Un astrólogo valenciano del siglo XV sitúa
el Paraíso terrenal en el Kurdistán


Home
 |  Destpêk  |  Ana Sayfa



Painting: Alastair GRANT


el Paraíso terrenal en el Kurdistán

 

 

 

 

"Kürdistan, Doğu'nun en eski gelenek ve hikayelerinin anıldığı ve birçok mitolojik olayın geçtiği yerdir."
C. François Volney (1757-1820)

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Bertomeu Gerp ubica el mítico lugar a través de las matemáticas.


Fecha de publicación:

29/5/2008

***

Una epístola inédita del astrólogo y astrónomo valenciano del siglo XV Bertomeu Gerp ubica, a través de las matemáticas, el Paraíso terrenal en el actual Kurdistán, en una zona vecina a Jerusalén y a Siria.

La carta, escrita en latín y dirigida al arzobispo de Salerno, ha sido editada, introducida y anotada por los profesores de la Universitat de València Júlia Benavent y Josep Teodoro, y la ha publicado la Institució Alfons el Magnànim de la Diputación de Valencia bajo el título «La porta del Paradís».

En ella, Gerp sitúa el Paraíso en una región «meridional que nunca ha sido practicable, que dista de la línea equinoccial unos 35 grados», según han informado hoy fuentes de la Diputación en un comunicado.

Tal como explica Teodoro, Gerp se refiere a una zona al norte del Ecuador, en medio de la zona templada del hemisferio norte, en el centro de la tierra habitable pero a la que los seres humanos no pueden acceder, que coincidiría con la actual zona del Kurdistán.


Gerp justifica que el Paraíso podría ser vecino a la tierra de Jerusalén y a Siria contando que Adán, «expulsado del paraíso, habitó Siria y llegó a Damasco, para morir junto al valle de Hebrón, en Palestina».

En la carta de Gerp, publicada en la colección Debats, el autor valenciano también expone el día de la Pasión de Cristo, situándolo en el 25 de marzo, sexta feria, del año 34 de la Salvación, y especula a su vez sobre la fecha de creación del mundo, que establece entre el 21 de septiembre o el 1 de octubre.

La profesora Júlia Benavent descubrió la epístola de Gerp en su investigación sobre humanistas valencianos, que se publicó bajo el título Biblioteca Dispersa. Manuscrits i incunables valencians dels segles XIV al XVII.


* * *

 

La Voz de Galicia

Adem ile Havva’nin Cenneti Kürdistan


Ispanya’da yayinlanan ‘La Voz de Galicia’ adli gazetenin dünkü sayisinda yayinlanan bir haberde Hz. Adem ile Hz.Havva’nin ‘Cennetinin’ Kürdistan oldugu öne sürüldü. 15. yüzyilda yasamis Ispanyali (Valensiya bölgesinden) astrolog ve gökbilimci Bertomeu Gerb, Adem ve Havva’nin yasadigi yerin (Yeryüzü Cenneti - Paraiso Terrenal) Kürdistan oldugunu belirtiyor.


Adem ile Havva’nin Cenneti Kürdistan

Ispanya’da yayinlanan ‘La Voz de Galicia’ adli gazetenin dünkü sayisinda yaynlanan bir haberde Hz. Adem ile Hz.Havva’nin ‘Cennetinin’ Kürdistan oldugu öne sürüldü.

15. yüzyilda yasamis Ispanyali(Valensiya bölgesinden) astrolog ve gökbilimci Bertomeu Gerb, Adem ve Havva’nin yasadigi yerin (Yeryüzü Cenneti - Paraiso Terrenal) Kürdistan oldugunu belirtiyor.

Bugüne kadar bilinmeyen bu mektup, 15. Yüzyilda yasamis bu gökbilimcinin, matematigi kullanarak, yeryüzündeki cennetin Suriye ve Kudus’e komsu bugünkü Kürdistan oldugunu ileri sürüyor.

Anilan mektup, profesor Julia Benavent’in Valensiyali humanist kisiler hakkinda yaptigi arastirma esnasinda bulunmus.

