KURDISH CITIES

IN ALPHABETICAL ORDER

 

 

 

 

 

 

SEVGİLİ KÜRDİSTAN'IM
DİREN! Çünkü direnmek yaşamaktır.
İç ihanete diren!
Dış saldırılara diren!
Diren ki yaşayasın!
Behra Wanê..
kürd göz yaşlarının biriktiği göl
gün gelecektir
kalmayacaktır hiçbir namert
işgalci islamo-faşist sömürgeci
bu kutsal topraklarında:

 



AGIRÎ

AKRE

AMÎDA


AMÊDÎ

AMÛDÊ

***

BANE

BARDARASH

BAZÎD

BITLÎS

BILECÛK


BISMIL

BOKAN

***

ÇÊRMÛG

CIZÎR

COLEMERG

ÇOLIG

ÇINAR

ÇEMÇEMAL

***

DÊRSIM

DÊRIK

DILÛK

DUHOK

***



EFRÎN

ELIH-Batman

ERXENÎ

ERZEROM

ERZÎNCAN

***


FARQÎN

***

GÊL

GIRGÊ AMO (Silopiya)

***


HALEB

HESEKÊ

HAMADAN


HAZAR

HÊNE

HEWLÊR

***


KOBANÎ

KOTOL

KOYE


KIRMANŞAN


KIRKUK

***

LACHÎN

LIC


***


MAHABAD

MAXMÛR

MAKÛ


MELETÎ


MÊRDÎN

MERÎWAN

MEREŞ

MÛSIL

MUKS

MÛŞ

***



NISÊBÎN

***

PALO - PALU

PAWEH

PIRSÛS

***

QAMIŞLO

QERS

QOSER

QULP

***

RANYA

REWANDUZ


RUHA / ORFA / URHA


***

SALMAS

SÊWAZ

SAQIZ

SÊRT


SEMSÛR


SERDEŞT

SILÊMANÎ


SINE


SÊWREG (Girê Sor)

SKENDERÛN

SORAN

***



SHEQLAWE

ŞINGAL

ŞIRNEX

ŞINO

***



TEBRÊZ

***


ÛRMIYE - UROOMIEH


***


XANEQIN

XARPÛT

XALFETÎ

XOY

***



WAN


WÊRANŞAR

YOZGAT

ZAXO










ANCIENT AMIDA

THE GREAT RING WALL OF ANCIENT AMIDA

CHURCHS OF KURDISH AMIDA

AMIDA PERSPEKTIVE


 

 

 

 

 

 

 

 

The ORIGINAL NAMES OF THE KURDISH CITIES

UTANMAZ KÜRD LİDERLER!

Her fırsatta kendilerine kürd yurtseveri yakıştırması yapıyorlar, ama şehirleri Türkiye'nin, Irak'ın, İran'ın ve Suriye'nin içinde anıldığından hiç rahatsız olmuyorlar. Bilakis buna yatkın ve alışkın olduklarını gösteriyorlar.

Örneğin ''Diyarbakır-Turkey'', ''Erbil-Iraq'', ''Mahabad-Iran'', ''Qamishly-Syria'' dendiğinde bunların hiç umurlarında bile değil, bundan hiç utanmıyorlar!

Biz böyle liderlere beş kuruşluk bir kıymet vermiyoruz ve hiçbir saygı duymuyoruz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Claudius Ptolemaeus (M.S 90-M.S. 168), Diyarbekir’ın “Bagraoandene/Bekiranlılar”, Antep’in “Belcanea/Belikanlılar”, Hakkari'nin “Tigranoandene/Tiriganlılar”, Elazığ’ın “Sophiene/Süphanlılar”, Dersim’in “Derzene”, Botanlılar’ın “Bokhtanoi” aşiretlerinden söz eder.

 


KURDISH PROVINCES

HEWRAMAN

 

 

 

İşgalci türkler, araplar ve persler Kürdistan küçük büyük bütün hemen hemen hepsinin ismini değiştirdiler

25 Aralık 1935

 



Sözde Meclis’te alınan kararla bütün Kürd Yerleşim Birimleri'nin isimleri değiştirildi.

Eski ve tarihi kürd yerleşim yerlerinin isimleri absürd isimlerle değiştirildi. Binlerce yıldır söylenen yerleşim birimleri anlamsız türkçe sözcüklere çevrildi. Kürd tarihi bu şeklde karartılı Kürdler ve Kürdistan türkleştirilecekti, türkiyelleştirilecekti.

