AMIDA-AGUSTA'S OLD TOWN
Archaeologists: There is evidence from 7000 years ago that Amida was inhabited
- Today it is completely destroyed by the Islamo-fascist Turkish state
Kuçeyên Diyarbekrê

Home  |  Destpêk  |  Ana Sayfa

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Berêvarekê,. li kuçê..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Deriyê mala gorbuhuşt Kalê Evdilkerîmê Botî û Pîra Helîmê, li nav bajarê kevn ê Diyarbekrê, li nêzîkê Mizgefta Gewre (Ulu Camî)..

Li gor dibêjin, bavê Kalê Evdilkerîmê Botî gorbuhuşt Mele Seîd Efendi, li dor sala 1880yî, ji Cizîra Botan hatiye Diyarbekrê.
Diya Qedriya û sê bira û xuşkeke wê (Selîm, Seîd, Remezan û Yıldız) li vê malê hatine dunyayê.
Gorên ebedî yên gorbihuşt Evdilkerîmê Botî, Helîma Mîraxurî (Licê) û Mele Seîd Efendî yê Botî, li Goristana Deriyê Mêrdînê ye.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Êvareke ji êvaran
Li taxa Elîpaşa ya xopan
(1972)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Många av Amida Agustas mångtusenåriga gränder existerar inte längre.

Mellan 2015-2017 bombades dem helt sönder av den islamistiska turkiska staten..

Därmed har ett gemensamt kulturarv för hela mänskligheten gått förlorat.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Foto: K. B.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

An ancient church which the invader Turks coverted it to a mosque and called it Ali Paşa Camisi
Any other nations beside the invader Turks converts temples belonging to other peoples

İşgalci türkler tarafından kiliseden camiye çevrilmiş olan Diyarbekir'in en eski kiliselerinden biri
Ali Paşa Camii diye adlandırılmış. İşgalci türklerden başka dünyanın hiçbir halkı başkalarına ait olan bir tapınağı kendi tapınağına çevirmez.

Buradaki mezarlıkta Şexmûs, Mihemed ve Abdurrahman adında daha çocukken hayatlarını kaybeden üç tane kardeşimin mezarları vardır. G.C.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TARİHİN UNUTTUKLARI - Sudanlı Kürtler

 

Alipaşa mahallesi'nde yaşayan Afrika'nın siyahi kürdlerinden bir aile. Diyarbekir/ 1950

Kürdler, hem antik çağın Med ve Mitanni imparatorlukları dönemlerinde ve hemde Eyyubi İmparatorluğu döneminde Acemistan'dan ta Mısır'a kadar olan geniş bir coğrafyaya yayılma dönemi yaşamışlardır. Dedeleri kürd olan bu Sudan'lı siyahi kürdlerden birçok Sudanlı kürd Diyarbekir, Siverek, Urfa, Antep, Mardin gibi antik kürd şehirlerinde de yaşamışlardır.

KÜRDLERİN ANTİK EMPERYAL DÖNEMLERİNDEN GELEN BİR SONUÇ

Anamın babası Ebdulkerîmê Botî'nin Diyarbekir İskender Paşa mahallesindeki Büyük Akar sokaktaki evlerine yakın bir evde yaşayan uzun boylu Sudan kürdü komşuları rahmetli 'Ereb Xecê' adında yaşlı bir kadını her dedemlere gittiğimde görürdüm. Sudanlı kürdler konusunda bir doktora tezi düzeyinde bir çalışma yapmış olan Güney Kürdistanlı Cevher Celal'in bu konudaki eserine bakınz.

Foto: Nazan Erdoğmuş

 

24-02-2017

Hartum (Rûdaw) – Kürdistan Bölgesi’nden yükseklisans öğrenimi için Sudan’a giden Cevher Celal, Sudanlı Kürtlerin olduğunu ortaya çıkardı, onlar hakkında tez yazdı.

 

Cevher Celal, Sudanlı Kürtlerle ilgili serüvenini Rûdaw’la paylaştı.

 

Yükseklisans öğrenimi için Sudan’a gitmeye karar veren Cevher Celal, kimseyi tanımadığı bu ülkede nasıl bir atmosferde yaşayacağına dair hep büyük bir endişe taşımış. Ancak Sudan’ın başkenti Hartum’daki ilk günlerinde çarşı pazar gezerken gözüne bazı işyeri ve dükkan tabelaları takılmış. Tabelalarda dükkan sahiplerinin soyadlarının “Kurdi” yazıldığunu gören Celal, Sudan’da bu soyadını kimlerin taşıdığını, nerden geldiklerini araştırmaya karar vermiş ve her geçen gün biraz daha bilgi edinmeye başlamış.

 

Sudanlı Kürtlerin varlığını öğrenen Cevher Celal, ülkenin neresinde olursa olsun onları bulmaya ve tanışmaya karar vermiş. Daha sonra yükseklisans tezini de Sudanlı Kürtler üzerine yazmayı kararlaştırmış ancak bu talep hocaları tarafından “kaynak olmadığı” gerekçesiyle reddedilmiş. Ayrıca Sudanlı Kürtlerin ülkenin dört bir yanına dağlılığını, onlar hakkında bilgi edinmenin bir hayli zor olduğunu belirtiyorlar.

 

Bu tez önerisinden istemeyerek vazgeçtiğini anlatan Celal, daha sonra Selahaddin Eyyubi hakkında tez yazmak için onay aldığını belirtti. Ancak o, halen Sudanlı Kürtlerle ilgili tez yazmak istediğini, bunun için de dekana gidip ısrar ettiğini ve bunun için ne gerekiyorsa yapmaya hazır olduğunu iletmiş. Israrı gören dekan, Kürt gencin bu isteğinin onaylanması için yazı göndermiş.

 

 

Sudan’ın zengin tabakasındalar

 

Celal, ülkenin neresinde olursa olsun Sudanlı Kürtleri bulup tanışıyor, hatta bazen birkaç dakikalığına bile olsa tanışıp bilgi topluyor.

 

Cevher Celal, “Soyadı Kürtçe olan veya Kürt olduğunu öğrendiğim herkesin yanına gitmeye çalıştım. Bu benim işimi daha da kolaylaştırdı” dedi.

