DÎROKA KURD
LI ÇAVKANIYÊN BIYANIYAN
Until the lions write their history, history gives every praise to the hunters.

Home †|††DestpÍk††|††Ana Sayfa

 

 

 

Since the Kurds were the earliest community founders (proto-clans) in historical Mesopotamia, they spread throughout Mesopotamia since the begining of the historical process. As Ferdinand Hennerbichler state: “Kurds are clearly visible from the earliest traceable beginnings as the indigenous people of the Neolithic, Northern Fertile Crescent lands of the Near East and Eurasia.” In this connection, as there are tribes derived from the Kurds, many tribes also lived among the Kurds. As the Kurds established their own kingdoms and empires such as the Gutians, the Mitanians, here were also Kurds in the kingdoms and empires of many other peoples, as in the Sumerians and the Hurrians. The Hurrians are one of these peoples, including the Kurds. This does not mean that even though the Hurians were from the Semitic race and were pledging allegiance to the gods and religions of other peoples, this does not mean that they were not the ancestors of the Kurds. There were also Kurds among the Hurrians as in the Sumerians, and these Hurri-Kurds are of course considered to be the ancestors of the Kurds.

 

 

 

 

GİRİŞ

Kürtlerin tarihine bakınız, mübalağasız 4 bin yıllık bir direniş ve devlet geleneğimiz var. Hatti olarak direnmekle Hattuşaş'ı ortaya çıkarmış, Mitanni olarak direnmemiz Waşuganni'yi. Zagroslardan Luvi olarak inmiş Babil'i ele geçirmişiz çevre halklar Kassit demiş, biz kendimize Lulubi demişiz. Bu saydıklarımın her biri imparatorluktur. Her biri yüzlerce yıl yaşamıştır. Sonrasında Skyt olarak Susa'da tekrar imparatorluk olmuş, içerden darbe ile dağıtılmış ve Med olarak tekrar imparatorluğa dönmüşüz. Son imparatorluk Part'tır, 450 yıla yakın imparatorluk olarak yaşamıştır. Buraya kadar saydıklarım Kürt hikayesinin Ur hanedanlığıyla başlayarak kayıtlara geçmiş tarihsel seyridir. Bunların dışında kürt devletleri var, başkentleri, yöneticileri biliniyor.


Tarihte her milletin ve her devletin yenilgileri vardır ve olmuştur. Kürtlerin tılsımı Lulubi isminde saklı, "ışığın çocukları-ışığa hükmedenler" şeklinde çevirmek mümkün. Hattuşa da öyle. Hetaw, zazakideki Tij'in karşılığı, güneş (ışığı-aydınlığı) anlamında. Yazım farklılığı bizlerin bu bilgileri farklı milletlere ait kayıtlardan aktarmış olmamızda. Taş ve tabletlere sinmiş transkripsiyon tozuna üflediğimizde bu isimlendirmelerin kürt aslı ve karakteri beraklaşıyor, anlamını buluyor.


Bu tarihi değinmeden de anlaşılacağı gibi kürtlerin her zaman ışığı ve yol göstereni vardır ve olmuştur. Kürtlerin her zorlu dönmeden sonra tekrar felaha taşınmasının sırrı da ışığa verdikleri önemde karşılığını bulur. Bugünkü felaketimiz bu noktada düğümleniyor. Kürtlerin tarihinde ilk defa millete öncülük edecek aydın, ruhban ve yönetici sınıflar ezici ekseriyetle işgalcilerin dini-ideolojik safsatalarıyla donanmış olarak fiilde işgalcinin bileşeni hatta askeri durumunda.


Zayıf çıra önünü ışıtmaya yetmez. Kürtler sönmenin eşiğinde. Güneş kralları beklemeyin artık, o Güneş'i kürtlerden çaldılar ve şimdilerde başkasının tacını ışıtıyor.

 

 

KÜRD & KÜRDİSTAN KADİM TARİHİ

Eskiden dünyanın bu en eski ülke ve halklarından biri olan kürd ve Kürdistan diye bir şey yoktu bazılarına göre. Şimdi bu ülke ve halk vardır ve 5 bin yıllık bir tarihinin de olduğu öğrenildi nihayet. Ama buna ''en azından 5 bin yıllık tarih'' denmelidir. Neden mi?