Salerno (Italya) Baspiskoposuna hitaben ve latin harfleriyle yazilan mektup, Valensiya Üniversitesi profesorleri Julian Benavent ve Josep Todero tarafindan çevrilmis, düzenlenmis ve Valensiya Alsons el Magnanim Enstitusu tarafindan “Cennetin Kapisi” adiyla yakin zamanda yayinlanmistir.

Bu mektupta Bertomeu Gerb, Cennet’in “praktik olarak girilemeyecek güneyde degil, ekinoksun 35 derece uzagindaki hatta” oldugunu belirtiyor.

Profesor Josep Todero’nun açiklamasina göre; Bertomeu Gerb ekvatorun kuzeyindeki bir bölgeyi isaret etmektedir. Gerb’e göre yarikürenin kuzeyinde iliman kusagin ortasinda yer alan, yasamaya uygun fakat insanlarin giremedegi bu bölge, bugünkü Kürdistan’a denk gelmektedir.

Gerb, Cennet’in Suriye ve Kudus topraklarina yakin olmasi gerektigini, bunu kanitlamak amaciyla da, Adem’in cennetten kovulduktan sonra, Filintindeki Hebron vadisinde ölmek amaciyla Suriye topraklarina gelip yerlestigini, daha sonra da Sam’a ulastigini anlatmaktadir.

Ispanyolca’dan Çeviren: Irfan Güler

rizgari

 

La Voz de Galicia (29/5/2008):

http://www.lavozdegalicia.es/sociedad/2008/05/29/00031212079838432156734.htm

 

 

 

 

 

 

 

 

Tetwan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mêrdîn - Northern Kurdistan

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KURDISTAN - Garden of Eden

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Pietro Della Vella 1586-1652

"Kürdlerin birinin evinde misafir olduk. Yemekleri çok lezzetliydi. Kürdistan’ı tanıdığım için diyebilirim ki halkı iyi, cömert ve medenidir."

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Dirck Coornhert Gravürü 1500.. Yunus Peygamber Ninova halkına kehanetlerini gösteriyor. Halk, Peygambere bağlılığını bildiriyor.

Osmanlı Seyyah Evliya Çelebi'ye göre Hz.Yunus Kürtçe konuşarak Allah'ın buyruklarını Ninova halkına aktarmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Hz.Nuh’un gemisi Gordioların Dağları’nda karaya oturmuştur.”

Rahip Berossus (M.Ö 278) ‘Babil Tarihi

Berossus’un bahsettiği ‘Gordioların Dağı’ Cudi Dağı’dır.

Evliya Çelebi, Seyahatname isimli eserinde Hz.Nuh ve kavminin Kürdçe konuştuğunu aktarmıştır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Arab-İslam Bilimcisi İbn Vahşiyye, kürdlerin ''Tarım, Botanik'' gibi alanlarda çok iyi olduklarını'' belirtir.
Vahşiyye göre ''kürdler Hz. Adem'den kalma kitaplara ve tekniklere sahiplerdi.
Bu sebeple diğer milletlerin Tarım, Hayvancılık ve Botanik bilimlerini kürdlerden öğrendiğini'' aktarır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

"HZ. ADEM KÜRDÇE KONUŞUYORDU" !!!
*******************************************************

Bahâîlik dinin Peygamberine göre “Hz Adem’in konuştuğu dil Kürdçe'ydi”.
Bu dinsel grubun yıllar önce verdikleri rakamlara göre milyonlarca insan Bahâîlik dinine inanıyor.
Dünyada 100.000 civarında merkezleri var. Bu eser 1918 yılında Cambridge Üniversitesi tarafından basılmış…

"Akre'de yaşayanlar Hz. Yunus döneminde Kürt dilini konuşup iman ettiler ."
Evliya Çelebi Seyahatnamesi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KÜRDLER - NUH'UN KAVMİ

Hz. Nuh'un çocuklarının tasviri: Sam, Ham ve Yafes
Yafes’in oğullarından “Madai” (Yunanca Medos) Kürtlerin ataları olarak kabul edilir.