 

Sudanlı Kürtleri önemli özelliklerinden biri, ülkenin zengin tabakasını oluşturmaları. Çoğu şirket sahibi ya da kamu kurumlarında üst düzey yönetici.

 

Celal, “Sudan’da Kürt dediğin zaman hemen akıllara matematik geliyor çünkü onlar Sudan’ın hesap makinesi olarak tanınıyorlar. Bazı şehirlerde çalışan bütün muhasebeciler Kürt’tür. Ayrıca inatçı olarak biliniyorlar çünkü kafayı bir şeye taktılar mı sonunu mutlaka getirirler deniyor” diye anlattı.

 

Sudan ve Mısır sınırındaki Vadi Halef’in belediye başkanı Kürt, adı Faruk Kurdi.

 

Sudan’ın en ünlü markalarının da Kürtlere ait olduğunu vurgulayan Celal, ünlü bir sabun markası ve araba aküsü şirketinin sahiplerinin de Kürt olduğunu belirtti.

 

Celal, her alanda olduğu gibi medyada da Kürtlerin bulunduğunu ve ülkenin bilindik gazetelerinden birinin başyazarının Kürt olduğunu öğrenmiş.

Selahaddin Eyyubi döneminde gittiler

Bazı tarihi kaynaklar Kürtlerin Sudan’a Selahaddin Eyyubi döneminde gittiğini, Eyyubi’ye eşlik eden askerlerin bir kısmının Sudan’da kaldığını yazıyor.

 

İbrahim Kurdi, Eyyubi’nin Sudan’a gönderdiği Kürtlerden biri. Kurduvan şehrine yerleşmiş.

 

Muhammed Ali Paşa, Kürtlere güvenen kişilerden biri olduğu için başkent Hartum’un haritasını Mıho Kurdi adında birine çizdirmiştir.

 

Baas Partisi’nden kaçtılar

Kürt öğrenci Cevher Celal, Kürtlerin Sudan’daki ikinci göçünün 70’li yıllardaki Baas Partisi baskılarından kaynaklandığını belirtti. O dönem Kürdistan’dan göç edip Sudan’a yerleşenlerden biri de Mem Halil Cabbar.

 

Celal’in tanıştığı bir Kürt ise, “Babam Barzani’nin arkadaşıydı ve devamlı mektuplaşırlardı. Hala Barzani’nin gönderdiği bazı mektuplar bizde duruyor” demiş.

 

Kürtlerin en çok bulunduğu şehirler; Hartum, Vadi Halfa ve Kazarif.

 

Kazarif şehrinde 3 Kürt aile bulunuyor. Orayı kalkındırmışlar ve hala bir yerin adı “Kürt avlusu” olarak duruyor.  Kurduvan’da da çok sayıda Kürt yaşıyor ancak çoğu Kürtçe konuşamıyor. Soyadları ise Kürtçe.

 

Siyahi Kürtler

Sudan’daki Kürtlerin sayılarıyla ilgili resmi bir veri yok ancak Cevher Celal’in edindiği resmi olmayan rakamlara göre sayıları 100 ile 180 bin arasında.

 

Celal, “Bazı Kürt boy ve aşiretler var ki kendileri bile kürt olduklarını bilmiyorlar” diyor.

 

Bice adında bir Kürt aşiretinin bulunduğunu söyleyen Cevher, “İbni Haldun bu aşiret için, ‘Kürtlerin çektiği zorlukların aynısını çekmişler’ diyor ancak ben bu aşiretin içerisinde Kürtlerin olduğuna inanıyorum ve onlardan birisi de Osman Dıkın’dır” diye konuştu.

 

Büyük bir direnişçi olan Dıkın, İngilizlere karşı zafer elde edebilen tek komutan olarak ülke tarihine geçmiş. Sudan’daki tarih kitaplarında da Kürt olduğu yazıyor.

 

Cevher Celal, yakın bir tarihe kadar Sudan İçişleri Bakan Yardımcısı’nın Babekir Dıkın isimli Kürt olduğunu vurguluyor.

 

Sudan’da 3 üniversitenin kurucu olan Ömer Kurdi de bir Kürt profesör.

 

Celal, çok sayıda Sudanlı Kürt’le yakın dostluk kurduğunu ve büyük bir bölümünün Kürt olduğundan dolayı gurur duyduğunu, istisnalar haricinde Sudanlı aşiretlerle kız alıp vermemeye özen gösterdiklerini anlattı. Bunu önemsemeyenler ise Sudanlılara krışarak onların rengini almış.

 

2011 yılında Sudan’a giden ve El Nil Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde 2014 yılında yükseklisans diplomasını alan Cevher Celal’in tezinin başlığı şu: “Sudan tarihinde Kürtlerin rolü ve etkisi.”

 

 

 

 

Güney Kürdistan'ı ziyaret eden sudanlı kürdler 2020. Almışlar camiye götürmüşler. Sanki cami onları köle olmaktan kurtarmış ve sudanlı kürdleri de kurtaracaktır
Aqlê sivik barê gran..

 

 

 

 

 

 

Kulîneke (metbexeke) ji malên kevn ên taxa Elî Paşa li ber bedenê

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ji destê çepê: Selax Seîd û du hevalên xwe.. Wêne ji pirtûka Seyda Mustafa Gazî ya bi navê Diyarbakır Kabadayılar

Xalê min ê Seîd... Xortê delal ê Diyarbekra xopan, mêrxas, qedirzan, xweşmirov.. Di xortaniya xwe de Tu jî ketî zindana Diyarbekrê..
Paşê jî Tu rastê çarenûsek bêrûmet hatî û Te qet tahm û xweşiyek ji jiyanê ne dît. Di temenê xwe yê 38 salî de Te em hiştin û Te ji nav me bar kir..
Ew şal û şewqa Te ya tîpîk a Diyarbekrê çi xweş li bejna Te ya dirêj dihat.. Razê Xalo, Tu di aramiyek bi rûmet de, ta serteseriyê razêyî. Xwarzê Te..
Ji destê Te diramûsim Xalo..