Çünkü burada medeniyet 15 bin yıl kadar önce başladı ve kürdlerin başka bir yerden Kürdistan'a gelmedikleri gerçeği göz önünde bulundurulursa, o zaman en azından kavim guruplaşmalarının oluşmaya bailadığı 10 bin yıllık bir tarihi ile dünyanın en eski kavmi olarak rahatlıkla anılabilir.

DNA araştırmaları bu gerçeği on yılı aşkın bir süredir ispatlamış durumdadır.

Bu en kadim halkın tarihiyle ilgili öğrenilecek daha neler var neler!

Kürdlerin binlerce senelik derin bir tarähä ve kültürü vardır, peki türklerin neyi var? Kürdler tarih sahnesinde varken ne çölde araplar, ne steplerde türk ve nede medeniyet sokaklarında yalınayak gezinen parsekler vardı. Bütün bunlar belgeli ve ispatlı tarihi olgulardır. Sadece kürd liderler bunu bilmiyor. Kürd tarihini bilmedikleri için de mazlum kürd halkına kaba kölelikten başka hiçbir anlama gelmeyen islam ümmetine tabi olmayı telkin ediyorlar veya sahte enternasyonalizmin sahte ve yalan halkların kardeşliği safsatası kandırmacalarına..

Oysa kürdler tarihi Mezopotanya'da en ilk toplum kurucuları (proto-kavim) oldukları için tarihi süreç içerisinde tüm Mezopotamya'ya yayılmaları gerçekleşmiştir. Ferdinand Hennerbichler'in dediği gibi: “kürdler izlenebilir en erken başlangıçtan beri Yakın Doğu ve Avrasya’nın Cilalı Taş Devri, Kuzey Bereketli Hilal topraklarının yerli halkı olduğunu açıkça görülmektedir.” Bu münasebetle kürdlerden türeme kavimler olduğu gibi, birçok kavim de kürdlerin içinde yaşamıştır. Kürdler gutiler, gutiler, mitaniler gibi kendi öz krallık ve imparatorluklarını kurdukları gibi, sümer'lerde ve huriler'de olduğu gibi birçok kavimin krallık ve imparatorluklarının içinde kürdler de olmuştur. Huriler de içinde kürdlerin bulunduğu bu kavimlerden biridir. Bu şu anlama gelmiyor, herne kadar huriler semitik ırkından gelme idiylerse de ve herne kadar başka kavimlerin tanrılarına ve dinlerine biat ediyordularsa da bu onların kürdlerin ataları olmadığı sonucunu getirmez. Hurilerin içinde sümerler'de olduğu gibi kürdler de vardı ve bu huri-kürdler elbette ki kürdlerin ataları sayılır.

Son çağlarda birbirinden bağımsız ilmi ve arkeolojik kanıtlar kürdlerin Ortadoğu'nun ve hatta tüm beşeriyetin En İlk Kavmi olduğu gerçeği yönüne doğru işaret etmekteyken, kürd dilbilimcileri ve tarihçileri hala kış uykusundalar:

-- Bugün elimizde bulunan değişik menşeli ve biribirinden bağımsız alanlarda yapılmış ilmi araştırma ve inceleme verileri, hep birlikte tek bir yeri işaret ederek; tarihi Kürdistan coğrafyasının, uygarlığın anavatanı olduğunu bize göstermektedirler.

Kürd Halkının Tarihi Kayıtlarda Kanıtlanarak Tespit Edilen Tarihi'nin Kısa Özeti

Kürd dili, huri gruplar arasında gelişmeye devam etti. Gutiler, kassitler, mitanniler, nairiler, subariler, urartular ve Doğu Kürdistan'da Medya İmparatorluğu'nun (kürd) dili, sözlü ve yazılı olarak, ezdai/ezdani ve son dönemlerde de zerdüşti felsefesiyle birlikte gelişmiştir.

Tarihçiler ve kürdlerin geniş bir kesimi guti/goti/kurti halkını kürd halkının eski köklerinden biri olarak kabul ederler. Kürd adı guti/goti'den türemiştir. Bazıları guti adının onlara sümerler tarafından verildiğine inanıyorlar: kur-ti/guti/goti.