Kürtçe, en eski medeniyet dilidir.
Hz.Yunus gibi Hz. Nuh da kavmiyle Kürdçe konuşmuştur.
Bilim adamları bundan 12 000 yıl önce dünya ikliminin ısınarak değişmeye başlamasıyla
Kürdistan'ın kuzeyi'ne kadar varan Kuzey kutubun buzlarının erimesiyle, bütün Ortadoğu'yu kapsayan ve uzun yüzyıllar süren büyük sel felaketinin
döneminin başladığını jeolojjik deneyimlerle tespit etmiş buluyorlar. Başka bir deyisle efsanelerde bahsedilen Nuh'un Tufanı hikayesinin
pekala yaşanmış bir hikaye olabileceği faraziyesini ileri sürmüşlerdir.

 

Land of Adam and Noah Kurdistan 1066

(Adem ve Nuh'un ülkesi Kürdistan 1066)

Land of Adam and Noah Kurdistan 1066

(Adem ve Nuh'un ülkesi Kürdistan 1066)

ŞIRNEX

 

 

EREB JI KU DERKETIN?

SAMİLER VE DÜNYA SAHNESİNE ÇIKIŞ SÜREÇLERİ...


Tevrat anlatımına göre samiler, NUH'UN üç oğlundan biridir.
ham, yafet ve SAM...

Sam soyu tarihte çok önemli bir yere sahip olmakla birlikte bugün Ortadoğu'da arapça gibi kullanılan bir çok dilin atasını oluşturmaktadır. Akkadlar dönemiyle birlikte yazının soldan sağa yerine sağdan sola yazılıp okunması sağlanmış ve aramice gibi köklü bir dil oluşturularak arapçaya yön vermiştir.

Samiler ilk olarak dünya sahnesine, Sümer dönemlerinin başlangıcına tekabül eden bir dönemde, MÖ. 4000 li yıllarda, güney Mezopotamya'da halef ve obeyd kültürleri içinde, hint kültürleri ile birlikte harmanlanarak yer almıştır.

Sümerler, Kuzey Mezopotamya'ya gelişi ve ardından güneyi ele geçirmesiyle birlikte, kabile kültürleri Mezopotamy'da görülmezken, arabistan yarım adasında konar göçer ve göçer kabileler şeklinde yaşamaya devam etmişlerdir. MÖ 4000 İLE MÖ 2000 yılları da, sümerler arasına katılarak varlıklarını PARALI ASKER ve PARALI İŞÇİ olarak yaşamlarını sürdürmüşler ve bu süre içinde Sümer paganlığını benimsemişlerdir.

Sümerler, MÖ 2500 dolaylarında zayıflamaya başlayınca, yavaş yavaş yönetimi ele geçirmeye başlarlar, yönetim de söz sahibi olan mevkilere yerleşirler. MÖ 2100 dolaylarında MARTU ve AMARTU GÖÇLERİ ile bir çok medeniyetler kurmuşlardır...

AKAD - ASUR gibi devletler sami ırka ait kabileler tarafından oluşmuştur... Akkad ile Mezopotamya da hakimiyet kurduktan sonra babil ile bütün bir bölgeye hakim olmaya başlamışlardır..

Son zamanlarda gerçekleştirilen arkeolojik araştırmalar ve buluntulardan önce, tarihi otoritelere hâkim olan Tevrat an’anesine göre, Acemistan eteklerinden Filistin ve Sina bölgesi ve Suriye’nin kuzeyinin yakınlarına kadar uzanan saha ile Arap Yarımadası’nda ve Habeşistan’daki kavimler genellikle Samî sayılıyorlardı. Genel olarak kabul edilen bu esasa göre, eski kavimlerden başta akadlar ve asurlular (kısmen) olmak üzere amurrular,kalde'liler (geldaniler), aramiler, fenikeliler, kenaniler, ibraniler ile Arabistan kabileleri Samî sayılmaktadır. Ancak bu kavimler Samî tipten farklı fiziksel özelikler taşımaktadır.

Oysa, saf Samî tipin fiziksel özellikleri dikkate alındığı zaman, eski kavimlerden sadece Sinear'da I. Babil Devleti’ni kurmuş olan Amurrular’ın tipinin saf Samî tipe uygun olduğu görünmektedir.

Çünkü bunların da geniş omuzlu, gaga burunlu, siyah gözlü ve siyah saçlı, iri yarı dolikosefal başlı insanlar oldukları anlaşılmaktadır.