Kurdên dewrana salên 1950-60î.. Ji pirtûka Şêxmûs Dîken

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Deriyê Perestgeha Şemsî yê rojavayê

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

ANCIENT PART OF AMIDA CITY (Diyarbekir) WITHIN THE WORLD'S GREATEST CITADEL

- Before & After The Islamist Turk Attack 2015-2017

 

Before 2015 the islamist Turkish attack on the ancient city Amida's Old City Sur

At the background; The arrow fast Tigris

 

 

 

 

 

 

 

 

Before 2014 and the Islamist Turkish army attack

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Before 2014 and the Islamist Turkish army attack

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

and

 

 

 



After The Islamist Turkish Attack 2015-2017

İşgalci, imhacı, islamcı, ırkçı türk devleti'nin 2016'dan sonra Sur'un yarısını, içinde yaşayan insanların başına yıktıktan sonraki hali. İşgalci türk
ordusu en az 10 bin sivil kürdü en ağır bombalarla bombalayarak burada evlerinin içinde katletti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 



Pastexaneya Şêxmûs li ser xaçeriya (dortol) nêzîkê derê Serayê.. c1975

Pastexaneya Malbata Şêxmûs mirov dikare bêje ku li gor standardên navnetewî
yekem jimare (1 no) dezgeheke hunera xwarina kurdan bû.Ji xwe li HEMÎ Rojhilata Navîn
pastaxaneyeke wek wê ya hunerdar nîn bû. Ne li Beyrûd,ê û ne li Şamê.
Ji xwe xwarina Anqer'ê û Stanbol'ê wek xwarina Kurdistan'ê xweş û kêrdar qet nabe.
Bo nimûne şanborega pastaxaneya bi lûle ya Şêxmûs'î bi goştê kêrkirî (kiymalı kol boreg) navdar bû.
Gava mirov diçû nexweşxaneya Nimûnê yan nexweşxaneya Sîgortayê
di destê xwe de ji vê şanborega kêrkirî ji pastexaneya Şêxmûs'î dikirî û dibir
bo nexweşan. Ji bo bavê min bo min ji vê şanborega kurdî bikire min xwe nexweş dikir..
Ev şanboreg, wek her şanboregekê pîvazdar bû. Lê tahma pîvazê wê ne wek tahma
pîvazên din bû, pir xweş bû. Ji ber ku pîvazên cehdasukî (arpacık soğanı) têde bû.
Ev pîvaz ew tahma xwe ya xweş dida vê şanboregê.

Pastexaneya Şêxmûs'î li ser xaçeriya (dortyol) li nêzîkê deriyê Serayê bû.

(Diyarbekir'de Pastahane olgusu
Şeyhmus Pastanesi ile başlar.
Takriben 1950 il yıllara tekabul eden bu açılış ve faaliyet uzun yıllar devam etti..
Önceleri ,yani 1940 lı yıllarda saray kapısına giderken
Emek sineması olan yerde
Şeyhmus Tatlıcı
börek imalatı yapıp satmaktadır.
Aslen Midyat ilçesine bağlı
KÜRD AŞİRETİ KERCOŞ AŞİRETİNDEN; MALA ZİLO yi ailesinden olan Şeyhmus Tatlıcı
Diyarbekir'e göç etmiş ve mardinkapıda bir börekçinin yanında çalışmaya başlamış ve bu mesleği öğrenmiş.
Biz Bu pastaneyi 1960nlı yılları ile hatırlıyoruz.
Dörtyolda, Saray kapısına giden İzzet Paşa caddesinin köşesinde,
üstü toprak damlı olan büyük bir dükkandı.
Çalışanlarının tamamı temiz beyaz önlüklüydü
vitrininde sedece pohaçalar ve kol börekleri bulunurdu.
İçe bakan tezgahın üzeri ise baklava tepsileri sergilenirdi.
Tezgahtarın keski aleti ile kol böreklerini keserken
tempolu bir müzik ile mermer tezgahta çıkan biçak darbeleri sesleri dululuyordu.
O yıllarda klasik bir Baklava ve börek dükkanı görüntüsündeydi.
Bir pastanede olması gereken mamuller 1970 li yıllardan sonra görülebildi.
Büyük oğul Salih Tatlıcı İstanbula yerleşmişti.
Momoz Lakaplı ve yine babasının ismini taşıyan oğlu Şeyhmus devam ettiriyordu.
Saf limondan imal edilmiş limonatası ve kol böreği unutulmaz lezzetliydi.
Tatlıcı ailesi tamamen İstanbul'a yerleştikten sonra
Şeyhmus Pastahanesi akrabaları olan Kazım Uysan ve oğulları tarafından çalıştırıldı.
Diyarbekirliler YAŞ PASTA yı ilk burada tanıdı.

1960 lı yıllarda,
Kürd kültürünü her alanda
kopyalayıp türk, fars, arap veya ermeni kültürü olarak sunduğu gibi Şeyhmus Pastanesinin karşısında,
o zamanki Park otelinin önündeki dükkanların birinde Karadenizli Hakkı Fındık adında biri, Şeyhmus konseptini taklit ederek
bir pastane daha açtı.

Takip eden yıllarda yani 1970 li yılların başında Gazi Caddesinde , Hasan Amca Pastanesi açıldı..Her türlü pasta, baklava, sütlü tatlılar ve böreğin satıldığı bu mekanı Hasan Beg isimli bir kürd açmıştı.
Hasan amcanın ölümünden sonra oğulları uzun bir süre çalıştırdı ve sonra dükkanı kapattılar.
Gaziantep asıllı Küllahçıoğlu ailesinin İnönü caddesinde bulunan Baklava salonunun kapanması ve Döner Salonu olmasından sonra küçük kardeşleri Ömer Küllahçıoğlu Lise caddaesinde Ziya Gökalp Lisesinin karşısında bir pastane açtı…öğrenci mekanıydı burası.
Ünal Gazoz Fabrikası kapandıktan sonra Ünal AİLESİ pastaneciliğe başladı, önce Dörtyolda ve sonra Ofis Ekinciler caddesinde uzun bir süre pastahane işletmeciliği yaptılar.
Daha sonra İzzet Paşa caddesinde SİSİ PASTAHANELERİ, ve Ofiste Petek pastaneleri isim yapan işletmeler oldu.