Kürd tarihçi Mihemed Emin Zeki Beg (1880-1948) tarafından kaleme alınan “Tarihin Özeti” “Kürdler ve Kürdistan” kitabına göre, bu grup: “lulu, guti/goti/kurti, haldi, cudi, kasai/kasid/kasit, subari, mitani, hori, nayiri” halkları ile oluşturuldu ve Mihemed Emin Zeki Beg buna Zagros Dağları halkları diyor... Kürdler hem Zagros Dağları'ndan ve hemde Mezopotamya'dan var oldular. Kürdler 5 bin yıldan fazla bir tarihi süreden beri Mezopotamya'da medeniyetin oluşmasında ve Mezoptamya siyasi tarihinde önemli tarihi roller üstlenen en temel, tarihi büyük halklardan biridir.

"Kürdler, dağların arasında büyüdüler, güçlendiler." Ovalara da hakim olmaya başladılar. Guti ve lulubileri iki kürd aşireti olarak bahs eden Naram-Sin bu iki kürd boyuna saldırıp binlerce insanı öldürmüştür.

Akkad kralı Naram Sin'in ölümünden sonra gutiler akkadlıları tarihten sildiler.

_____
Gutiler MÖ 2150'de Akad hanedanı'nın sona ermesiyle Babil'e girdiler. Mezopotamya krallıkları 76 yıl sürdü, ancak Babil'de kaldılar..

 

 

 

 

 

Sumer, Akad, Babil, Asur, Yunan, Roma, Ermeni, Fars, Arab ve Osmanlı Kaynaklarında Kürdler

 



Son yüzyılın bilimsel tarih çalışmaları ve arkeolojik buluıntular, kürd tarihinin çok yönlü¨ve muazzam büyüklükte olduğunu bize gösterdi. Kürdler en az MÖ 3000 tarihinden ta 0 (sıfır) tarihine kadar üretici ve medeniyet kurucusu Guti ve diğer kürd krallık ve imparatorlukları Mitanî, Kasît, Subartû, Uratu, Med krallık ve imparatorlukları olarak bütün Mezopotamya'ya hükmetmişlerdir. Bu tarihi süreç içinde kürdlerin bu atalarına karşı asurlular gibi üretmeyen, başka medeniyetleri işgal ederek onların medeniyetini kullanan, bedevi, toplayıcı, avcı, istilacı ve köleci birtakım işgalci güçler sürekli saldırmıştır. Milattan Önceki 3000 yıllık sürede kürd krallık ve imparatorluklarının yegane uğraşı, Ortadoğu'da barbarlıkta tavan yapan bu istilacılara karşı yoğun ve büyük bir karşı koyuş mücadelesi olmuştur.

Kürdler için siyasi, kültürel ve milli bakımdan tam bir baş aşağı düşmek demek olan islâm dönemi'nden önceki Şanlı Kürd Tarihi'nin aydınlanmasında başvurulabilecek temel kaynaklar Sumer, Akad, Roma ve Yunan kaynaklarıdır. Bu kaynakların yazarları, yaşananlara şahitlik ettiğinden, kaynakların güvenirliliği yüksektir.

Heredot (M.Ö. 484-425), “Tarih” kitabında, Ahameniş kralı I. Dara’nın (M.Ö. 521-486) ordusunda bulunan gayri nizami Kardakis/Kardoki kuvvetlerinden söz etmektedir. Ayrıca Ahamenişlere boyun eğmiş olan ve kuzeyinde Büyük Zap, güneyinde Küçük Zap, batısında Dicle Nehri bulunan Erba İlu/Erbil merkezli Hadiyab/Adiabana yönetiminden de bahsetmektedir.