Kürd yerleşim yeri isimlerinin değiştirilmesi kürd halkını türkleştirmek asimilasyonunun önemli bir ayağıydı.

 

 





 

 

 

İşgalci, İslamo-Faşist türk devleti 2016-2017 yılları arasında tam 13 kürd şehrini tamamen veya kısmen yerlebir etti.

Onbinlerce masum sivil kürdü katletti. Yüzbinlerce kürdü sürgün etti. Oninlerce kürdü zindana tıktı.

 

 

 

 

 

 




Elbette ki bu rakamlar gerçekte ÇOK DAHA BÜYÜKTİR.

İŞGALCİ-İSTİLACI-İLHAKÇI TÜRKİYE KÜRDİSTAN'I TÜRKLEŞTİRİYOR, ARAPLAR ARAPLAŞTIRIYOR, FARSLAR FARSLAŞTIRIYOR.
Kürdler Ortadoğu'nun en kadim kavmi oldukları gibi, Ortadoğu'nun EN BÜYÜK OTANTİK MİLLETİ'dir.

 

 

__________________________

 

 

 

 

KAYBEDİLMİŞ TARİHİ KÜRD ŞEHİRLERİ

Şiraz şehri Zend Kürd Devlet'inin (1750-1794) başkentiydi.

 

Etnik Kürdistan, bugün kendisini Kürt olarak tanımlayan toplulukların topluca bulundukları alana verilen isimdir ve bu sınırlar gittikçe küçülmektedir. Günümüzde Kürtlerin bir devleti olmadığı için, Kürdistan, Kürtlerin etnik çoğunluk oluşturdukları alanlar olarak tanımlanır.

Kürtler; doğuda Farslar, batıda Türkler ve güneyde Araplar olmak üzere Ortadoğu’nun diğer üç büyük etnik yapısıyla komşudurlar. Öte yandan kuzeyde Ermeniler ve Gürcüler, kuzeybatıda Azeriler ile birlikte Talışlar ve Gilanlar, kuzeybatıda Lazlar ve güneybatının bir kısmında Türkmenler, güneydoğuda ise Kaşkai gibi irili ufaklı birçok halk ile yan yana yaşamaktadırlar.

Kürdistan etnik coğrafyası giderek küçülmektedir. Son bin yıl içinde, Hamedan’ın güneyinden başlayarak İsfahan ve Şirazı’ı da içine alan ve Hürmüz Körfezi’ne kadar olan kısım ve Elbruz'dan Dağıstan'a kadar olan kısım kalıcı olarak kaybedilmiştir. Lübnan Dağları’nı da içine alan ve Suriye Çölleri’nin kuzeyinde kalan alanlar kalıcı olarak kaybedilmiş ve Kürt etnik sınırı Suriye-Türkiye sınırı yakınına kadar geri çekilmiştir. Berazi ve Milli Kürtleri’nin en az yarısı Suriye’de Araplaşma eğilimine girmişlerdir ve Şam’a kadar uzanan bir Kürt kolu yok olmuştur. Kürt Dağları / Çiyayê Kurmênc tarafında Afrin’in işgaliyle birlikte bu tehlike daha da büyümüştür. Yine son bin yılda Bizans-İslam çekişmesi sebebiyle M.Ö 16. yüzyıldan beri Kürtlerin ikincil bir yurdu olan Kızılırmak Havzası / Anadolu’nun doğusu kaybedilmiş ve bu sınır neredeyse Fırat’a kadar gerilemiştir. Arada Konya-Ankara-Kırşehir-Yozgat-Tokat beşgeninde Kürt öbekleri kalmıştır. Urartular döneminden beri Kürt varlığını bildiğimiz Kuzey Karadeniz ve Pontus’taki Kürt etkinliği tamamen sonlanmıştır. Roma’nın bölgeyi istilası bu bölgelerdeki Kürt varlığını tüketmiştir. Karadeniz Kürtleri, örneğin Hemşinler büyük oranda Ermenileşmiştir. En az 8 bin yıldan bu yana Kafkasya’da bulunan Kürt varlığı, 9. yüzyıldan itibaren doruğa çıkmıştır ve önce Rusların 18. Yüzyılda bölgeye akınlarıyla kırılmış, 20 yüzyılın başındaki etnik kıyımlardan sonra da kırıma uğratılmıştır. 1990’dan itibaren Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan’daki Kürt varlığı sonlandırılmıştır. Ermenistan’daki Ezidi Kürtler yerlerini korurken Müslüman Kürtler, Azerbaycan’a göç etmiş ve burada yeni Azeri kimliği içinde asimile olmuşlardır. 25.000 dolayında Kürt toplu olarak Ukrayna’ya göç etmiş ve Xarkov’a yerleşmiştir; Ukrayna-Rusya savaşı ile birlikte bunlar tümden dağılmışlardır. Xoy Hanlığı olarak bilinen Dumbeli Kürt Mirliği’nin 19. yüzyıldaki çöküşü ile birlikte o zamanlar Tebriz’de bulunan Kürt etnik sınırı Urmiye Gölü’nün güneyine kadar çekilmiştir.

