Lindsey Graham
Hürmetle yad ediyoruz
Ocak 2026'da HTŞ ve işgalci islamo-faşist türk devleti güdümlü cihatçı güruhların Halep ile Rojava Kürtlerine yönelik gerçekleştirdiği soykırım teşebbüsünü, oluşturduğu diplomatik baskıyla engelleyen Lindsey Graham 71 yaşında vefat etti.
ABD Senatörü Lindsey Graham, özellikle Ocak 2026'da Suriye'de yaşanan kritik kırılma anında, Rojava Kürtlerinin güvenliği ve geleceği açısından Washington'daki en kritik figürlerden biri haline gelmiştir. Beşar Esad rejiminin devrilmesinin ardından, Ahmed el-Şara liderliğindeki yeni geçici Suriye hükümeti ve Türkiye destekli cihadist grupların (HTS dahil) Demokratik Suriye Güçleri'ne (DSG) yönelik başlattığı geniş çaplı askeri harekat karşısında Graham'in attığı adımlar, bölgedeki dengeleri doğrudan etkilemiştir.
Rojava Kürtleri için Lindsey Graham’in önemini ve oynadığı kritik rolü gösteren kilit meseleler ve yönler şu şekilde özetlenebilir:
1. "Save the Kurds Act" (Kürtleri Kurtarma Yasası) Girişimi
Ocak 2026'da cihadist grupların ve yeni Suriye yönetiminin DSG kontrolündeki bölgelere yönelik saldırılarını tırmandırması üzerine Lindsey Graham, Senatör Richard Blumenthal ile birlikte "Save the Kurds Act" yasa tasarısını kongreye sunmuştur. Bu yasa tasarısı:
Rojava Kürtlerine karşı düşmanca faaliyetlerde bulunan veya saldırı başlatan herhangi bir hükümete ya da gruba karşı "kemik kıran" (crippling) ağır yaptırımlar uygulanmasını öngörmektedir.
Yeni Suriye hükümetinin ve cihadist yapıların operasyonlarını caydırmak adına ABD Senatosunun yasal ve ekonomik gücünü bir kalkan olarak öne sürmüştür.
2. Diplomatik Caydırıcılık ve Askeri Saldırıların Geciktirilmesi
Graham, cihadist grupların Rojava Kürtlerine yönelik harekatlarının bir "soykırım riskine" veya kitlesel bir tasfiyeye dönüşmesini engellemek için doğrudan siyasi baskı kurmuştur. Yaptırım tehditleri:
Suriye ve müttefiki olan grupların Kobani ve diğer kritik Kürt enklavlarına yönelik topyekûn bir saldırı başlatmasını erteletmiş ve diplomatik bir fren mekanizması oluşturmuştur.
Suriye'nin yeni yönetimisine açık bir uyarı göndererek, "Kürtlere saldırmanın ABD ile ilişkileri kalıcı olarak koparacağı" mesajını net bir şekilde ileterek Rojava Kürtlerinin üzerindeki askeri baskıyı hafifletmiştir.
3. "Sadık Müttefik" Vurgusu ve DEAŞ ile Mücadele Mirası
Graham, Washington'da Kürtlerin savunuculuğunu yaparken sürekli olarak tarihsel arka plana vurgu yapmıştır. DEAŞ hilafetinin yıkılmasında en ağır bedeli Rojava Kürtlerinin (DSG unsurlarının) ödediğini hatırlatarak, Kürtleri yarı yolda bırakmanın "ABD'nin itibarı ve ulusal güvenliği için bir felaket olacağını" savunmuştur. Bu söylem, ABD kamuoyunda ve Kongre'de Kürtlere yönelik iki partili (bipartisan) desteğin konsolide edilmesinde kilit rol oynamıştır.
4. Bölgesel Dengeleri ve Terör Tehdidini Kontrol Altında Tutma
Graham'in müdahaleleri sadece insani boyutta kalmamış, aynı zamanda stratejik bir güvenlik zeminine dayanmıştır. Rojava Kürtlerinin zayıflatılmasının bölgedeki DEAŞ hapishanelerinin kontrolünü riske atacağını ve terör örgütünün yeniden canlanmasına (resurgence) yol açacağını savunmuştur. Ayrıca yasa tasarısıyla Hay'at Tahrir al-Sham (HTS) gibi grupların Yabancı Terör Örgütü (FTO) statüsünün korunmasını ve pekiştirilmesini sağlayarak Rojava Kürtlerinin güvenliğini dolaylı olarak sağlama almayı amaçlamıştır.
Özetle Lindsey Graham, Ocak 2026'da Suriye'de güç dengelerinin altüst olduğu ve cihadist yapıların doğrudan Rojava Kürtlerini hedef aldığı en riskli dönemde, ABD devlet mekanizmasını harekete geçirerek Kürtlere yönelik soykırımsal bir askeri felaketin önüne geçen siyasi bariyer görevi görmüştür. Kürt siyasi aktörleri ve halkı için Graham; Washington'da kriz anlarında seslerini duyuran, yaptırım gücünü bir caydırıcılık silahı olarak kullanabilen en güçlü figürlerden biridir.
AKTARAN: Sidar Sebastian Serdaridis
|