Ksenefon (M.Ö. 430-399), M.Ö. 400’de yazmış olduğu “Onbinlerin Dönüşü” isimli eserinde, Aras’ın güneyinde, Wan’ın batısında kalan Kardukh (Καρδούx) ülkesinden ve halkı hakkında bilgi vermektedir. Ksenophon, Kardukh’ların dağda oturan savaşçı ve pers krallarına bağlı yaşamayan özgür bir millet olduğu bahs etmektedir. Onun aktarımına göre pers kralı daha önce 120.000 kişilik bir orduyu Kardukh’ların üzerine göndermiş ama bunlardan hiçbiri sağ olarak geri dönememiştir. Eserde, Ksenephon’un da içinde bulunduğu 10.000 bin kişilik Yunan ordusunun Kardukh halkıyla yaptıkları savaşa da değinilmektedir. Yunan dil uzmanlarından Ali Karduxos’a göre, Ksenefon, Kürtler için kullanmış olduğu ‘Kard-ukh’ biçimini ermenilerden duyup kullanmıştır. Ksenefon’un Kürtler için kullandığı ‘Kard:Kürt’ kelimesinde yunanlılar ‘û’ sesini söyleyemedikleri için ‘a’ harfiyle yazmış olup ‘-lar’ çoğul eki için de ermenice çoğul eki olan ‘ukh’ kullanmışlardır.

Yunanlı tarihçi Polybius (M.Ö.203-M.Ö.120), “The Histories/Tarihler” adlı eserinde, Selefkosların isyancı Medya satrapı Melon’un ordusunda ‘Cyrtii/Kirti, Kurti’ler olarak adlandırılan sapancılardan söz eder. Seleucia ve Babil’i alarak Kızıl Deniz’e dek tüm topraklara hakim olan Melon, ardından Susa üzerine yürüse de burada başarılı olamaz. Sonunda Medya’nın güneyindeki Suriye kralı Büyük Antiochus III tarafından M.Ö. 217’de yenilgiye uğratılır. Melon’un bu isyanında özellikle sapancı kuvvetlerini oluşturan ‘Cyrtii/Kirtiler’e güvendiği kaydedilmektedir. Polybius, Antiochus’un ordusunda ‘Cardasec (Cardac’lar, Kardac’lar)’ın bulunduğunu söylemektedir.

Yunanlı tarihçi Diodorus Siculus (M.Ö. 90-M.Ö. 30) M.Ö. 66 yılında yazdığı 40 ciltlik dünya tarihi “Bibliotheca Historia (Tarih Kütüphanesi)”nde Pers Kralı Darius’un hükmettiği ülkeler arasında Kürt krallıkları ‘Gordyene’ ve ‘Sophene’yi de saymıştır.

Romanlı tarihçi Tito Livio/Titus Livius’un (M.Ö. 59-M.S. 17) günümüze sadece 35 cildi ulaşabilen 142 ciltlik “Ab Urbe Condita, History of Roma/Roma Tarihi”nde Selefkos İmparatoru Büyük Antiochus’un M.Ö. 190 yılında Romalılar ve Bergamalılara karşı Yunanistan’ı ele geçirmek uğruna yaptığı Magnesia muharebesinde yenildiğini ve Antiochus’un 70.000 kişilik ordusunda ‘Cyrtii/Kürd’ okçularının olduğunu yazmaktadır.

Strabon (M.Ö. 65-M.S.25), 17 ciltlik “Geographika/Coğrafya”sında Babil ve Asurlarla birlikte, bugün Muş-Diyarbekir arasında bulunan Sarisa, Satalka ve Pinaka şehirlerinin bulunduğu ‘Gordion’dan ve bahsetmiştir. Strabon, ayrıca Gordionların ermeni, Tarsus ve Sosini/Sason? mıntıkalarında da yaşadıklarını belirtmiştir:“Dicle Nehrinin bulunduğu yerler Kürdlere aittir. Gordyaei (Gordyaea) bölgesi, antiklerin ‘Kardukhi’ dediği yerle aynı yöredir.”. Diodorus Siculus’un (m.ö. 90-m.ö. 30) Kürd krallıkları ‘Gordyene’ ve ‘Sophene’yi; Strabon da ‘Sophene’ ve ‘Corduene’ olarak vermektedir.

