üretilen silahtır ve tarihin bütün dönemlerinde kürd orduları mızrak taşımıştır G.C)

 

Urartu Tapınağı'nın asurlular tarafından yağmalanması

 

Asur tabletine ele geçirilen eserlerin listesinin kaydedildiği biliniyor. Söz konusu tablette yer alan bilgilere göre, yağmalanan tapınakta Urartu Kralı Sarduri’nin (MÖ 844-828) oğlu İşpuini’nin (MÖ 828-810) heykeli, mabede armağan edilmiş boğa, buzağı ve inek heykelleri de bulunuyordu.

Tapınağın bulunduğu şehir daha sonra bölgeye yerleşen Acemler tarafından da gasp edilerek yaşmalanır.

 

Yazıtın içeriği

Üzerinde 2 bin 800 yıl boyunca maruz kaldığı darbeleri taşıyan Kelaşin Stedeli’ndeki yazıtta şunlar yazılıyor:

“Güçlü kral, Surili Ülkesi’nin kralı, Biainili Ülkesi’nin kralı ve Tuşpa Şehri’nin kahramanı olan Sarduri oğlu İşpuini ve İşpuini’nin oğlu Menua, Ardini şehrine, tanrı Haldi’nin huzuruna geldikleri zaman bir tapınak yaptırdılar ve Tanrı Haldi’ye bir stel diktirdiler. Tapınağın önünde Sarduri oğlu İşpuini kusursuz mızraklar sundu, çok kaliteli büyükbaş hayvan sundu, bakırlar sundu, bakır kaplar sundu, ...sundu ve tekrardan birçok büyükbaş hayvan sundu. Bunları Haldi kapısına koydu ve hayatımızın sevinci olan efendi tanrı Haldi’ye verdi. 1.112 büyükbaş hayvan, 9.120 gönüllü getirilen dişi keçi ve kuzu ve 12.480 büyük dişi keçiyi kurban etti. Sarduri oğlu İşpuini, büyük kral, güçlü kral, Surili Ülkesi’nin kralı, Biainili Ülkesi’nin kralı ve Tušpa Şehri’nin kahramanı, tanrı Haldi huzuruna Ardini şehrine geldiği zaman, tanrı Haldi’nin kuvvetiyle...

Sarduri oğlu İşpuini (ve) İşpuini oğlu Menua Ardini kentinde Haldi’nin huzuruna çıktıkları zaman Haldi’ye eşyalar adayarak dediler ki: ‘Haldi kapılarından her kim bir şey götürürse..., her kim bir başkasının (onları) götürmesine sebep olur ve hiçbir şey yapmazsa, her kim bunu hükümdarlardan saklarsa, .... Her kim Haldi’nin kapılarından eşyaların götürüldüğünü duyar ya da bir başkasına bunu yaptırırsa, Haldi onun tohumlarını yeryüzünden silsin! Her kim bu yazıtı yerinden kaldırırsa, her kim (onu) kırarsa, her kim bir başkasını böyle şeyler yapmasına sebep olur, her kim bir başkasına, git, onu yerle bir et, derse, Haldi, Teišeba, Šivini (ve) Ardini şehirinin tanrıları (onu) tohumlarını yeryüzünden yok etsin."

Van’da Haldi adında aşiret var”

Urartu isminden ilk defa M.Ö. 13. yüzyılda Asurca kaynaklardan bahsedilmiştir. Assur belgelerinde kullanılan Urartu tanımına karşın Urartular kendilerini aynı isimle tanımlamıyorlardı.

Arkeolog Ahmet Kınay, Urartu krallarının, yazıtlarında kendilerini Biainili Ülkeleri’nin kralı olarak adlandırdığına dikkat çekti. Urartu-Biainili eşitliği çift dilli (Bilingual) Urartu yazıtlarında mevcuttur.

İşpuini ve oğlu Minua tarafından Kelaşin Geçidi’ne konulan çift dilli yazıtın Assurca bölümünde Nairi ismi kullanılırken, Urartuca karşılığı Biainili olarak kullanılır.