Diyarbekir'de helvacılık, bozacılık hatta pişmaniye yapılan dükkanların yoğunluğu dikkati çeken bir vakıadır...)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

'Şeyh Güzel' adıyla tanınan hokkabaz

Bir hokkabaz'a bu kadar çok kıymet verip ona şeyh, alim ve sultanlar için bile
yapılmamış şaşaalı türbeler yapmanın maksadı halkın beynini hep uyuşuk bir halde tutmak içindir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Taxeke Sûrê (Derê Nû) li navbera salên 1950-60

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dikaneke elwendî (manav) li Bazara Mêst (Yogurt Pazarı), sal 1968

'Keça min dî li elwendê, wella blla li elwendê'' Strana Mihemed Arifê Cizîrî

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ali Paşa Mahallesi adını osmalı'ya karşı koyan bu ünlü muhterem kürd zattan almıştır

Hükümdar Kavalalı Mihemed Ali Paşa (1769-1849) Diyarbekir'li Kürd bir aileye mensuptur.

Kavala'da doğduğu için 'Kavalalı' denilmiştir.

Osmanlı devletine karşı başarılı bir şekilde karşı koyan Mihemed Ali Paşa, Mısır ve Suriye'ye hükmetmiştir.

Mısırlı ünlü kürdler arasındadır.

Arnavut kökenli olduğuna dair tezler ortaya atılmış olsa bile bu tezler torunu olan I.Kral Faruk (Mısır Hükümdarı 1936-1952) tarafından çürütülmüştür.

Kral Faruk, ailesinin Diyarbekir'den Kavala'ya göç ettiğini “El Mısır'' dergisine 1948 yılında açıklamıştı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Evet, doğrudur. Kilise-cami yanyanadır Diyarbekir'de AMA aralarında karşılıklı ve güvenli bir huzur ortamı yoktur.
Çünkü kilise başka bir dine saygı ve riayet gösteririrken cami ise başka dinlere SALDIRIYOR! Sorun budur.

 

Evet, doğrudur. Kilise-cami yanyanadır Diyarbekir'de AMA aralarında karşılıklı ve güvenlikli bir huzur ortamı yoktur. Çünkü kilise başka bir dine saygı ve riayet gösteririrken cami ise başka dinlere SALDIRIYOR! Sorun budur.

Bendeniz Sur'un en büyük mahallesi Ali Paşa'da bulunan ve bu resimde görünen bu iki dini sembol yapının tam arasındaki Lale Beg semtinde Arıcılar Sokak No 1'de dünyaya geldim. Daha 5 yaşında bir çocukken şunu görüyordum: ikindi vaktinden sonra akşama doğru bu resimde gördüğünüz Meryem Ana kilisesi çan kulesindeki kilise çanı akşamın kilise ibadeti için çalmaya başladığını duyan devlette çalışan devlet memurları, hemen ya yere tükürürlerdi veya ''Allah sizi kahretsin!'' bedduasını seslice dillendirirlerdi. Binlerce yıldan beridir POLİ-İNANÇLI olan kürd toplumunda ise farklı inançlara karşı böyle bir hoşgörüsüzlük olmadığı için, türk devleti memurları aracılığıyla kürd toplumunda böyle bir hoşgörsüzlük tohumunu ekmeye çalışılıyordu kürd toplumunda.

Müslüman türk devletinin bu toleranssızlığı yüzünden kiliseyi çevreleyen duvar beş metre kadar yüksek örülmüştür. Bunun için kilise'den çok tıpkı bir ortaçağ kalesi ve hapishanesini andırıyor. Resmi dini islam olan türkler ve Türkiye müslümanlıktan başka hiçbir dini kabul etmeyen büyük bir bağnazlıkla ve hatta ortaçağı aratmayan çok koyu bir dincilikle Kürdistan'da ezdilere (alevilere) ve hristiyanlara saldırmaktadır. Bu saldırıları zaman zaman açık bir şekilde yapılacak düzeye vardırıken, genelde altan-alta, sinsice bu hoşgörüsüzlüğü örgütleyip körüklüyordur. Örneğin toplumda imtiyaz karşılığında ve hatta rüşvet vererek müslüman kesim arasında bazı satılık kişileri yanına çekiyor, sonra aynı şekilde kiliseden de müslüman kesime karşı DÜŞMANLIK KÖRÜKLEME GÖREVİ verdiği bazı kişileri de aynı çirkin metodlarla, imtiyaz ve rüşvet karşılığında satın alıyor ve her iki ayrı dini inanç toplumlarını bu şekilde birbiriyle çatıştırıyor. Azınlık durumda olan ezdileri, alevileri ve hıristiyanları çoğunluğu oluşturan sünni müslüman toplum içinde sürekli bir baskı ve gerilim altında tutuyor. Hatta bu insanların dini inançlarını terkedip müslümanlaşmaları için türk devlet dairelerinde baskı mekanizmaları kuruyor. Ama kiliselerin son modern çağda azınlık durumundaki dini inanç grupları arasında hristiyanlaştırma faaliyetleri dünyada hiçbir yerde yokken, Türkiye'de ve özellikle türk devleti eliyle Kürdistan'da bu kabuledilmez çirkin faaliyet gizli bir şekilde yürütülmektedir. İşgali, islamo-faşist türk ırk-devleti TC salt kürdleri dünyaya geri ve barbar tanıtabilmek için bu şehirlerde yukarıda zikredildiği gibi birkaç satılık kürdü arkasına takarak hıristiyan kesimi taciz etme DEVLET GÖREVİNİ herkes 'kürdler bu işi yapıyor' görsün diye bu çirkin görevi bu kendi kiralık adamlarına veriyor. İşgalci tüklerin kürdleri kötüleme ihtiyacı da herkes biliyor ki türklerin Kürdistan'da işgalci durumda olmalarından kaynaklanmaktadır. İşgalci türkler kürdlerin kurtuluş, özgürlük, eşitlik ve demokrasi mücadelelerinin başarıyla ulaşmasını engellemek istediği için kürdleri dünyaya geri, barbar ve kötü tanıtmak istiyor. Böyle yapmakla işgal ve ilhak ettiği kürdlerin ülkesi Kürdistan'ın ebediyyen kendisine kalacağını umuyor, zannediyor.