BURADA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN NOKTA...

I. Babil devletini kuran amurluların SAF yani ARİ olan sami ırk olarak düşünülmesidir. biliyoruz ki Tevratı ve israiloğulları doğuran anne, Babil medeniyetidir. saf ırk deyimi bu nedenle önem arz etmektedir..
2100 dolaylarında 3. Ur hanedanı NARAM-SİN ailesi son bulur ve akadlar kurulmuştur. Ancak çevre kabililerin baskısı ve GUTİ Akınları ile yıkılmış 100 yıllık bir karışıklıktan sonra büyük Babil dönemi başlamıştır.

DEVAMINDA o coğrafyaya YAYILIŞ...


 

 

 

 

 

 

 

 


5. Yüzyıl Ermeni Tarihçisi Faustus Byzantium

“Korduk, Ermeni Prensi Jonn’un idaresindedir. Cudi Dağı Korduk’tadır; Çünkü, Nisibis’li (Nusaybinli) papaz Yakub, Nuh’un gemisinden kalan parçayı görmek için Korduk (Kurdistan) Bölgesin’deki Sararat’ı (Cudi Dağı) ziyaret etmiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


HEVGIRÊDANA EFSANE Û RASTIYÊ


Agahiyên dîrokî, dînî, folklorî û edebîyatê balê dikşîne ser efsaneya ku dîyar dike kurd ji ummeta hezretî Nûh in


EFSANE: "Hz. Nuh bixwe û gelê wî bi zimanê kurdî diaxifîn. Kurd mêrxas û nebez in "
“Diyar-i Meyafarqin-i Kurdistan; Meyafarqîn (Silîva) ji hêla Melik Kurdim ve, ku neviyê Pêxember Nûh e, hate damezrandin.
Zimanê kurdan kurdî ye, ne erebî yan farisî ye. Zimanê kurdî ji dema Nebî de Nuh maye.
Ewliya Çelebî

Û RASTÎ: Li cîhanê 7 hezar û 111 ziman hene. Di nav van zimanan de, zimanê kurdî bi 721 hezar 599 peyvên xwe zimanê 9emîn ê herî dewlemend ê cîhanê ye.

 

 

Dünyada 7.111 dil var ve bu diller arasında kürdçe 721.599 kelime ile dünyanın en zengin 9. dilidir.


“Hz.Nuh’un kendisi ve kavmi kürdçe lisanıyla konuşurdu. Kürdler yiğit ve asildir”
“Diyar-i Meyafarqin-i Kürdistan; Meyafarqîn (Silvan) Hz.Nuh’un soyundan olan Melik Kurdim tarafından kuruldu.
Kürdlerin dili arapça veya farsi değil kürtçe’dir. Kürdçe lisanı Hz.Nuh döneminden kalmadır.”

Evliya Çelebî

 

 

“Tufan sırasında Adem’in tüm çocukları boğulmaktan kurtulamıyorken,ki Hz. Nuh’un hizmetkarlarının dahi Nuh’un gemisine binmelerine izin verilmemişken, sekiz kişinin gemiye alınarak kurtulmasına izin verilmiş ve bu sekiz kişi arasında Kürdlerin ataları da varmış

Crosby H.W 1876

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İşgalci türkler bazı oryantal dini kaynaklarda kürd tarihi, dili ve kültürü hakkında bazı bilgilere vakıf olduklarında,
kürd tarih, dil ve kültürünü taklit etmeye başladılar. Güneş Dil Teorisini ortaya attılar. Ama Güneş Dili türkçe değil, 721 599 kelime ile dünyanın en fazla kelimesine sahip 9. dili kürdçe'dir.
Ahım şahim türkçe ise 20. sırada. Aradaki azamet farkına bakınız..Yani Güneş Dili türkçe değil, kürdçe'dir aslında.