MÖ 8'inci yüzyılda dönemin koşulları çerçevesinde Van Gölü, güney Kafkasya ve Rojhılat Kürdistanı’ndan güçlü bir merkezi devlet oluşturular.

Ahmet Kınay, 250 yıl bölgede hakim olan bu krallığın günümüze çok zengin bir arkaplan, kültür ve tarih mirası bıraktığını belirterek, bugün hala Van’da Haldi adında aşiretin bulunduğunu hatırlattı.

 

 

 

 

 

 

Kaçakçı adi tüccarlar tarafından Güney Kürdistan'dan taşınarak İran'a getirilmesi İran İslam Terör Diktatörlüğü tarafından ısmarlandı.
İran şimdi ulusal kendi müzesinde teşhir ediyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hurri kökenli Fırtına Tanrısı Teyşeba'nın Adilcevaz Kef Kalesinde bulunan rölyefi.

Teyşeba, Urartuların Fırtına Tanrısıydı. Urartuların üç tanrısından biri olan Teyşeba aynı zamanda Savaş Tanrısı'dır. Urartuların büyük Tanrısı ise Xaldi'dir.

Kardukiler de Teyşeba'ya inanırdı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİANİLER

 

Nairi devletlerinin (MÖ 858 - 844) İle birleşmesinden sonra, Tuşpa Van Krallığı (Asuriler'e Urartu) dedikleri ancak kendilerine BİANİ dedikleri, Eski Doğu'nun en güçlü devletlerinden biri haline geldi. Krallığın en eski şehirleri arasında, bugünkü Ermenistan'ın başkenti Erivan'ın güneydoğu eteklerinde bulunan Arin-berd tepesinde yatan Erebuni vardı. Erebuni ülkenin kuzeyinde önemli bir idari ve ekonomik merkez olmuştur. Khorkhor çivi yazısı yazıtına ve kentin kalesinde bulunan diğer iki kayda göre, Erebuni M.Ö. 782'de Kral l. Argishti I tarafından inşa edilmiştir. Erebuni'nin önemli bir askeri kale olarak rolünü teyit eden kentin kuruluşunun onuruna, çivi yazısı yazıtlı bronz bir kaide üzerinde duran silahlı bir savaşçı figürü yapıldı. Erebuni kalesi ustalıkla Van Krallığı geleneklerine uygun olarak inşa edilmiştir. Kale, çevredeki yerin hakimiyetinde duran yaklaşık 65 metre yüksekliğindeki bir tepeyi taçlandırdı. Kaleden, yerleşimleri ve şehre giden ana yollar ile birlikte Ararat Ovası'nın tam bir görünümünü açtı.

Kalenin üçgen yerleşimi tepenin şekli ile belirlenmiştir. Bir diğer dikkat çekici unsur, yolun sol tarafında duran ve kaleye girişi vurgulayan altı sütunlu bir revaktı. Portiko canlı fresklerle süslenirken, ona giden merdiven insan başlı bronz kanatlı öküz heykelleri ile çevrelenmiştir. Kale, tepenin yüzeyinin belirlediği, birbirine bağlı saraylar, ibadet evleri ve çeşitli seviyelerde yatan hizmet alanlarından oluşuyordu. Kalenin ana girişi, her türlü tören ve geçit törenlerini tutmak için kullanılan merkezi avluya yol açtı. Avlunun güneybatı ucu, Van panteonunun baş tanrısı tanrı Haldi tapınağını barındırıyordu. Tapınakta, yardımcı bir oda ve kulenin en üst seviyesine çıkan bir merdiven ve ayrıca 12 sütunlu açık bir revak bulunan dikdörtgen bir büyük salon vardı. Portikonun sütunları tasarımlarında iki katlıdır ve muhtemelen garnizon hazırlanırken kullanılmıştır. Sol uç duvarda kurbanlar için bir sunak duruyordu.Tapanın duvarları kayda değer banklar ile kaplıydı ve insan figürleri, tanrılar, çiçek ve geometrik süslemelerin renkli freskleri vardı.