Kürt etnik nüfusu Kürdistan’ın dışında Anadolu’da bir öbek ve Horasan’da bir öbek olarak bulunmaktadır. Bunun dışında Türkiye’nin batısındaki birçok ilde Kürt nüfusu %10 ve üstünde seyretmektedir. Kazakistan, Tacikistan, Afganistan, Pakistan, Hindistan, Arap Irak’ı, Lübnan, Beyrut, Mısır ve Doğu Türkistan’da Kürt toplulukları vardır.

Kürt etnisitesinin yaşam alanlarının en çarpıcı jeofizik özelliği dağlık oluşudur. Esas olarak Coğrafik Kürdistan, Zagros dağlarının orta ve kuzey kısmı, Toros ve Pontus dağlarının üçte ikilik doğu bölümü ile Amanos Dağları’nın kuzey kesimlerini kapsar. Anadolu Kürtleri, Toros ve Pontus dağlarının yamaçlarını mesken tutmuşlardır. Horasan’daki Kürtler, Elbruz Dağları’nın doğu kanadı olan Rewend dağlık bölgesini tercih etmişlerdir. Kazakistan'a sürgün edilen Kürtler ovalarda yaşayamamış, defalarca dağlık alanlarda yaşamak için başvuruda bulunmuşlardır.

06/2023

İbrahim Halil Baran

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Secret Military Document: How The Invader İslamo-Fascist Turkish State Erased the Names of Kurdistan’s Villages, Mountains, and Rivers

Republic of Turkey
General Staff Presidency
First Department, First Section
Document No.: 15239
Ankara – August 26, 1940

To: The Presidency of the Council of Ministers (Prime Ministry)

Subject:

In Hatay Province and the eastern provinces, there are a large number of foreign names used for towns, villages, rivers, mountains, and other geographical features. These names are considered unsuitable not only for our nation and schoolchildren, but also because they may be exploited by foreign powers that harbor particular intentions toward our country.

Therefore, it is regarded as a cultural and historical necessity to replace all foreign names currently in use in Hatay and the eastern provinces with names of Turkish origin or to introduce new Turkish names.

It is anticipated that the use of these new names in topographical maps, books, school textbooks, and all publications will make it easier for the nation and future generations to learn and adopt them at an early age. I therefore request your approval so that the necessary measures may be taken.

The matter has also been submitted to the Ministry of Foreign Affairs and the Ministry of the Interior.

Chief of the General Staff
Field Marshal
(Signature)

Assessment

This document illustrates the Turkish state's long-standing policy of erasing the national identity of non-Turkish peoples, particularly the Kurds, through the systematic replacement of traditional place names with Turkish ones.

The renaming of places was not merely an administrative measure; it was a deliberate security and assimilation policy aimed at consolidating the new Turkish nation-state while erasing the historical presence of Kurds and other peoples in the region. This policy began in the early years of the Republic and was implemented in successive phases, especially during the 1940s and after military coups.

Most of these changes took place in the eastern and southeastern provinces of Turkey, that is, in Kurdistan. According to various studies, approximately 4,000 Kurdish and Zazaki place names were changed. For example, Dêrsim was renamed Tunceli, and Amed was renamed Diyarbakır.

These measures were largely implemented following the suppression of Kurdish uprisings, including those of 1925, 1926–1930, and 1937–1938. The renaming campaign thus became a tool for creating an official historical narrative and imposing a Turkish identity upon regions with a distinct historical and cultural heritage.