’''Türk ve Kürt kültürü arasındaki fark görünmez şekle sokulmalı ve onların tertip ettiği Şark geceleri, folklor ve kültür gayretleri maarif ve kültür sistemimize göre ele alınıp Türk kültürüne temsil edilmelerine çalışılmalıdır. Yeni teknik imkânlarımızdan faydalanarak neşriyat yapan üç dış radyonun dinlenmesine mâni olunmalıdır. Posta sansürü Kürt muhaberat ve neşriyatına karşı daha geniş ölçüde işletilmelidir. Bunlarla uyumlu olarak politik müdahale ve karıştırmalar da tertip olunabilir’ gizli ibareli raporlar ve tavsiye içerikli analizler valiliklere gönderilir. Bu kapsamda Bitlis merkezde Yurd Yolu adıyla 1938 yılında bir gazete de dahi çıkartılır''.

’Yaradıcıların Yaradanı Atatürk’ başlığı ile çıkan bu gazetede, ’Türkçenin Meleklerin dili’ olduğu ve hatta Hz. Muhammed’in de Türkçe öğrenmeyi emrettiği yazılar yayımlanır. B.Z.


Kürdlerin dili türkçe ve kürdlerin kensininin de türk olduğunu yaymaya başlarlar. Örneğin 1930’lu yıllarda kurulan Halk Evleri bünyesinde ta 1970’lere kadar devam eder. Hem Sarısözen hem de Ateşli Halkevlerinden yetişmedirler. Halkevleri, Kürdleri asimilasyonda ve Türkleştirmede muazzam bir rol oynar. Bu eserler zamanla TRT Yurttan Sesler Korosu ve solistleri tarafından ’Türk Halk Müziği’ adı ile lanse edilir. Aralarında birçok Kürd sanatçının da derlenen eserleri Türkçe ve yeni dizeler ile seslendirdiği bu parçalar ’Bitlis yöresinden, Urfa yöresinden, Diyarbakır yöresinden türküler’ adı ile dinleyicilere sunulur.


 

 

 

 

 

 

Faslı Seyyah İbn Battuta (1304-1378) Nuh'un gemisinin karaya oturduğu Cudi Dağını ziyaret ediyor. (minyatür)

Kurdistan'a yapmış olduğu yolculukta Kürdlerle tanışmış ve Kürdlere misafir olup, Kürdlerden övgüyle söz etmiştir.

Anatoliya ve Kürdistan'ı iki ayrı coğrafya olarak ele alır. Anatoliya Doğu Yunanistan'dır. Zaten Anatoliya'nın anlamı yunancas:
Ülkenin Doğusu anlamındadır. Yunanlılar ve karduklar, yani Kürdistan ve Anatoliya Orta Asyalı türkler bölgeyi istila etmeden önce komşu idiler.

 

 

 

 

 

Yeryüzünün İlk Kavmi Kürtler ve Konuşulan İlk Dili Kürtçe

Soylu bir geçmişe sahip olan Kürtler tarih boyunca önemli beylik ve imparatorluklara ev sahipliği yapmıştır. Bizlerde Yeryüzünün İlk Kavmi Kürtler ve Konuşulan İlk Dili Kürtçe başlıklı makalemizde Kürt kavimleri ile Kürtçe dilinin önemi hakkında konuşacağız. Ortadoğu ve Kürdistan sınırları olmak üzere özellikle Asya kıtasının birçok yerleşim alanında Kürtlere ait bulgular mevcuttur. Örneğin Surlar, Kaleler, Camiiler, Köprüler ve daha birçok tarihi yerler Mervanilerden, Medlerden, Eyyubilerden gönümüze kadar kalmışlardır.

Soylu bir geçmişe sahip olan Kürtler tarih boyunca önemli beylik ve imparatorluklara ev sahipliği yapmıştır. Bizlerde Yeryüzünün İlk Kavmi Kürtler ve Konuşulan İlk Dili Kürtçe başlıklı makalemizde Kürt kavimleri ile Kürtçe dilinin önemi hakkında konuşacağız. Ortadoğu ve Kürdistan sınırları olmak üzere özellikle Asya kıtasının birçok yerleşim alanında Kürtlere ait bulgular mevcuttur. Örneğin Surlar, Kaleler, Camiiler, Köprüler ve daha birçok tarihi yerler Mervanilerden, Medlerden, Eyyubilerden gönümüze kadar kalmışlardır.