Ta eskilerden beri mülti-inançlı bir toplum olan kürd toplumunda farklı dini inançlara karşı hiçbir saldırganlık göstermeyen uygar, seküler kürdlerin siyasi faaliyet içinde olanlarını, kürdlerin ileri gelen kesimlerini kontrol altında tutabilmek, faaliyetlerini, durumlarını takip edebilmek için, türk devletinin kendisinin yarattığı din farklılığı düşmanlığı üzerinden de bu defa hristiyan kesim içinde kürdlere düşmanlık yapma görevi verdiği bazı hristiyanları kullanmaktaydı. İşgalci türk devleti bu konuda da ne yazık ki çok başarılı olmuştur. Bu hristiyan kesim içinde ne yazık ki kürdlere karşı büyük bir düşman kesim yaratmıştır. Bu kesimleri hristiyanları kesen türklerden çok, hristiyanları soykırım fermanı dönemlerinde korumuş ve kurtarmış kürdlere karşı kin beslemelerini başarmıştı. Bu kesimler biz kürdlere güler yüzle bakarken evde çocuklarına 'kürdlerden nefret etmelerini' öğretiyorlar. Tıpkı türk devleti istihbarat örgütlenmelerinde onlara telkin edildiği gibi; 'bizi kesen türkler değil kürdlerdir' yalanını çocuklarına öğretiyorlar. İşgalci türk devleti, bu hristiyanlardan ve aslen de hristiyan bir kürd olan meşhur papaz Aziz'i MİT ajanı yapmayı başararak kürdlere karşı kullanmaktaydı. Papaz Aziz efendi oldukça güler yüzlü ve güzel mizaçlı biriydi. Papaz Aziz efendi hem müslümanların ve hemde hristiyanların büyük bayramlarında hep Meryem Ana klisesi kapısının önünde nöbette duran kahverenkli resmi elbiseli, kahverengi şapkalı türk karakolunun kiliseyi korumakla görevlendirdiği bir bekçiye bir torba şeker verirdi ve bayram şekeri toplayan biz çocuklara dağttırırdı. Babamın deyişiyle 'din adamı' olduğu için papaz Aziz efendiye babam da saygı gösterirdi ve rahmetli babam Lale Beg'ın dar sokaklarında aziz peder Aziz ile her karşılaştığında önce babam ona selam verirdi ve bazen de duraklayıp kürdçe birbirinin hal ve hatırlarını sorarlardı. Bu arada ben de papaz Aziz efendi'nin elini öperdim o da herzaman kürdçe 'Allah seni salih bir evlat etsin, Allah seni korusun' diye dua ederdi ve babama ''bu çocuğu okut'' diye de telkinde bulunurdu. Bir dergide 'süryani Meryem Ana klisesi papazı Aziz'in türk devleti tarafından ajanlaştırışdığını' okuduğumda şahsen çok üzülmüştüm. MİT tarafından kürd toplumuna karşı ajanlaştırılmıştı. Oldukça yaşlı olan papaz Aziz'in bu son yıllardan birinde öldüğü haberini almıştım.


BİR NOT: Giriş kapısı batı'ya ama esas yönü ise DOĞU'ya bakan bugün süryani ortodoks bir klise olan Meryem Ana kilisesi aslında Kürdistan'daki bütün eski mabedler gibi başlangıçta bir ŞEMSİ/MİTRAYİ mabed olarak inşa edilmiştir. Ulu Cami (Mar Toma Klisesi) hakeza.. Dêra Zehferan hakeza..

G.C.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Hecî Qadirê Qadiya Kurmanca rûniştiye li bin tiirba Nasr.u.Dewle, padîşahê Merwaniyan li ser Zinarê Fîsê û kûr û dûr difikire


Gelî dost û hevalan
Zarokên gelê rojê
Rewşeke pir xirab e
Ku hûn ketine di navê

Riyeke bêfêyde ye
We daye ser û diçin
Ev riya bê veger e
We nabe çi felatê

Rêberên bi nav û deng
Rê li ber we şaş kirin
Gur û sega hûn xwarin
We hiş nîn e li qaqotê

Şêx û mele û sofî ne
Dest bi xişt û tizbî ne
Ji halê xwe razî ne
Lê qûntazî û bêderpê

Ey kurdê vî zamanî
Mala me çû mîratê
Welat çûye em nizanin
Dîn ketiye mezatê

Gelî meriva mêzekin
Aqil li serî kom bikin
Dilê xwe safî bikin
Û werin riya xelatê

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dergeha xanekê li Diyarbekra kevn..

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Diyarbekir Arkeoloji Müzesi

 

 

 

 

 

 

 

 

Fesih Gündoğar tam 21 yıl boyunca taşları oyarak Diyarbakır’ın Sur ilçesinin eksiksiz bir maketini yaptı. Yıllarca sokak sokak dolaşıp yaptığı Sur ilçesinin maketinde yer alan pek çok ev ve tarihi eserin aslı artık yok.

Aslında bir oto tamircisi olan Fesih Gündoğar Diyarbakır'ın Sur ilçesinin eksiksiz bir maketini yaptı.Al Jazeera'nın haberine göre bundan tam 31 sene önce eline aldığı bir tebeşir parçası Fesih Gündoğar’ın kaderini çizmiş. Tebeşir parçaları ile başladığı maketi yaşamının merkezine oturtunca o günden bu güne başka iş yapmadı.

“Tamirhanede çalışırken bulduğum bir tebeşir parçasını bıçakla oyup bir figür çıkardım. Sonra bunlardan bir cami yapmaya karar verdim. Çok güzel oldu. Görenler çok beğendi. Ben de ilerleterek binalar ve evler yapmaya başladım. O günden beri yapıyorum.” diyor.

DİYARBAKIR'IN MAKETİ

Fesih Gündoğar, Diyarbakır’da şimdi otel olarak kullanılan tarihi Deliller Hanı’nın birebir kopyasını yaptığı zaman kentin ileri gelenlerinin dikkatini çeker. Handaki her ayrıntı makette de yer almaktadır ve esas gerçekleştireceği büyük proje için destek belediyeden gelmiş.