The document demonstrates that the naming policy was viewed not only as a cultural issue but also as an element of state security and military strategy. The General Staff supervised and supported its implementation, which went hand in hand with forced resettlement policies and other measures directed against Kurdish regions.

In summary, the renaming campaign formed part of a broader state project to reshape history and construct a unified Turkey according to the principle of “One Nation, One Language, One Flag” by reducing or eliminating visible expressions of ethnic and cultural diversity. As such, it became a classic instrument of nationalist assimilation and a central component in the construction of the modern Turkish nation-state.

 

 

___________________________

 

 

Gizli Askerî Belge: işgalci islamo-faşist türk devleti Kürdistan'ın Köy, Dağ ve Nehir Adlarını Nasıl Sildi?

Hazırlayan: Muhammed Salih Kadri

Türkiye Cumhuriyeti
Genelkurmay Başkanlığı
Birinci Daire, Birinci Şube
Belge No: 15239
Ankara – 26 Ağustos 1940

Kime: Bakanlar Kurulu Başkanlığı (Başbakanlık)

Konu:

Hatay ve doğu vilayetlerinde şehir, kasaba, köy, nehir, dağ ve benzeri coğrafi yerlerin adları arasında çok sayıda yabancı isim bulunmaktadır. Bu isimler yalnızca milletimiz ve okul çağındaki çocuklarımız açısından değil, aynı zamanda ülkemiz üzerinde özel emeller besleyen dış düşmanlarımız açısından da önem taşımaktadır.

Bu nedenle, Hatay ve doğu vilayetlerinde hâlen kullanılmakta olan bütün yabancı isimlerin Türk kökenli isimlerle değiştirilmesi veya bunların yerine yeni Türkçe isimlerin verilmesi kültürel ve tarihî bir gereklilik olarak görülmektedir.

Bu yeni isimlerin topoğrafik haritalarda, kitaplarda, okul ders kitaplarında ve bütün yayınlarda kullanılmasıyla milletimizin ve gelecek nesillerin bu isimleri erken yaşlardan itibaren öğrenmelerinin kolaylaşacağı öngörülmektedir. Bu sebeple gerekli tedbirlerin alınabilmesi için onayınızı arz ederim.

Konu ayrıca Dışişleri Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığına da sunulmuştur.

Genelkurmay Başkanı
Mareşal
(İmza)

Değerlendirme

Bu belge,işgalci islamo-faşist türk ırk devletinin işgal ettiği kürdlerin, ulusal kimliğini silmeye yönelik uzun süreli politikasını gözler önüne sermektedir. Bu politika, şehir, köy, dağ ve nehir adlarının sistemli biçimde türkçe isimlerle değiştirilmesi yoluyla uygulanmıştır.

Yer adlarının değiştirilmesi yalnızca idarî bir uygulama değil, aynı zamanda Kürdistan'ı işgal ve ilhaka dayanan sahte, yapma, çakma bir türk ulus-devletini güçlendirmeyi ve Kürdistan'da yaşayan kürdlerin ve diğer halkların tarihî varlığını görünmez kılmayı amaçlayan işgalci ırkçı bir asimilasyon stratejisiydi. Bu politika cumhuriyet olmadığı halde cumhuriyet dedikleri türk ırk devletinin ilk yıllarında başlamış ve özellikle 1940'lı yıllarda ve askerî darbeler sonrasında yoğunlaştırılarak sürdürülmüştür.

Bu değişikliklerin büyük bölümü işgalci islamo-faşist Türkiye'nin doğu ve güneydoğu vilayetleri dedikleri Kuzey Kürdistan şehirlerinde, gerçekleştirilmiştir. Çeşitli araştırmalara göre yaklaşık 4.000 kürdçe ve zazakî yer adı değiştirilmiştir. Örneğin Mameki/Dêrsim adı Tunceli, Amed adı ise Diyarbakır olarak değiştirilmiştir.

Bu uygulamalar, 1925, 1926–1930 ve 1937–1938 yıllarındaki kürdkıyamlarının bastırılmasının ardından daha da hız kazanmıştır. Böylece yer adlarının değiştirilmesi, resmî bir tarih anlatısı oluşturmanın ve farklı tarihî ve kültürel kimliğe sahip bölgelerde işgalci islamo-faşist türk kimliğini dayatmanın araçlarından biri haline gelmiştir.