Kürtlerin tarihi bu denli büyük bir geçmişe sahip iken, günümüzde dahi yok sayılıp inkar edilmeleri kabul edilemez bir durumdur. Oysaki Tarihe baktığımızda Osmanlıdan ve ondan önceki dönemlerde Kürdistan’ın bir bölge ismi olduğu ve Kürtlerin resmi bir statüye sahip olduklarını görebiliriz. Cumhuriyetin ilanından sonra ne yazık ki kürtlere karşı ırkçı tavırlar hız kazanmış ve Kürtler yok sayılacak duruma gelmiştir. Surlar, Camiiler, Köprülerle dahi karşımıza çıkan bir topluluğu inkar etmek akıl karı değildir.

Yeryüzünün İlk Kavmi Kürtler Miydi?

Nuh tufanıyla her birimiz için hayatın yeniden başladığını ve dünyaya yeni bir fırsat daha verildiğini artık hepimiz biliyoruz. Bu içeriğimizdeyse Hz. Nûh’un ve kavminin hangi dili konuştuğu hakkında incelemeler yapacağız. İnsanlık aleminin ataları olan ve Nuh’un gemisinde hayatta kalmayı başaran bu 80 kişi sizce hangi kavimdendi?

Doğrusunu söylemek gerekirse aradan asırlar geçtiğinden ötürü bu konuyu %100 bilmemiz mümkün değil. Ama bu konuyla ilgili olarak Doğu’lu tarihçi ve İslam bilginlerinin tespitlerine büyüteç tutabiliriz. Araştırmacı Yazar ve Gazetesi olan Faruk Arslan’ın aktardıklarına göre,  Ermenî tarihçi Miğdisî, Kürtçe tarihinin Hz. Nûh ile başladığını iddia etmekte.

Yeryüzünün İlk Kavmi Kürtler ve Konuşulan İlk Dili Kürtçe

Yine Kürtler’in tarihinin Hz. Nûh Tufan’nına kadar gittiğini ve Kürtçe’nin Hz. Nûh ve kavminin konuştuğu en eski dil olduğunu iddiâ eden bir farklı kişi de Kütahyalı Türk seyyâh Evliya Çelebi (1611 – 82)’dir. Evliya Çelebi  Seyahâtname adlı yapıtında Nûh Tufanı’ndan sonra kurulan ilk 3 şehrin Şehr-i Nûh (Şırnak), Cezira Botan (Cizre) ve Miya Farqîn (Silvan) olduğunu anlatır. Hatta insanlık tarihinin Kürdistan’da başladığını kaydetmektedir.

Evliya Çelebinin Kürtler Hakkındaki Yazıları

Evliya Çelebi’den Nuh Ve Konuştuğu Dil Hakkında Deliller Seyyâh Evliya Çelebi, ölümsüz eseri  Seyahâtname’de, Hz. Nûh ve kavminin konuştuğu dilin Kürtçe olduğunu alttaki paragrafta şöyle ifade ediyor;

“Tûfân-ı Nûh, imar olan şehr-i Cûdi’dir, andan kal’a –i Sincâr’dır, andan bu kal’a-i Mefârikin’dir amma şehr-i Cûdi sâhibi Hazret-i Nûh ümmetinden Melik Kürdim altı yüz sene mu’ammer olup Kürdistân diyârların geşt ü güzâr ederek bu Mefârîkin’e gelüp âb u havâsından hazz edüp bu zemînde sâkin olup evlâd u ensâbı gâyet çok olup lisân-ı İbrî’den indiyyât bir gayrı lisân-ı turrehât peydâ etdi kim ne İbrî’dir ne Arabî ve ne Pârisî ve ne lisân-ı Derî’dir ve lisân-ı Pehlevî’dir, ana hâlâ lisân-ı Kürdim derler. Bu diyar-ı Mefârikîn’de peydâ olup hala diyâr-ı Kürdistân’da isti’mâl olunan lisân-ı Kürd Hazret-i Nûh ümmetinden Melik Kürdim’den kalmışdır, ammâ vilâyet-i Kürdistân dağistân u sengistân bilâd-ı bîpâyân olmağile on iki gûne lisan-ı Ekrâd vardır kim birbirlerine elfâzları ve lehçe-i mahsûsaları mûğayirdir kim niçesi birbirlerinin kelimâtların tercümân ile anlarlar.”