Fesih Gündoğar: Diyarbakır Belediyesi’ne girdim. Çeşitli birimlerde çalıştım sonra da 21 yıl önce başladım Sur ilçesinin maketini yapmaya. Önce kentin 60 yıl önce havadan çekilmiş ayrıntılı bir fotoğrafını buldum. Tarihi yapıları ve evleri tek tek numaralandırıp bulundukları yerleri inceledim. Gidip çizimler yapıp ölçeklendirdim. Bu işleri bitirdikten sonra önce surları ve burçları tamamladım, ardından da toprak damlı evleri yapmaya başladım.

TAM 21 YILDA BİTİRMİŞ

Sur ilçesini çepeçevre saran surları bitirdikten sonra önce tarihi yapıları yapan Gündoğar ardından evlere girişmiş. Binlerce evi tek tek taştan oyarak yerine yerleştirmiş. Taş olarak bazalt ve Lice bölgesinden topladığı beyaz Lice taşını kullanmış. 21 yılın ardından, çok küçük bir kısmı hariç biten maket Sur ilçesinde Mardinkapı’da bir parkta, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi'nin tahsis ettiği özel bölgede sergileniyor. Gündoğar şimdi surların etrafındaki çevre düzenlemesi ile meşgul. Ancak onun aklında gerçek Sur'un durumu var.

Gündoğar: Üç aydan fazla sokağa çıkma yasağı sürdü. Maketimin olduğu yere de gelemedim. Sur’da pek çok tarihi yapı hasar gördü, yıkıldı. Hasar gören evler kepçelerle yıkılıp taşınıyor. Şimdi makete bakınca içerisinde pek çok alanın artık gerçekte olmadığını düşünüyorum. Bu da beni çok üzüyor. İnsanlar Sur’un yasaklı bölgelerine giremiyor ama gelip makete bakarak hasret gideriyorlar.

MAKETİ DE ZARAR GÖRDÜ

Sur’daki çatışmalar sırasında maket de hasar görmüş. Maketi çevreleyen camlardan geçen mermiler surlara ve Ulu Cami’ye hasar vermiş.

“Ben gelemiyordum yasak nedeniyle buraya. Camlara kurşun gelmiş ve delip makete zarar vermiş. Bazı bölümlerini yeniden yapacağım. Makete zarar gelse de çok önemli değil yine yapılır ama esas Sur’un kendisine gelen zararlar beni çok düşündürüyor. Tarihi bir yapıyı yeniden onarıp eski haline getirmek çok zor.” 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

THE ISLAMO-FASCIST INVADER TURKEY DESTROYED THIS KURDISH OLD TOWN AND 13 OTHER KURDISH CITIES TOTALY
BETWEEN 2016-2017

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

In the End, we will remember not the words of our enemies, but the silence of our friends.

Martin Luther King, Jr.


- Do you see what Turkish soldiers are doing to Kurdish towns and cities?

 

 

 

 

 

 

KURDISH CHILDREN IN

CIZIR, AMIDA, EFRIN, WASHUKANÎ, FARQIN, LICE, SIRXEKH, GIRGÊ AMO (SILOPI)

 

SOS

HELP !

The Islamo-Fascist Invader and Murderer Turkish State killing Kurdish Children SOS

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kürdistan'da işgalci-islamo-faşist türk ordusnun son vahşeti 2015-2017

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İSLAMO-FASCIST INVADER TURKISH ARMY IN KURDISTAN
KILLING CIVILIANS

Bir yabancı/düşman ordu askeri medeniyetin beşiği kadim kürd şehri
Diyarbekir'i harabeye çevirdiği sokaklarında kirli-katil işgalci türk potinleri ve hain türk silahıyla gezinirken ..

Türkiye kürdlerden KORKTUĞU kadar hiçbir şeyden o kadar çok korkmuyor. Kendini tanrı yerine
koyarak, kürdlerin evlerini başlarına yıkıyor, kürd halkını toplu cezalandırıp helak ediyor.
Eskiden kadın, çocuk, yaşlı demeden insanlarımızı köylerde samanlıklara doldurarak topluca ve
diri-diri yakıyordu. Buna halk arasında Sala Şewatê (yangın yılı 1925-1935) deniyor. Şimdi bu aynı zulmü şehirlede de tekrar ediyor.

Eskiden yaptığı gibi ana rahmindeki çocukları bile katlediyor. Yani kürd halkını TOPYEKÜN katlediyor, imha ediyor.
Bütün bunları kürdlerden öcü gibi korktuğu için yapıyor. Kürd halkının gözünü korkutmak istiyor.
O sözde ve çok kahraman türk ordusnun akerlerine bakın! Cizre ve Sur’da bir avuç kürd
çocuklarına karşı uzay savaş teknolojisi ile giyinip kuşanmış ve yalandan terör bahanesiyle sivil
kürd halkını kalleşçe katlediyor, kış kıyamette evlerini başlarına yıkıyor.

KATİL VE KANCIK TÜRK ORDUSU NE YAPSANIZ DA ÜLKEMİZ KÜRDİSTAN’I KENDİ MÜLKÜNÜZ
YAPAMAZSINIZ! BU MÜLK EZELDEN BERİ KÜRDÜNDÜR VE TA EBEDİYETE KADAR DA KÜRDÜN
OLACAKTIR. KÜRDİSTAN’DAN DEFOL! HEMEN ÇIK!!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2015-2017 yılları arasında Hendek Provokasyonu yardımıyla yıkılan, viran edilen kürd şehir ve kasabalarından birkaçı.
100'den fazla sivil öldürüldü ve en az 1 milyon kürd yurdundan göçertilerek yerlerine islamist-türk göçmen aileler yerleştirildi.
Tıpkı eskiden beri yapıldığı gibi, Kürdistan türklerin malı yapılmaya devam ediliyor.

 

 

 

STRUKTURELL TOLERANS INFÖR MASSAKRAR OCH FOLKMORD
& STRUKTURELL ANTI-SEMITISM

 

Liksom strukturell anti-semitism finns det idag även en strukturell tolerans och acceptans infor massakrar och folkmord som sker runtom i världen. Speciellt i Mellanöstern och mot det försvarslösa kurdiska folket.

 

När man nämner ordet Israel, kontrar de flesta människor genast med anti- israeliska argument som är från gångna världen och har ingen som helst verklighetsförankring.