Belge, isim değiştirme politikasının yalnızca kültürel bir mesele olarak değil, aynı zamanda devlet güvenliği ve askerî stratejinin bir parçası olarak görüldüğünü göstermektedir. Genelkurmay, bu politikanın uygulanmasını denetlemiş ve desteklemiştir. Politika, zorunlu iskan uygulamaları, sürgünler ve kürd ülkesi Kürdistan bölgelerine yönelik diğer işgalci soykırımcı katliamcı tedbirlerle birlikte yürütülmüştür.

Özetle, yer adlarının değiştirilmesi politikası, etnik ve kültürel çeşitliliğin görünür izlerini ortadan kaldırarak "Tek Millet, Tek Dil, Tek Bayrak" işgalci ırkçı anlayışı doğrultusunda yapma-çakma bir Türkiye yaratmayı amaçlayan daha geniş bir devlet projesinin parçası olmuştur. Bu yönüyle söz konusu uygulama, milliyetçi asimilasyonun klasik araçlarından biri ve işgalci türk ulus-devletinin inşa sürecinin temel unsurlarından biridir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

En studie med titeln - Kurdistans städer och landsbygd - skriven av prins Sureya Badarkhan.
Han överlämnade den till den 16:e internationella antropologikonferensen, som hölls i den belgiska huvudstaden Bryssel 1935

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

The official chart prepared based on the 1927 official census conducted by the Turkish state regarding the places where native languages were spoken.

The claim that Diyarbekir speaks Arabic is a complete lie, fabricated as part of an occupation plan aimed at manipulating the demographic structure.

1927 yılında türk devleti tarafından yapılan resmi nüfus sayımına göre anadil konuşulan yerler hakkında hazırlanan resmi grafik.

İnglizce: Diyarbekir'in arapça konuştuğu ise demografik yapı ile oynamak isteyen koca bir işgalci hazırlığı yalanı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

These lands are ours. We, the Kurds, are not only the majority within Turkey’s Muslim population but also the largest nation in Turkey. The minority is, in fact, the Turkish population.

 

In the country of Kurdistan, which has been occupied and annexed by Türkiye, we are the majority, and even across Turkey as a whole, we remain the largest group. The total of all other groups combined may only equal the number of Kurds. The clearest example is cities like Istanbul, Izmir, Ankara, Mersin, and Adana, where Turks are not the majority. Instead, a century of assimilation policies has created a Turkish-speaking majority.

In the end, they present anyone who says "I am Turkish" as Turkish, and even those who say "I am Kurd" as Turkish. However, the idea that Kurds would betray their own country, Northern Kurdistan, or the Turkey they are part of is impossible. Such claims are nothing but slander and hate crimes against Kurds.

 

Bu topraklar bizim, biz kürdler hem Türkiye'deki müslüman çoğunluğun çoğunluğuyuz, hem de Türkiye'deki en kalabalık nüfusa sahip bir milletiz. Azınlık olan türk nüfusudur.
Türkiye tarafından işgal ve ilhak edilmiş Kürdistan ülkesi'nde çoğunluk, Türkiye genelinde de yine en kalabalık grup biziz, Kürdler dışındaki tüm grupların toplamı belki kürdler kadar olabilir. En bariz örneği de İstanbul, İzmir, Ankara, Mersin, Adana vd şehirlrde türkler çoğunluk değil, yüzyıllık asimilasyon politikası sonucu türkçe konuşanlar bir çoğunluk oluşmuş. Neticede; türküm diyeni türk, kürdüm diyeni de türk olarak lanse ediyorlar ama kürdlerin kendi ülkeleri Kuzey Kürdistan Bölgesi'nde ve paydaşı oldukları Türkiye'ye ihanet etmeleri muhal, bu iddialar kürdlere karşı birer iftira ve nefret suçudur.

 

 

 

 

La.Geography Universelle 1693

 

 

 

 

 

 

 

 

La.Geography Universelle 1693

 

 

 

 

 


This project will continue

Ev proje hê nuh dest pê kiriye.
Heger li ber destê We wêne, belge û dokumentên derbareyê bajaran hebe - ji çakiya xwe bo me verêkin.

 

 

 

 


GUNDÊN KURDISTANÊ


NAVÊN RASTÎ/KURDÎ YÊN BAJARÊN KURDISTANÊ


NAVÊN BAJAR Û NAVÇEYÊN KURDISTANÊ

 

KURDISH REGISTER

 

 

 

KURDISTAN

 

 




Foundation For Kurdish Library & Museum