Tanrı Haldi'nin kafasında taç ve sol elinde bir gardiyan bulunan bir aslan üzerinde durması oldukça dikkat çekicidir. Bu fresk, Urartu sanatının merkezi olarak bilinen Adildzhevaz'daki Teisheba tanrısının kısma temsiline benzer. Sunak üzerindeki açıklık, gün ışığına izin vermek ve sunak dumanını tapınaktan çıkarmak için yapıldı. Bahçenin ortasındaki tapınağın dışında, içi ve dışı gök mavisi boyalı olan başka bir inanç sunağı yer alıyordu. Tapınağın hemen yanında, kurban ayinlerinde kullanılan şaraplar için büyük (600 litreye kadar kapasiteye sahip) kavanozlara sahip iki şarap mağazası da dahil olmak üzere hizmet tesisleri duruyordu. Taş duvarlar ve sütun kaidelerindeki çivi yazısı, sarayın inşa edilmesinden kısa bir süre sonra genişletildiğini söylüyor. Argishti, kalenin düzenine organik olarak bağlanacak yeni tesisler ekledi.
Erebuni, kuzey işgalcilere yönelik askeri seferleri sırasında birbirini izleyen kralların ikamet yeri olarak hizmet etti. Ayrıca kalenin savunmasının güçlendirilmesine yönelik inşaat çalışmalarına da devam ettiler. Bunun dışında, kral ll. Sarduri ve l. Rusa Erebuni'yi kuzeye yönlendirilen yeni kampanyalar için bir sahne olarak kullandılar.
6. yüzyılın başlarında, Van Krallığı Akhamenid İmparatorluğu'nun satrap haline geldi (pers) Önümüzdeki yüzyıllarda birbirini izleyen yabancı güçlerin sayısız istilasına uğradı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bazı araştırmacılara göre Urartu döneminde haremlerle saraylar inşa etmek yönetici sınıfa mahsustur.
Toprak Kale mevkiinde, muhtemelen haremin bir parçası olan, sadece altmış altısı kadından oluşan Rusakhinili kasaba sarayının personelinin isimlerinin listelendiği kilden bir anıt levha bulundu.
Girik Tepe ve Haykaberd antik sitelerinde haremlerin bulunduğu sanılmaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Muş'un bulanık ilçesinde MÖ 7. yy ait urartular döneminde kalma demir tritium bulundu.
Genelde tarımda kullanılan aracın savaş silahı olarak kullanılmış olabileceği öneriliyor

MILHÊB - ŞENE..
An iron thriunum from the Urartu period of the 7th century BC was found in the town Bulanık of Muş.
It is possible that the tool used in agriculture and may have been used as a weapon

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Köleci Asur Krallığının Babil'e saldırmasında komutanlık etmiş III. Tiglat-Pileser (M.Ö 8.yy)

''Urartulu Sarduri bana karşı isyan etti. Kiştan ve Halpi'de onu yendim.

Silahlarımın dehşetinden korkup kaçtı. Kenti Tuşpa'da onu kuşattım askerlerinin çoğunu öldürdüm.''

Kürdün Yorumu: Hayatının en büyük hatasını yaptın, çünkü sonra urartuluların torunları olan medler, seni artık 10 bin sene sonra bile
bir daha tarih sahnesine geri gelmemek üzere ebediyen tarih sahnesinde sildi. Zulmün sonu zulm yapanın hüsranıdır.
Kürd halkına bugün zulüm yapan türk devleti'nin sonu da tıpkı köleci asurluların kürdlerin ataları medler tarafından uğratıldığı büyük bir hüsran ve yenilgi olacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Urartu baş tanrısı Haldi

 

 

 

 

 

 

 

Van Kalesi ve Tarihi Şehir (Gravür) 1890


Tuşpa adıyla uzun süre Urartu Devleti'nin başkentliğini yapan kale, Urartu kralı I. Sarduri tarafından M.Ö. 840-825 tarihleri arasında kurulmuştur.

Urartu (Xaldiler) kürdlerin atalarıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

The famous Soviet academic, originally from Georgia, Dr. Nikolai Yakovlevich Marr (1864–1934) :
"...
"If the Kurds one day hear that no one in the region has done anything except their ancestors, they will ask us to account for it ...
The language spoken by the Kurds today is the variant and branches of the Median language. Although there are some differences between the Urartu and Kurdish languages, the Urartu were one hundred percent Kurdish. This is normal, there are changes in all languages ...".