 

Folk uttalar sig fördomsfullt gentemot Israel och det judiska folkets befrielsekamp utan att veta att det är ISLAMISTISKA araber själv som har dödat 20 gånger mer palestinier än de palestinier som har dödats under israelisk-palestinsk konflikt sedan 1948. Det handlar om knappt 15 000 som har dött sedan 1948 i Israel mot 300 000 som de jordanska och syriska araberna dödade enbart under under enda månad så många palestinier - under den så kallade Svarta september månaden 1970.

 

En till felaktig och orättvis attidtyd som folk har idag är att man är helt döv och blind inför grymma massakrar och folkmord som sker i många länder.

 

En grym massaker pågår idag i den Kurdistan delen som är ockuperat av Turkiet.

 

Turkisk militär och polis tillsammans med turkiska ISIS miliser proklamerar utegångsförbud i de kurdiska städerna och de tillåter inte någon människa gå ut under flera månader. Gamla och sjuka blir instängda i sitt hem under flera veckor utan mat, el och vatten. Krypskyttar skjuter ner till och med barn som går ut för att hämta mat och vatten.

 

Om de kommer ut skjuts de ner av krypskyttar, om de är kvar i husen dör de av törst och hunger.

 

Samtidigt bombar turkiska helikoptrar folk som är instängda i sina hus. Till slut stormas civila kurdiska stadsdel av tung turkisk artillerield. Även helikopter och flyg används mot de instängda stadsdelarna.

 

Ingen människa i världen säger någonting åt de islamistiska turkarna för detta bestialiska folkmord. Även när världens de 20 mest utvecklade länder samlas i ett årsmöte i Turkiet pågår dessa mord på det kurdiska folket!

 

Världen är helt blind!!

 

 

 

 

 

SOS KURDISTAN !

 

The Kurds & Kurdistan need your help!

 

Many massacre occured in Northern Kurdistan since 1923, after Turkey was built.

The Kurdish people have had enough - 98 years of slices of colonial atrocities
implemented by the Turkish Islamo-Fascist invader dictatorship.

98 years of not being able to speak mother tongue.

98 years of not being able to influence your country, your life, your children's future.

98 years of not being able to have any ambition.

98 years of not being able to dream.

Northern Kurdistan is a closed country

Turks do not allow outsiders to enter in Kurdistan. For many decades, between 1935-1960 Northern Kurdistan was a forbidden area for foreingers.
Because a gigantic Turkish assimilation process was going on and the Turks did not want the world to find out what they were doing to the Kurdish people.
The Turkish state often killed European tourists and blamed the local Kurdish villagers for showing the Kurds as wild and uncivilized.

It is difficult for human rights organizations and aid organizations to get in Kurdistan. The Turks do not allow it. It is difficult for the people to get out of there.
It is currently impossible for journalists to report about the situation without being arrested by the Islamo-Fascist invader Turkish state.
.
When state violence increases, the internet is shut down, so it is not possible to publish to the outside world. So they did between 2015-2017 when they
killed thousands of Kurdish civilians in Cizir, Shirnex, Farqin, Lice, Sur.

Electricity is turned off for periods, the military patrols the streets, Covid statistics are darkened, the dead bodies are not taken care of but are left lying on streets, in their homes in several weeks, months!. Many people is starving,, people is desperate. There are fears that the violence will make people back off, that there will be silence again.

The Kurds and Kurdistan need your help!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Wêranî! Wêranî! Wêranî! Berhemên HEZARAN salan hat rûxandin ji hêla tirkên îslamo-faşîst ên dagîrker

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tamir de etmiyorlar ki kendiliğinden yıkılsın - İşgalciler Kürdistan'da bütün canlı varlıkların düşmanı oldukları gibi, Kürdistran'ın
BÜTÜN tarihi eserlerinin de baş düşmanıdırlar. Kürdlerin ülkesi Kürdistan'ın dünya gündemine girerek türklerin Kürdistan'daki
işgal ve sömürü durumunun tartışmaya girmesinden çok korkuyorlar. Ülkeleri yoktur ondan. Bu işgalci islamo-faşistler tıpkı bir virüs gibi başka bir ulusun (kürdlerin) vücuduna (ülkesine) musallat olmuşlar. Ama korkunun excele faydası yoktur. Adı da üzerinde olduğu gibi Kürdistan, yani kürdlerin ülkesi asla ve hiçbir zaman işgalci islamo-faşist türklere yar (vatan) olmayacaktır.

500 yıllık uzun bir tarihi olan Diyarbekir'deki 4 ayaklı minare yıkılmadan önce DERHAL de-monte edilmelidir. Bazalt taştan yapılmış bu ilginç yapı, 500 sene ayakta kaldıktan sonra bazalt taşın dayanıklık ömrünün yarısından fazla bir zaman sürecini geride bırakmıştır. Bazalt taş normal şartlarda sertlik direncini en fazla maximum 500 sene koruyabiliyor. Beşyüz seneden sonra da bazalt taşın sertlik niteliğinde zayıflık baş gösteriyor. Sonra en azından 100 ton ağırlığı olan bu minarenin taşlarını üzerinde taşıyan dört bazalt taş sütun, bundan beş yıl önce islamo-faşist türk polisleri tarafından kurşunlanarak ciddi bir oranda zarar gördü.

Ben 25 yıl sonra ilk defa 2006'da Kürdistan'a gittiğimde bu minarenin sağlamlığını anlamak için birkaç teftiş fotosu çektim (fotonun üstüne tıklayarak altan çekilen resime bakın) ve bu foroları belediyeye yolladım. Dört sütun ayak üzerindeki yatay bazalt kemer taşlardan 2 tanesi çatlamıştı. Belediye bu uyarım üzerine çelikten bir çember skis ederek bu çatlayan taş kemeri bu çelik çemberle sardı. Ama islamo-faşist türk polislerinin saldırısından sonra tarihi dört ayaklı minare yıkılsın diye bu çelik çember kayyumlu türk yönetimli belediye tarafından yerinden çıkarmıştır.

Yaşlı taşları artık çok çürük olan bu minare, HERAN yıkılma riski ile karşı karşıyadır!! Özellikle de 2005 yılından sonraki islamo-faşist türk polislerinin minarenin sütunlarını yakın mesafeden kurşunlayarak en az iki taş sütun ayak üzerinde büyük bir gedik açmaları yüzünden, bu yıkım heran gerçekleşebilir. En küçük bir deprem durumunda kesinlikle yıkılacaktır. Biliyorsunuz Kürdistan ve özellikle de Diyarbekir, Lice ve Bingöl deprem fay hattı üzerindedir.