Strabon’un bahsettiği Adiabene Krallığı’ndan, M.S. 1. yüzyılda tarihçi Pliny (M.S. 23-35), 37 kitaptan oluşan “Naturalis History”de, Ediabene’den “Eskiden Carduchi (Kardukhi) halkı olarak bilinen şimdi ise Cordueni, Adiabene’yle birleşir ve önlerinde Dicle Nehri akar (Kitap: VI, 17/14 s.)” diye bahsetmektedir. Dicle Nehri’nin Ermenistan’dan başlayıp ‘Kürdistan Dağları’ndan, yine bir Kürd bölgesi olan Adiabene’den, Apameadan ve Mesene kasabasından geçtiğini yazmıştır (Kitap VI, 31s.). Kürdistan’a ‘Gordyæi (Gord Yurdu)’ diyen Pliny, ‘Tigris (Dicle)’ adlı bölümde Dicle nehrinin Med dilinde ‘ok’ anlamına geldiği ve nehrin adının okun hızından aldığını, Dicle nehrinin Gordyaei dağlarından geçtiğini yazmıştır. Kafkas kapılarının ardında ‘Gordyaean/Kürdistan’ Dağları’nda Valli ve Suarni diye barbar ve gaddar kabilelerin halen bulunduğunu da söylemektedir.

Pluturch (M.S. 46-120) ise, “Bioi Paralleloi/Paralel Yaşamlar” kitabında, ermeni kralı Büyük Tigran ile Bantis kralı VI. Misradat’ın (M.S. 63-120) birlikte; Kazvin Denizi’nin güneyinde ve ferisilerin denetiminde bulunan Medya’nın ve Fırat Nehri’nin doğusuna döşen Zarbienus’un krallığındaki Gordionların ülkesinin ele geçirme serüveninden bahsetmiştir. Plutarch, Ermenistan kralı Tigranesin’in Kürd Kralı Zarbienusu, karısını ve çocuklarını, destek istediği Romanlılar Ermenistan’a girmeden önce suikast düzenleterek öldürdüğünü ve Romalıların Zarbienus adına cenaze töreni düzenlediğini anlatmıştır. Plutarch, M.S. 115 yılında Korduene kralının adının Manisarus olduğunu yazmaktadır.

Claudius Ptolemaeus (M.S 90-M.S. 168), Diyarbekir’ın “Bagraoandene/Bekiranlılar”, Antep’in “Belcanea/Belikanlılar”, Hakkari'nin “Tigranoandene/Tiriganlılar”, El-Aziz’in “Sophene/Süphanlılar”, Dersim’in “Derzene”, Botanlılar’ın “Bokhtanoi” aşiretlerinden söz eder. Ptolemy, ‘Carduchiler/Kürdleri’i, Geliler’in aşağısında Margasiler’le Cadusiler’in topraklarına yakın bölgesinde gösterir ve daha ilerde ise ‘Gordyene/Kürdistan’ ve ‘Gordyaei Dağları’ndan söz eder. Ptolemy; Polybius (M.Ö.203-M.Ö.120) ile Livio/Titus Livius’un (m.ö. 59-m.s. 17) daha önce yazmış oldukları hadiseye benzer olarak; Suriye üzerinde hakimiyet için Mısır kralı Ptolemy III ile M.Ö. 217 yılında yaptığı savaşta bir süre önce isyancı Medya satrapı Melon’u yenilgiye uğratan Selefkos kralı Antiochus III’ün ordusunda ‘Cardaces (Cardac’la, Karda’lar)’ da vardı.

Dio Cassius (M.S. 155-240), Roma tarihi üzerine yazdığı ve sadece günümüze 19 cildi kalan 80 kitaplık “Histoire Romaine/Roma Tarihi”nin 68. kitabındaki 26. paragrafında ‘Gordyen/Gord Yurdu (Kürdistan)’e yer vermiştir.

Ammianus Marcellinus’un (M.S. 330-391?), 359 yılında Amid/Diyarbekir’e olan pers saldırısından söz etmekte ve buraları ‘Korduen/Kord Yurdu/Kürdistan’ olarak adlandırmaktadır

Eutropius, “Breviarium historiea Romanae” adlı 10 ciltlik tarih kitabında, Roma İmparatoru Trajanus’un döneminde hakimiyetin sağlandığı ülkelerden biri olarak ‘Cordueni/Kürdistan’a da yer verilmektedir.

Tarihçiler Kürdleri ifade etmek için ‘Kard, Kord, Gord, Kirti, Kurti’, Kürdistan’ı ifade etmek için de ‘Corduene, Corduaie, Cordyeae, K/Cardu-chi, Cordueni’ kullanılmıştır.