 

 

 

 

 

Archaeologists find remains of Urartian castle in Northern Kurdistan  

(Part of Kurdistan occupied by Islamo-Fascist Invader Turkey)  

 

"Archaeologists" examine the cistern of the newly-discovered castle, Van, eastern Turkey, June 16, 2021.

"Archaeologists" have discovered the remains of a castle dating back 2,800 years ago on a mountain at an altitude of 2,500 meters (8,200 feet) in the Gürpınar in Van province in Northern Kurdistan . According to their examinations, the findings show the Urartiann castle.

The remains were unearthed during an excavation project sponsored by Van Yüzüncü Yıl University. A large cistern with a depth of 6.5 meters, a length of 6.5 meters and a diameter of 2.5 meters, walls and ceramic artifacts were also found in the castle.

"Although it is believed to be dated back to the Urartian era like the Van Castle, we see that it was mostly used in the Middle Ages," Rafet Çavuşoğlu, the head of the excavation team and an archeology professor at Van Yüzüncü Yıl University, told Anadolu Agency (AA).

"We understand from the ceramic pieces, the cistern and the city walls that this place was built about 2,800 years ago," he said. He added that limestone rock and sandstone were used in the construction of the walls in the area.

The newly found castle will contribute to the historical richness of the district, Hayrullah Tanış, district mayor of Gürpınar, said. "In cooperation with Van Yüzüncü Yıl University, we made an important discovery here. We found a new castle witnessing the Urartian period and the Middle Ages. This discovery excites us in terms of tourism and culture," Tanış added.

 

 

 

THESE so called "ARCHEOLOGISTS" are LYING Islamo-Fascist invader Turkish archeologists. They attribute all Kurdish antiquities to other ethnic groups.
To the Assyrians, Armenians and even to the Turks who have not more than 900 years of existence in the area. The goal is to forcibly annihilate the Kurdish people,

 

 

 

 

 

 

 

Van'ın Gürpınar ilçesinde yürütülen yüzey araştırmaları sırasında 2900 rakımlı Ak Dağ'da Urartulara ait 4 kademeli olarak kullanılan, tepesinde gözetleme noktası, iç kısmında su kanalı, dev ev (dirhe) yer alan kale kalıntısı ile ana kayaya oyulmuş oda mezar bulundu. 08/2022

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Başkanı Prof. Dr. Rafet Çavuşoğlu, "Kale, 100 metre uzunluğunda ve 25 metre genişliğinde dikdörtgen şeklinde bir yapı ve İçinde ayrıca Orta Çağ'da yerleşim görmüş mimari mekanlar da bulunuyor. Ak Dağ'ın güney kısmının kademeli olarak yerleşim yerlerine sahip olduğunu gördük.
En zirve noktada da bir gözetleme noktası bulunuyor. Kalenin güney kesiminde kayaya oyulmuş 30 metre su kanalı var.
Bir diğer önemli olarak gördüğümüz şey kaya mezarı. Zeminden yaklaşık 10 metre yükseklikte dik bir ana kaya üzerine yapılmış olan mezar burada yer alıyor" dedi.

 

 

 

 

Asur kralları on üçüncü yüzyıldan itibaren yerleşik halklara karşı bir zorunlu yerinden etme politikası uygulamışlardır ve yerinden edilenler, asurlular denetimine tabi olan yöneticilerine ya da diğer kabilelerden gelenlere başkaldıran halklardır.

Asur Kralı Sargon'un Urartu kadınlarının mahkumlarının hükümlerine ilişkin bir metinde belirtilenler de dahil olmak üzere çeşitli ülkelerden mahkumlara yiyecek erzaklarının dağıtımına atıfta bulunuldu. Arracha ve Arzukhina ve metin, Kral Sargon'un yöneticilerine mahkumlara bakma ve onlar için yiyecek ve barınak sağlama talimatlarını doğrular.
Buna örnek tabletler şöyledi:

1/ Kral Sargon'un hükümdarı Nabor-dor-omer'e yazdığı mektubun metninde geldi: ((Kralın Nabu-dor-omer'e sözü bu Urartulara Manurki-Aşur'a gönderildi ve onları daha önce Arzukhina'ya getirecek) yerler...)).