Konuşulan İlk Dili Kürtçe

Yanı sıra Evliya Çelebi, Kürtçe’yi konuşan ilk atanın sadece Hz. Nûh Peygamber olduğunu değil,  Hz. Yunus Peygamber’in de Kürtçe konuştuğu iddia eder;  Seyahatname: “Lisân-ı Ekrâd, fesâhat ü belâğat üzre tekellüm eder. Hazret-i Yûnus aleyhi’s-selâm diyâr-ı Musul’da sâkin iken Kürd lisânın söylemiş ola.”

Ayrıca 20. Yy ’da yaşamış olan Pakistanlı ünlü İslam âlimi Mewlânâ Ebû’l- Âlâ el- Mevdudî  (1903)  7 ciltlik Tefhîm’ul- Qûr’ân’a isimli eserinde, Nûh Tufanı’nın Kürdistan’da gerçekleştiğini belirterek Kürtler’in tarihinin buradan başladığını yazar.

Halen daha  İngiltere’de yaşayan Irak’lı arkeolog Prof. Dr. Abdullâh Zehawî , Kürdistan/ Cudi Dağı çevresinde ve Şırnak’ta yapılan çalışmalarda, çivi yazısıyla ve Kürtçe yazılmış Guti plaketleri bulmuştur. 2 yıl süren titiz çalışmanın ardından tüm bilgiler 1984 Ocağında Mısır’ın resmî gazetesi El- Ahram’da  “Hz. Nûh’un Gemisinin Durduğu Dağ” başlığıyla yayınlandı. Tüm bulgularsa, bir İngiliz bankasında muhafaza ediliyor.

Ayrıca Kürtler’in tarihinin insanlığın ortak atası Hz. Nûh  ile başladığını ileri süren ve Kürtçe’nin dünyada konuşulan tüm dillerin kaynağı olduğunu iddia eden Batılı bilim adamları da var.

Elbette ilk satırlarda dediğimiz gibi bu görüşlerin ve bulguların mutlak doğru olduğunu iddia etmek güç. Öte yandan bu görüşleri ortaya atan isimlerin tamamı birikim sahibi ilim adamlarıdır ve bu kişiler Kürt değildir.

İslam Tarihinde Kürtlerle İlgili Bazı Gerçekler

Yeryüzünün İlk Kavmi Kürtler ve Konuşulan İlk Dili Kürtçe yazımızın devamında İslam Tarihinde Kürtler hakkında bilgilere yer vereceğiz. İslam dininde Arapların soyu Hz. İsmail’e,  İsrailoğullarının soyu ise Hz. İshak’a dayanır.
Bu durumda Hz.İbrahim ne Arap nede Yahudi olmayabilir. Öte yandan Arapların ve Yahudilerin kökeni yakın yüzyıllara dayanır. Söz gelimi İbrahim peygamber 4bin yıl kadar önce yaşamıştır ve bu dönemlerin kaynaklarını incelediğinizde Araplar ve Yahudiler geçmez.  Kürt kavmiyse M.Ö 3 binden kaldığı sanılan Sümer yazıtlarında adı geçen kavimlerdendir.  Bu durumda Kürtler,  Araplardan ve Yahudilerden daha eski zamana yayılır. Öte yandan ‘İbrahim ismi’,  Arapça da değil, İbranice de değildir.

İbrahim İsmi Kürtçe midir?

Hz.İbrahim Harran’da doğmuştur. Yani Hurri Kürtlerinin hüküm sürdüğü Kürt anavatanı topraklarında. Öte yandan Hz.İbrahim mağarada doğarak büyümüş olabilir.

Hz. İbrahim Kürt Müdür?

İbrahim İsim İncelemesi İ-Bra-Him- Bra- kelimesinin heceleri= Kürtçe “kardeş” demek

Him= Kürtçe büyük taş/Kaya demek.