Yüzyıl - Şahsiyet - Söz Etme Biçimleri:
__________________________
M.Ö. 5. yy. Heredod Pacty (Bohti, Boran)
M.Ö. 4. yy. Ksenefon Kardukhi (Kürd-ler)
M.Ö. 1. yy. Sallust, Diadorus Cordueni, Cordyene
M.S. 1. yy. Livy, Strabon Cyrti, Gord
M.S. 2. yy. Plutach, Pliny Gordyeni, Cordueni
M.S. 2. yy. Ptolemy, Dio Cassius Gordyene, Korduene
M.S. 4. yy. Sextus Ruf, Eutropius Kardueni, Cardueni
M.S. 5. yy. A. Marcelinus, J. Honor, Zasimus Cardueni, Corduene, Cordyena, Kardueni

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

James C. Scott/ Against The Grain
A deep history of the

 

 


Kürtlerin tarihine bakınız, mübalağasız 4 bin yıllık bir direniş ve devlet geleneğimiz var. Hatti olarak direnmekle Hattuşaş'ı ortaya çıkarmış, Mitanni olarak direnmemiz Waşuganni'yi. Zagroslardan Luvi olarak inmiş Babil'i ele geçirmişiz çevre halklar Kassit demiş, biz kendimize Lulubi demişiz. Bu saydıklarımın her biri imparatorluktur. Her biri yüzlerce yıl yaşamıştır. Sonrasında Skyt olarak Susa'da tekrar imparatorluk olmuş, içerden darbe ile dağıtılmış ve Med olarak tekrar imparatorluğa dönmüşüz. Son imparatorluk Part'tır, 450 yıla yakın imparatorluk olarak yaşamıştır. Buraya kadar saydıklarım Kürt hikayesinin Ur hanedanlığıyla başlayarak kayıtlara geçmiş tarihsel seyridir. Bunların dışında kürt devletleri var, başkentleri, yöneticileri biliniyor.


Tarihte her milletin ve her devletin yenilgileri vardır ve olmuştur. Kürtlerin tılsımı Lulubi isminde saklı, "ışığın çocukları-ışığa hükmedenler" şeklinde çevirmek mümkün. Hattuşa da öyle. Hetaw, zazakideki Tij'in karşılığı, güneş (ışığı-aydınlığı) anlamında. Yazım farklılığı bizlerin bu bilgileri farklı milletlere ait kayıtlardan aktarmış olmamızda. Taş ve tabletlere sinmiş transkripsiyon tozuna üflediğimizde bu isimlendirmelerin kürt aslı ve karakteri beraklaşıyor, anlamını buluyor.


Bu tarihi değinmeden de anlaşılacağı gibi kürtlerin her zaman ışığı ve yol göstereni vardır ve olmuştur. Kürtlerin her zorlu dönmeden sonra tekrar felaha taşınmasının sırrı da ışığa verdikleri önemde karşılığını bulur. Bugünkü felaketimiz bu noktada düğümleniyor. Kürtlerin tarihinde ilk defa millete öncülük edecek aydın, ruhban ve yönetici sınıflar ezici ekseriyetle işgalcilerin dini-ideolojik safsatalarıyla donanmış olarak fiilde işgalcinin bileşeni hatta askeri durumunda.

(....)

Kenan Fani Doğan

 

 

 

 

Dîroka Kurdistanê, dîroka şaristaniya avaker û talankeran e-

(The history of the Kurds and Kurdistan is about the attacks of the non-producing, the collecting, hunting and plundering clans of peoples against the producing,
civilization-building people in the geography of the Golden Fertile Crescentthe historical Kurdistan).

 

Dîroka kurd û Kurdistanê li ser êrîşên qebîleyên ne hilberîner, berhevker, nêçîrvan û talanker
ên li dijî gelên hilberîner, şaristanîdamezrêner ên li erdnîgariya Heyva Berdar a Zêrîn a li Kurdistana dîrokî ye.