2/ Kral Sargon'un Habur bölgesine sürgün edilen İsrailli tutsaklara erzak dağıtımıyla ilgili bir başka metninde de belirtildiği gibi, “Orada ekmek yemeliler...” metninde geçiyordu. bilir... tahıl ve susam yağını yediler, tıpkı kralın emrettiği gibi, onlara da yağ verelim mi...).
3 / Arabakha hükümdarının Kral Asurbanipal'e yazdığı mektubun metninde belirtildiği gibi, Asur kralından Elam ülkesinden getirdiği esirlerin sayısını Arapkha'ya erzak sağlayabilmek için azaltmasını istedi.


Binlerce esir..Kralın uşaklarının çoğu ona erzak sağladığı. Kralın kırk bin tayın buğday almam hakkında söylediği doğru ama bahsettilen bu tayın bu tutsaklar için yeterli değil, diğer yarısı...)).


Böylece tiran olan Asur krallarının yerinden edilmişlere ne kadar merhametli davrandığını göstermek için bunları kayıt altına aldığını görüyoruz.

Kaynaklar
1) Harry Sacks, Ashur'un Gücü, çevirmen, s. 182.
2) Azhar Hashem Sheet, Asur kralları tarafından izlenen tehcir ve kitlesel yerinden edilme politikasının analitik bir çalışması, Musul Studies Journal, Sayı 9, s. 50.
3) Muhammed Hamza Al-Tai, Asur Krallarının Siyasetinde İnsani Boyut, Athar Al-Rafidain Dergisi, Cilt 2, Sayı 1, s. 278.
4) Sami Saeed Al-Ahmad, Asurbanipal'in yükselişinden Shamash Shermokin'in ölümüne kadar Asur yönetimi altındaki Babil ülkesi, Sümer Dergisi, cilt 44, cilt 1-2, s. 57-58.
5) H.W.F.Saggs, “The Nimrud Letters 1952”, Irak, (Londra: 1974), Cilt 26, S.300.
6) J.E.Curtis, J.E.Reade, Art and Empire Treasures from Asur British Museum,P. 81.
7) SAA, Cilt.1, S.12.

Fredrick Mario Fales, “Tahıl Rezervleri, günlük erzak ve Asur Ordusunun büyüklüğü, Kantitatif çalışma”, SAAB, Cilt.4, s.28.

 

 

 

 

Temple of The God Irmushini

Temple to the god Irmushini in the Lower Fortress of the Wan province in Northern Kurdistan which the invader Turks changed the name of it to ''Çavuştepe'' Castle, which was built by the Urartian King Sarduri II (r. 764–735) some time during his reign in the 8th century BC.


Smooth basalt blocks were used to construct the temple's entrance. The cuneiform inscription commemorates the temple’s construction.


Kuzey Kürdistan'da Wan ilinde Urartu Kralı II. Sarduri (h. 764–735) tarafından M.Ö. Tapınağın girişinde düzgün bazalt bloklar kullanılmıştır. Çivi yazılı yazıt, tapınağın yapımını anıyor.

 

 

 

 

 

 

Hoşap Kalesi Gravürü 1850

Urartulardan kalma Hoşap kalesi Mahmudi Kürd Beylerinin yönetim merkeziydi.

Kalenin büyük bir kısmı Mahmudi Kürd beyleri tarafından inşa edildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ağrı Krallığı Uygarlığı (Urartu)

Kral II. Rusa tarafından MÖ 680-639 yılları arasında Eldaruni Nehri'nden (Hrazdan Nehri) Karlini şehrine su yönlendirmek için bir su kemeri inşasının anısına dikilmiş çivi yazılı bir yazıt.

II. Rusa döneminde, urartu, Ararat krallığının doğu cephesini işgalcilerden korumak için Rewan"da ("Erivan") yakınlarında ünlü "Karmer Bloor" kalesi inşa edildi.