Ayrıca Kürtçede bu isim halen daha “Brahim” olarak telaffuz edilmektedir. Hz.ibrahim’in eşinin adi Sara’dır. Sara Kürtçe’de soğuk anlamına gelir. Araplar ve diğer kavimler ‘brahim’  ismini daha sonra duydularsa ve eğer İbrahim peygamber Kürt ise Kürtlerin içinde bu ismi taşıyan kişiler de bulunmalıdır. Böyle Hazreti İbrahim Kürt Müydü? sorusuna da bir cevap verdiğimizi düşünüyoruz.

Gudi ler Kürtlerin atalarıydı ve (İbrahim Peygamber den önce) Gudi kral listesinde;
“İbranum” olarak geçen kral adları bulunuyor. Bu rada ismin hece açılımı;

”Bra”= kardeş

“Num”=yeni

şeklindedir.

Öte yandan Hz.ibrahim’in ateşe atılması olayında kullanılan mancınığın icadını yapan kişi de bir Kürt’tür.  Ayrıca hepimizin bildiği gibi onu ateşe attıran Kralın adı Nemrud’dur. Nemrud ismi ise Kürtçe de Nemird’dir ve “Ölümsüz” manasına gelir.

Kaynak: SediyaniHaber

 

 

 

 

“Korduk, Ermeni Prensi Jonn’un idaresindedir.
Cudi Dağı Korduk’tadır; Çünkü, Nisibis’li (Nusaybinli) papaz Yakub, Nuh’un gemisinden kalan parçayı görmek için Korduk (Kurdistan) Ülkesin’deki Sararat’ı (Cudi Dağı) ziyaret etmiştir.”

5. Yüzyıl Ermeni Tarihçisi Faustus Byzantium

 

 

 

 

 

 

Utnapiştim kimdir?
Namı diğer Noah yada Nuh ...

 

 

 

Utnapiştim (Uta-napishti); Tufan efsanelerinin asurca versiyonu kabul edilen ve bilinen en eski yazılı metni konumundaki mitolojik anlatının kahramanı olan Sümer şehir devleti Şuruppak'ın kralıdır.

Asur Kralı Asurbanipal'ın Ninova’daki sarayında bulunan binlerce çivi yazılı tabletlerden en meşhurları Sümer kenti Uruk’un efsanevi yöneticilerinden biri olan Gılgamış Destanını içeren tabletlerdi: Bakınız: Gılgamış

1872 yılında British Museum’da George Smith tarafından tespit edilen Gılgamış Destanı tabletlerinin on birincisi Gılgamış ile tanrı Enlil tarafından gönderilen ve tüm canlıları yok etmeyi amaçlayan büyük Tufan'dan karısıyla birlikte kurtulmayı başaran Utnapiştim’in buluşmasını anlatır.

Tablette yer alan bilgilere göre Utnapiştim tanrılar tarafından planlanan büyük tufan öncesi uyarılır ve bir gemi yapar. Gamisini değerli eşyalarla, vahşi ve evcil hayvanlarla ve her alanda usta zanaatkârlarla doldurur.

Gemisi Nimush adlı dağa inmeden önce 6 gün boyunca insanlığı yok eden tufandan kurtulan Utnapiştim bir güvercin ile kırlangıcı serbest bıraktı. Fakat hayvanlar dinlenmek için kuru toprak bulamayarak geri döndüler. Sonunda serbest bıraktığı bir karakarga geri dönmedi ve gemi yanaşacak kara bulmayı başardı.
Utnapiştim ve karısı Tufan'dan sağ çıkıp dünyadaki hayvan ve bitki yaşamını da Utnapiştim'im yaptığı gemi ile kurtarmayı başarınca, tanrı Enlil tarafından kendilerine tanrılık bahşedili Gılgamış, Utnapiştim'den ölümsüzlüğün sırrını ister.

 

 

 

 

 

 

 

 

KURDISH FRUITS



KURDISTAN - Vetets hemland

VÄRLDENS ÄLDSTA TEMPEL

PREHISTORIC SITE OF XIRABRESHK (Girê Navokê) 'Göbekli Tepe'

HISTORICAL RUINS IN KURDISTAN

KURDISTAN - GARDEN OF EDEN

CHRISTIAN KURDS

 

NATURE OF KURDISTAN

 

 

 

KURDISTAN - Garden of Eden

 

 


Foundation For Kurdish Library & Museum