12.01.2022

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

TO UNITED NATIONS!

KURDISH PEOPLE BEING DEPORTED FROM THEIR NATIVE COUNTRY KURDISTAN WHERE THEY LIVED FOR THOUSANDS OF YEARS
AT THE KURDS' HOMES, TURKES FROM DIFFERENT PLACES IN THE WORLD AND JIHADISTIC SYRIAN ARABS BEING PLACED

DİYARBAKIRLILAR!
YENİŞEHİRLİLER!
DİCLE KENTLİLER!
KÜRDİSTAN'IN DİĞER ŞEHİRLERİNDEKİ LÜKS SEMTLERDE GAFİLCE YAŞAYAN KÜRDLER!
-- İÇİNDE BULUNDUĞUNUZ SAHTE REHAVETTEN SIYRILMAZSANIZ, GÖZÜNÜZÜ DÖRT AÇIP UYKUDAN UYANMAZSANIZ, ÇOK BÜYÜK BİR FELAKET GELİP ÇATTIĞINDA, ANCAK FARKEDEBİLECEKSİNİZ!

- Türkiye 'bana dokunmayan yılan oynu'nu oynuyor ve sizde Türkiye'ye 'çok yaşa'! diyorsunuz!
Ama işgalci türk, insiyatifini %100 elinde tuttuğu bu siyasi ve askeri oyunu: kürde NİHAYİ DARBE vurmakla tamamen kendi lehine çözmeyi planlıyor!!
Bunun için dış güçlere karşı 'yeni osmanlı Türkiyesi' stratejisini dayatıyor dış güçler türklere standard bir demokratlaşmayı dayatırken.
Türkler kürdlerin bir kesimini dış güçlere karşı koz olarak kullanmak için yanına alıyor. HDP kürdlerden oluşan bir türk siyasi insiyatifidir. Diğer kürd güçlerini de HDPlileştirmek istiyor türkler. Hemde bütün bunları, kürdlere sağ gösterip sol vurmaya hazırlanırken yapıyor.
Açık bir dille: Batının değiştirmek istediği Türkiye değişmek istemiyor. Kendi osmanlı türküsünü okuyor. Bu krizden yeni osmanlı Türkiye'si projesini gerçekleştirerek, Batı'ya rest çekebilecek ekonomik ve siyasi bir güce ulaşmayı hedefliyor. Bu hedefe ulaşmada, kürdleri ve müslümanlık kimliğini kullanıyor. Yani Fethullah’ın hızlandırılmış asimilasyon projesi Erdoğan tarafından hala yürütülmektedir. İzledikleri yol budur.
AMA şimdi bütün bu olanların gölgesinde düşünülmesi gereken düşünce ve takip edilmesi gereken yol şu olmalıdır:
İşgalci türkler Kürdistan'dan çıkarılmalı. Kürdler bu mukaddes görevi başarmak için düşünmelidirler.
Düşünürsen yaparsın. Düşünmezsen sen Kürdistan'dan çıkarılırsın böyle bu resimde görüldüğü gibi.
İLK ADIM: İşgalci türklerin (X)APO'suna karşı HER KÜRD aktif ve pasif tavır alsın!
İKİNCİ ADIM: XAPO içindeki eski ve yeni yurtseverlerin birliği sağlansın!
ÜÇÜNCÜ ADIM: Eski ve Yeni XAPO yurtseverleriyle, XAPO dışı yurtsever kürdlerin düşünce ve eylem birliği yaratılsın.
Bu en fazla bir (1) ay vakit alır, ama Kürdistan şehirlerinin Kobanî ve Haleb olmasının, nüfusumuzun daha fazla göçertilip helak edilmesinin ÖNÜ ALINMIŞ OLUR.
Yoksa taş üstünde taş bıraktırılmayacak şekilde, surlar da dahil, BÜTÜN KÜRDİSTAN (!) yıkılmak ve boşaltılmak tehlikesiyle karşı karşıyadır!
Unutmayalım ki katil işgalci türk ırk devleti'dir ki Hşitler Nazizmi'ne insan yakmayı öğretmiştir. (Bu konuda burada sunulan 1890 yılına ait bir belgeye bakınız) Tamamen insanlık ve medeniyet düşmanı olan ve herşeyden ve herkesten önce de azılı bir kürd düşmanı olan devlet ile karşı karşıyayız. Kendi ulusunu bile son derece bağnaz bir kürd düşmanı haline getirmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

XANÇEPEK'ın HALINA BAX!

O güzelim Xançepek'in bugünkü acılı bu durumuna bakın! Tarihimizi Diyarbekir'den kazıtıp yok etmeye çalışıyorlar!!
Tarihimizi Diyarbekir'den kazıtıp yok etmeye çalışıyorlar!! Kürdlerin Diyarbekir'deki tarihi YOK EDİLDİ diye sanıyorlar sevgili Xançepek'imizi bu hale getirmekle.
Bir de Orta Asya'dan bilmem daha başka hangi lanetli cehennemden islamist türkleri getirip Diyarbekir'imize yerleştirmeye çalışıyorlar.
Böyle yapmakla Diyarbekir'den kürdlerin izini silebileceklerini zannediyorlar. Ama Asla! Asla ve ASLA kürdlerin izini Kürdistan'dan silemeyeceksiniz.
Adı üstünde: Kürdistan ve KÜRD ŞEHRİ-ŞEHRİ KÜRD ve Diyarbekir bağımsız, birleşik BÜYÜK KÜRDİSTAN'ın BAŞKENTİ'dir,
dünya varoldukça bu böyle kalacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

   

 

 

 

 

 

 

 

AMIDA - AGUSTA

AMIDA PERSPEKTIVE

ANCIENT AMIDA

THE BEAUTIFUL ANCIENT HOMES OF AMIDA

THE GREAT RING WALL OF AMIDA

PICTURES OF AMIDA'S CITADELL



KOMKUJÎ & TEVKUŞTIN (Genoside)

 


Foundation For Kurdish Library & Museum