 

 

 

İNSANLIK TARİHİ: ÜRETENLERLE ÜRETMEYENLER ARASINDAKİ MÜCADELENİN HİKAYESİDİR
--- İNSANLIĞIN GELİŞME VE İLERLEME TARİHİ DOĞA VE İKLİM ŞARTLARINA KARŞI YAŞAMI İDAME ETTİREBİLME MÜCADELESİYLE DOĞRU ORANTILIDIR

Günümüzde tarih artık enine, boyuna vede derinliğine oldukça iyi biliniyor. Arkeoloji bilimi çalışmaları vasıtasıya 19. yüzyıldan bu yana bilinçli ve dikkatli bir tarih okuma ve tarih öğrenme süreci başlamıştır. Genetik bilimi (DNA) incelemeleri yoluyla da 20. yüzyıldan bu yana mevcut arkeolojik buluntuların tarihi kökenlerini tespit etmek ve tanıma yoluyla insanlık tarihinin gelişimi ve ilerlemesi konusunda tam ve güvenilir ve hatta kesin bir aydınlanma ve fikir sahibi olduk. Hem arkeoloji bilimi ve hemde geneteik bilimi yoluyla elde edilen insanlık tarihinin gelişim süreci ile ilgilgili bilgi ve tecrübeler, artık gözle görülebilecek ve elle tutulabilecek derecede çok somut ve çok net bir hale gelmiştir.
Bu yeni bilgiler ışığında insanlık tarihinin gelişim ve ilerlemesine baktığımızda, son derece etkileyici iki temel etkenle karşılaşmaktayız:
1- Yerkürenin üretime müsait olan ortakuşak mevkiinde oturan üreticilerle,
2- yerkürenin üretime müsait olmayan mevkilerinde oturan avcı, toplayıcı ve yağmacıların (barbarların) arasındaki kıyasıya bir ölüm-kalım mücadelesi.
İnsanlığın pre-historik, neolitik ve antik çağlarından ta bu yakın tarihimize ve günümüze kadar olan süreçte, işte hep bu iki temel etkenin karşıtlığı ve üreticilerin yağmacılardan korunma ve medeniyeti ilerletmeye devam etme mücadelesi sözkonusudur ve bu mücadele hala günüğmüzde de devam etmektedir.
Şimdi sözü fazla uzatmadan, pre-historik, neolitik, antik çağda, yakın çağda ve günümüzde kim üretici idi, kim yağmacı barbar idi, bunu anlamak arkeoloji ve gen bilimi sayesinde artık bu o kadar zor bir iş değildir.
İnsanlığın gelişme ve ilerleme tarihi; doğa ve iklim şartlarına karşı yaşamı idame ettirebilme mücadelesiyle doğru orantılıdır. Bir kısım kavimler doğa ve iklim şartlarına karşı üreterek hem korunmaya çalışmışlardır ve hemde ilk defa bir medeniyet kurmuşlardır. Ama medeniyetin kurulmasını sağlamaya çalışırken, bir diğer kısım kavimler de bu üretenlere saldırarak, medeniyetin gelişim ve ilerlemesini sekteye uğratıp, frenleyip dondurmuşlardır.
Eğer bir grafik düzenler ve bu grafikte tarihi sırasıyla kimlerin üretici, medeni, kimlerin de üretmeyen yağmacı olduğunu görseniz çok şaşırmayın.
Şimdiye kadar yazılmış tarih tamamıyla yanlış olmasa da, çok büyük yanlışlıklar ve yanılsamalar içeren bir tarih yazımıdır ve yeniden yazılmalı, revide edilmelidir.
_________


ÜRETİCİ, MEDENİYET KURUCU KAVİMLERİN LİSTESİ
1- Kürdler
2- Hindistanlılar
3- Çinliler
4- Yahudiler
5- Orta Amerika yerlileri


ÜRETMEYEN, YAĞMALAYAN BARBAR KAVİMLERİN LİSTESİ
1- Avcı, toplayıcı, yağmacı türkler
2- Toplayıcı, yağmacı tüccar araplar
3- Toplayıcı, dilenci farslar (*)
4- Avcı, toplayıcı, yağmacı ve köleci asurlular
*): Farslar Med İmparatorluğunda ALT KAST idi. Çünkü Hinidtan'dan Batı'ya göçmüş bir halk idi.