 

 

 

 

 

 

 

 

MÖ 776'dan kalma, Ağrı Krallığı (Urartu)

Urartu kralı I. Argişti'nin Argiştikhinli şehrinin inşasından bahsettiği iki çivi yazılı tablet

kralı I. Argişti'nin Argiştikhinli şehrinin inşasından bahsettiği iki çivi yazılı tablet.
1- Tablet #1 diyor ki: "Arghishti ben Minwa konuşuyor. Görkemli bir kale inşa ettim ve ona adımı Argishtikhinli verdim. Arazi vahşiydi. İçinde hiçbir şey inşa edilmedi. Nehirlerden dört kanal inşa edildi. Bağları ve meyve bahçelerini böldüm. Orada kahramanlıklar yaptım... Argishti, Ben Minoa, güçlü kral, güçlü kral, Bianelli kralı, Toshba hükümdarı."
2- Tablet #2: "Tanrı Haldi'nin büyüklüğüne yemin ederim ki, bu kanalı Minoa oğlu Argişti inşa etti. Arazi ıssızdı ve burada kimse yoktu. Haldi'nin lütfuyla bu kanalı Argişti yaptı. Minoa oğlu Argişti , güçlü kral, büyük kral, Toshba'nın hükümdarı Bianelli'nin kralı ".

Açıklamalar:
-Bianlı: Ağrı Krallığı'nın bilindiği isimlerden biridir.
Toshba: Eski Ararat krallığının başkenti. Şehir daha sonra Viani, Van olarak anılmıştır.
-Tarihi Argishtikhinli şehri bugün, kurulduğu kalenin kalıntıları olan modern Ermenistanın Aramavir şehrinin yakınında yer almaktadır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KÜRDLER - MEDENİYETİN EN ESKİ KAVMİ

Medeniyet medeniyet olalı, Kürdistan topraklarından başka bir yerde yaşamamış olan kürdlerin tarihinin 'olmaması' mümkün müdür?

Kürdler yeryüzüne gökten zembille indirilmediler. Ülkemizi elimizden alan barbar fetihçi-müslüman araplar, türkler ve acemler (farslar), işgalci oldukları gibi aynı zamanda büyük bir talancı ve HIRSIZDIRLAR. Tarimizi bile çaldılar.

Örneğin Dr İsmail Beşikçi'nin dediği gibi, Kürdistan'da arkeolojik kazılar neticesinde ortaya çıkan tarihi eserleri, binlerce yıdlır Kürdistan'da yaşayan kürdlere ait olan bu tarihi eserleri bile, kürdlere değil ama, ya asurlara, ya ermenilere, ya araplara, ya acemlere (farslara) ve hatta bölgeye daha dün gelmiş türklere bile ilişkilendirirler.

Buna ahlaksızlık ve hırsızlık ve hatta medeniyet düşmanlığı denir. Çünkü kürdler ve kürdlerin üzerinde yaşadığı ülkeleri Tarihi Kürdistan, medeniyete en büyük hizmetleri vermiş bir ülke ve halktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Urartu Leydisi


Çavuştepe Kalesinde mücevherleriyle gömülmüş Urartu dönemi kadın mezarı kazısı.
Urartu ölüm ritüelleri arasında Kremasyon (ceset yakma) yaygın olmasına rağmen daha asil sınıf inhumasyon (toprağa gömme) şeklinde yapıldığı
çıkan kanıtlardan tespit edilmiştir.
Mücevherleriyle gömülen kadının 20 ila 25 yaş arasında olduğu varsayılmaktadır.
Ayrıca urartularda mücherin statü sembölü oldığunu kanıtlamaktadır.
Urartular çağdaşlarıyla kıyaslandığında mücevherat işlemesinde şüphesiz çok ileri seviyedeydiler.
Kürdler günümüüzde de elişi sanatında çok ileri bir halktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ÎLAM-ELAM

GUTI

CORDUENE

HATI-HITIT


MITANÎ

MED

PARTIA

HURÎ

KASSİT

SUBARTU

ÎLAM - (Elam)

URARTU

BABÎL

SOMER-SUMER

MEZOPOTAMÎA

 

 

DÎROKA KURDA

 

 


Foundation For Kurdish Library & Museum