 

 

 

 

KÜRD TARİHİNİN AYDINLATILMASI İÇİN ÖNEMLİ SORULAR:

1

KÜRDLERE NEDEN KOLAY 2 BÜYÜK KOMPLO VE DARBE YAPILABİLDİ?
1. büyük komplo darbe küdlere Med Saray Darbesi'yle Medya'da alt kasta mensup olan Hindistan'dan Medya'ya göç etmiş PARSEKLER (dilenciler, bugünkü acemler) denilen bir zümre tarafından MÖ 4. yüzyılda yapıldı.
2. büyük komplo darbe küdlere Orta-Asya'dan gelen, işgalci türk denilen, göçek avcı, toplayıcı ve yağmacı barbar bir kavmin torunlarının devşirme artıkları tarafından 1923'te Lozan'da yapıldı.
Kürd aydınları bu sorunun cevabını verebilmelidir.

 

 

 

 

 

TARİHTE KÜRD DEVLETLERİ

Guti
Huri
Mitani
Med Imparatorlugu
Part Imparatorlugu
Urartu
Adiebene
Sasani Imparatorlugu
Sadakiler (770-828
Şeddadiler (951-1174, Ermenistan ve Arran)
Artuklular
Revvadiler (955-1116, Azerbaycan)
Hasanveyhiler (959-1095, İran)
Annaziler (991-1117, İran ve Mezopotamya)
Mervaniler (990-1100, Diyarbekir)
Hezo Emirliği (1058-1598)
Şabankara (1155–1425)
Hezâresbîler (1155–1424)
Eyyubiler (1171-1250, Mısır, Suriye, Irak ve Kudüs)
Ardelan Prensliği (1169 - 1867 )
Zekeri Hanedanlığı (1161-1360)
Hakkâri Emirliği (1133-1849)
Küçük Luristan Atabeyliği(1155-1597)
Bitlis Prensliği (1182 - 1847)
Dunbuli Prensliği (1210-1799)
Suveydi Emirliği (1231-1864)
Hasankeyf Emirliği (1249-1524)
Şirvan Emirliği (1264–1840)
Kilis Prensliği (1264-1611)
Botan Emirliği (1330 - 1855,)
Zirkan Prensliği (1335-1835)
Palu Beyliği (13.Yy-1845)
Badinan Beyliği (1376-1843)
Soran Emirliği (1399-1835)
Mukri Emirliği (1400-1802)
Mahmudi Beyliği (1409-1839)
Pazuki Emirliği (1499-1587)
Süleyman Prensliği (1515–1838)
Hizan Beyliği (1520-1845)
Siyah Mansur Beyliği (1543-1596)
Pinyaşi Prensliği (1548-1823)
Atak Beyliği (16.Yy-19Yy)
Bradost Beyliği (1609-19.yy)
Müks Beyliği (1600-1847)
Baban Prensliği (1649-1851)
Tebriz Hanlığı (1747-1802)
Hoy Hanlığı (1747-1813)
Serab Hanlığı (1747-1797)
Zend Hanedanı 1750-1794)
Erzen Beyliği(16-17. yüzyıl

 

 

Kurdên GUTÎ

Kurdên KASÎTÎ

Kurdên SOMERÎ

Kurdên HATÎ

Kurdên HORÎ

Kurdên MÎTANÎ

Kurdên EŞKANÎ

Kurdên ÛRARTÛ

Kurdên MEDÎ

Kurdên GORDIYONÎ - CORDUENE

Kurdên SUBARTU

Kurdên ÎLAMÎ - (Elamî)

Kurdên PARTÎ - PARTIA

Kurdên SASANÎ

Kurdên HURÎ

Kurdên LÛLÛBÎ

Kurdên LÛVÎ

Kurdên KOMOHÎ - KOMAGENE

Kurdên ADÎABENE

Kurdên ŞADÎ - ŞEDADÎ

Kurdên MERWANÎ

Kurdên EYÛBÎ

Kurdên ZEND

Kurdên ZAGROSÊ - FENÎSÎ

 

 

 

KURDISTANs POLITISKA HISTORIA -I-
I KORTHET

 

DÎROKA KEVNARE (Pre-Hîstorîkî) a KURD

 

 

 


Foundation For Kurdish Library & Museum